Nostaljik Zerrin Özer Röportajı- Eski Haberler – Seksenler

Nostaljik Zerrin Özer Röportajı -80ler

Nostaljik Zerrin Özer röportajı konulu bugünkü yazımızda sizleri neredeyse 40 yıl önceye götürmek istiyoruz. 80lerde Zerrin Özer ile ilgili yapılan bu eski haber, eminim birçok kişiyi duygulandıracaktır. Lafı fazla uzatmak istemiyorum. İyi okumalar…

Zerrin, daha birkaç ay önce söylediklerini unuttu ve eski plak şirketi hesabına yeniden stüdyoya gire­rek ikinci LP’sini tamamladı. Genç şarkıcı, bu plağın da çok güveniyor…

Zerrin Ozer, birkaç ay önce hakkında konuştuğu plak şirketi ile yeniden anlaşarak ikinci LP’si için stüdyoya girdi. Genç şarkıcı gene iddialı olduğunu ve yeni “Gönül”lerle yakında müzik severlerin karşısına çıkacağını söylüyor.

Eskilerin sıkça kullandıkları bir söz, doğruluğunu bir kez daha gösterdi: “Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer kürkçü dükkanıdır.” Nereden mi aklımıza geldi bu söz… Anlatalım: “Gönül” adlı plağı ile adını bir anda zirveye yazdırdıktan sonra bağlı bulunduğu plak şirketi ile aralarına kara kedi giren Zerrin Özer, birkaç ay önce söylediklerini unutmuşcasına yeniden Kent Plak ile anlaşarak ikinci LP’si için stüdyonun yolunu tuttu.

Nostaljik Zerrin Özer Röportajı - Eski Haberler
Nostaljik Zerrin Özer Röportajı – Eski Haberler

Bundan bir kaç ay önce Zerrin’in”Seni Seviyorum” adlı LP’si Kent Plak etiketiyle piyasaya çıkmıştı. Genç şarkıcı o zamanlar Ankara’da bulunuyordu. İstanbul’a döndükten sonra çeşitli yayın organlarında şöyle sözleri çıktı Zerrin’in: “Haberim olmadan deneme bantlarından yapılan bir LP’mi piyasaya çıkartmışlar. Tazminat davası açacağım. Benim sanatımı baltalıyorlar. Bir daha değil onlara plak yapmak, kapılarından içeri adımımı bile atmam!..”

Aradan aylar geçti. Geçenlerde Zerrin’in ikinci LP’si için stüdyoya girdiğini öğrendik. “Demek ki” diye düşündük “Başka bir şirketle anlaştı ve yeni plağını yapıyor”. Gördüklerimiz, düşündüklerimizin tam aksiydi. Zerrin, bu plağını da Kent Plak hesabına yapıyordu. Sorduk. Şu yanıtı aldık: “Tatsız birtakım olaylar geçmişte kaldı. Artık o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Oturduk, yeniden konuşup anlaştık. Olanlar yalnızca bundan ibarettir”.

Söz ve Müziği Orhan Gencebay’a Ait Gönül 

Sözü ve müziği Orhan Gencebay’a ait olan “Gönül”ü plak yaptıktan sonra şansı bir anda açılan, bu arada 60 bin liraya İzmir Fuarı için anlaşma imzalayan Zerrin, yeni LP’si için de iddialı konuşuyor: “Artık hedefimi biliyorum. Zerrin Ozer olarak müzik dünyasında bir yerim var. Sürekli olarak bu yerimden daha yukarılara çıkacağım. Eski şarkıların gölgesine sığınmak istemiyorum. Bu nedenle ikinci LP’mdeki bütün şarkıları prodüktörüm Ümit Güner titiz bir çalışmanın sonunda seçti. Dinleyicilerim bu plağımda karşılarında yepyeni bir Zerrin bulacaklar ”
Bakalım, göreceğiz!..

Benzer Yazılar:
1-Eski Barış Manço Röportajları 
2-Sezen Aksu Aşk Hayatı ve Eski Evlilikleri
3-90lar Tarkan Fotoğrafları
4-90lar Pop – Yıldız Tilbe

Efsane Galatasaraylı Amigo Karıncaezmez Şevki Güney

Karıncaezmez Lakaplı Ünlü Galatasaray Taraftarı ve Amigosu Şevki Güney

Karıncaezmez Şevki Güney… Yalnız Türkiye’de değil, belki de dünyada eşine ender rastlanan kulüp taraftarlarından biri olan ve «Karıncaezmez» adı ile tanınan Şevki Güney, uğruna her şeyini harcadığı kulübünün idarecileri, kendisine sıkışık bir zamanında en ufak bir yardımdan kaçındıkları, kulüp aşkı yüzünden ailesi ile darıldığı ve iki sene çocukları perişan halde sokaklarda kaldığı için, Galatasaray’a darılmış, maçlara da gitmiyormuş. Ama üzerinde hala sarı – kırmızı forma var.

Karıncaezmez Şevki Güney Otomobili ve Selamı
Karıncaezmez Şevki Güney Otomobili ve Selamı

Efsane Amigo Karıncaezmez Şevki Güney

— Onların yüzünden şu «Kahve değirmeni» ile kaldım. Yoksa şimdi benim de altımda 65 model bir otomobil bulunur, evim, param olurdu. Bugün tamamen iflas etmiş bir haldeyim. Galatasaray’ın renklerini, ismini, propagandasını yaptığım halde, bana hiç kimse yardım elini uzatmadı. Bu yüzden zaman zaman müşterilerimle fena kişi oldum, çalışamaz hale geldim. Şimdi biraz param olsa, hemen sarı – kırmızı renklerle mezarımı yaptırıp, ailece üzerinde resmimizi çektirecek ve bütün tanıdıklarıma dağıtacağım… Dertli Karıncaezmez içini döktükten sonra, transfer mevzusuna temas etmek mümkün olabildi.

— Yeni futbolcuları tanımıyorum, fakat duyuyor ve okuyorum. Her takımı bir hayli gençleştirmek ve bunun için gereken parayı harcamak lazım.
— Ya eskiler için ne düşünüyorsun?
— Galatasaray Metin için, Metin de Galatasaray için her şeyi yaptı. Artık onlar etle tırnak oldular. Metin, kulübün vaziyetini düşünerek fazla istememeli, kulüp de bu emektar ve klas futbolcusuna 70 – 80 bin lira vererek işi halletmelidir. Ayhan ve Talat’a da 35 – 40 bin lira yeter…

Benzer Yazılar:
1-İlginç Hikayeler :İngiliz Büyücü Sinan’ın Aklını Başından Aldı
2-Komik Fotoromanlar
3-Tarkan’ın Eski Hayatı ve Fotoğrafları

Çocuğun Doğmadan Önce Geçirdiği Safhalar

Çocuğun Doğmadan Önce Geçirdiği Safhalar

Çocuğun doğmadan önce geçirdiği safhalar konulu nostaljik bir yazıyla yine karşınızdayız. Eski dergi arşivimden seçtiğim bu yazıda bebeğin ana rahmindeki mucizevi gelişimi anlatılmaya çalışılmış. Gelin hep birlikte yarım asır önceye seyahat edelim.

Atom ve feza çağındayız. Ama Allah’ın yarattığı harikalara kıyasla gene de çok gerideyiz. İnsanın, sadece ana karnındaki teşekkülü
sırasında geçirdiği safhaların, ne derece nizam ve mükemmeliyetle cereyan ettiğini düşünmek, bu gerçeği ortaya koyabilir.

Bebeğin Ana Rahmindeki Mucizevi Gelişimi
Bebeğin Ana Rahmindeki Mucizevi Gelişimi

En Mükemmel Eser, Gene Allah Elinden Çıkıyor

Tabiattaki en gelişmiş canlı sayabileceğimiz insanın teşekkülü, ana karnında geçirdiği safhalar, gerçekten mucize denilecek kadar ince ve karışık bir olaydır. Çoğumuz, bir çocuğun ana karnında belirli bir müddet gelişip büyüdükten sonra doğum yapılmak suretiyle dünyaya geldiğinden başka bilgiye sahip değilizdir. Halbuki bir çocuk doğana kadar geçirdiği safhalar gerçekten en meraklı hikayeden daha meraklı, en heyecanlı hadiseden daha heyecanlıdır.

Üzüm salkımı gibi 150 taneli bir üzüm salkımı düşünün, ama büyüklüğü gözle bakıldığı zaman bir nokta kadar olsun. İşte insanın ilkel hali budur. Gene düşünün ki, bu salkımın her bir tanesi anne karnında ayrı bir hücre olarak büyüyecek, beslenecek, gelişecek ve belirli bir zaman sonra ortaya bedeni, ruhu, organları ile küçücük bir insan çıkacak…

Çocuğun Doğmadan Önce Geçirdiği Safhalar
Çocuğun Doğmadan Önce Geçirdiği Safhalar

Ana Rahmindeki Gizemli Hayat

Bir çocuğun doğmaya namzet oluşundan, doğuşa kadar geçirdiği safhalar gayet ölçülü ve programlıdır. Çocuk, ana rahminde teşekkül ettiği andan itibaren 6 günlük oluncaya kadar adeta bir göçebe hayatı yaşar. Henüz belirli bir şekle sahip değildir. Bu şekilsiz cisim sabit bir noktada kalmayıp devamlı hareket halindedir. İlk hafta geçtikten sonra bu insan nüvesi anne rahminde kendisine bir yer bulur, buraya yerleşir ve yavaş yavaş annesinden besi maddeleri almaya başlar. Bir ay sonra cenin tamamen teşekkül etmiştir. Boyu 8 mm. dir. Daha 25 günlükken kalp dakikada 65 defa atmaya başlamıştır. Baş, gövdeye nispetle epey büyüktür. Yavaş yavaş el ve parmakları meydana çıkar. Ana ile çocuk arasında besi bakımından sıkı bir rabıta vardır.

Üçüncü ayda cenin 3 aylık olunca artık ayrı bir insan özellikleri kazanmaya başlar. Ağırlığı umumiyetle 30 gramdır. Ayaklarını oynatır. Kendi kendine ağzını açıp kapama, yutkunma ve nefes alma temrinleri yapar. Gerçi bu safhada gerekli oksijeni henüz annesi vasıtasıyla almaktadır ama, ilerisi için bu zamandan kendini hazırlamaya başlar. Beden hareketleri bu çağdan daha da önce başlamıştır ama, anne, çocuğun hareketini ilk defa 3 aylık olduktan sonra duyabilir. Bütün bu bilgiler, erken doğan ve fazla yaşamayan çocuklar üzerindeki incelemelerden ortaya çıkarılmaktadır.

3. Ayda Allah Bebekte Tüm Mimari Rötuşları Tamamlar

6 haftalık ceninlerin tetkikinde bu çağdaki canlının hareketlerinin çok hudutlu ve belirli olduğu görülmüştür. Ancak 3 aylık olan çocuklarda, ilk doğduğu zamankilere eşit bir hareket etme kabiliyeti dikkati çekmektedir. Üç aylık oluncaya kadar çocukta tam teşekkül etmiş bir yüz de yoktur. Üç ay dolunca, yüz şekilleri meydana çıkar ve gene üç aylıkken çocuk anneye veya babaya benzeyen hatları alır. Sade gözleri kapalıdır. Bu altı aylık olana kadar devam eder.

Üçüncü aydan sonra organik şekillenme aslında cenin iki aylıkken sona ermiş ve 3 ay dolunca Allah artık çocuktaki bütün mimari rötuşları tamamlamıştır. Hele dört aylık olunca, yeni doğduğu zamanki vasıfların hepsine artık sahip haldedir. Bugünkü atom ve feza devrinde, en ince ve karışık hesaplarla bile altından çıkılamayacak olan tabiatın bu harika işlemi, hala ilmi meşgul eden ve hayranlık toplayan bir olay sayılmaktadır.

Çocuğun Doğmadan Önce Geçirdiği Safhalar

Beşinci hafta: 8 mm. boyu vardır. Bütün iç organlar şekillenmiştir.
Altıncı hafta: 12 mm. olmuştur. Resimdeki yuvarlak çıkıntı kalptir.
On birinci hafta: 27 mm. dir. Kollar ve bacaklar ortaya çıkmıştır.
Üç Aylık: 40 ınm. boyu vardır. Çocuk artık uzuvlarını oynatmaya başlar.
Dört Aylık: Ceninin boyu 16 santimi bulmuştur. Ağırlığı 125 gr. kadardır. Anne artık karnında çocuğun hareket ettiğini açıkça duyabilmektedir.

Paylaştığım yazı hoşunuza gittiyse aşağıdaki yazılara da göz atabilirsiniz.

1Lanetli Bebek Hikayesi
2-Oyuncak Bebek Korku Hikayesi
3-Nostaljik Pembe Diziler

Komik Korku Hikayeleri

Komik Korku Hikayeleri – Website Korku Hikayesi

Komik korku hikayeleri kategorisinden bugün sizlerle website korku hikayesi adlı bir öykü paylaşmak istiyoruz. Hikayeyi mutlaka sonuna kadar okumanızı öneriyoruz. Bu hikaye sadece garip bir komik korku hikayesi değil aynı zamanda hiçbir korku sitesinde bulamayacağınız kült bir hikaye.

Bir gün, bir çocuk içerisinde bir sürü korkutucu hikaye ve şehir efsanesi olan bir korku sitesine girdi. Hikayelerden birine yorum yazmak için web sitesine üye oldu. Kullanıcı adı olarak Şeytan666 ‘yı seçti.  Çocuk kullanıcı adını seçer seçmez hemen “Tüm Şeytanları Övün” ve “Şeytanı seviyoruz”  adlı kullanıcılardan özel mesajlar almaya başladı. Korkan çocuk hemen internet bağlantısını kesip lanetli gördüğü siteyi kapattı.

Ertesi gün olduğunda çocuğun evinde bir grup satanist ortaya çıktı. İçeri girip çocuğun önünde diz çöktüler ve ona ibadet etmeye başladılar. Bundan sonra, çocuğun ebeveynlerini öldürdüler ve evin etrafında oturup sigara içtiler. Gece olduğunda satanistler siyah elbiseler giydiler, siyah mum yaktılar ve duaları sondan başa doğru geriye okumaya başladılar. Sonra birden çocuğun boynuzları, sivri kulakları ve kuyruğu çıktı ve kükürt gibi kokmaya başladı.

Otostopçu Kız

Bir genç kız aynı web sitesine “Kime Ait Olduğu Belirlenemeyen Ceset”  olarak kaydolmaya çalıştı. Bir saat sonra, evinin önünde birkaç seri katil ortaya çıktı ve onu kimin öldüreceği konusunda tartışmaya başladılar. Çıkan kavgada seri katiller birbirlerini bıçaklayıp öldürdüler. Bunlar olurken, kız kaçma fırsatını yakaladı. Yol boyunca koşarken, kıza bir araba çarptı. Çarpma o kadar şiddetliydi ki kızın vücudu tamamen parçalandı.

Komik korku hikayeleri
Komik korku hikayeleri

Ertesi gün polisler, otostopçu kız olduğunu düşündükleri bir ceset buldular. Vücudun kalan parçaları ve kopmuş uzuvlarından cesedin kime ait olduğunu belirlemeye çalıştılar fakat belirleyemediler. Kızın üzerinde cüzdan bulunamadığı için kim olduğu ve nerede yaşadığı bulunamadı. Onu üzerinde ismi yazmayan bir mezar taşıyla gömdüler ve ne yazık ki ebeveynlerin hayatları, kızlarının nerede olduğunu aramakla geçti.

Korkunç Palyaçolar

Web sitesini bulan başka bir genç kız kendisine “PalyaçoSever14” takma adını verdi. Birkaç dakika içinde, ön kapının önünde korkunç palyaçolar belirdi. Palyaçolar evin içerisine girmek istedi fakat kız onları içeri almayı reddetti. Kızın annesi polisi aradı ve palyaçoların çoğu gelen polisler tarafından tutuklandı. Ertesi gün kız okula giderken şişman ve tüylü bir palyaço yolunu kesti. Kız kaçmaya çalıştı fakat palyaço onu yakaladı. Bir kaç gün sonra kızın cesedi yolun kenarında bulundu fakat korkunç palyaço hikayesi bir sır olarak kaldı.

Website Korku Hikayesi - ilginç Komik Korku Hikayeleri
Website Korku Hikayesi – ilginç Komik Korku Hikayeleri

Evli bir adam korku web sitesi üzerinde kız tavlamak için kendisine “Fadime61” kullanıcı adını aldı. Birdenbire birçok erkekten ürpertici mesajlar almaya başladı. Bunun üzerine adam siteyi kapatıp tuvalete gitmek için banyoya girdi. Banyoya girdiğinde aynada kendini gördü ve dehşete düştü. Çünkü aynada gördüğü şey bir kadındı. Artık uzun sarı saçları ve göğüsleri vardı.

Kendisine ne olduğunu anlayamayan adam karısına hemen durumu anlatmak için mutfağa girdi. Ona gördüğü an, karısı adama saldırdı ve bağırmaya başladı: “Beni aldattığını biliyordum!” Adam durumu açıklamaya çalıştı ama eşi onu dinlemeden tokatlıyor ve örgülü saçını çekiyordu. Bir süre sonra, iki kadın yorgun düşmüşlerdi. Mutfak masasına oturdular ve birlikte bir şişe şarap içip sarhoş oldular. Erkeklerin hepsinin pislik olduğunu söyleyip durdular ve sabaha kadar birlikte ağladılar.

Eğer siz de bu korku websitesinde bir yorum yazmak istiyorsanız, kullanıcı adınızı seçerken iki kere düşünün. Onlar dikkatli düşünmemişlerdi…

Eski Mısır’da Nefertiti ve Güneş Tanrısı Ra

Nefertiti ve Ra 

Bu içeriğimizde Eski Mısır’ın gizemli kraliçesi Nefertiti ve Ra ile ilgili kısa bilgiler vereceğiz.

Nefertiti ve Ra
Nefertiti ve Ra

Nefertiti on beş yaşındayken, kendisinden bir yaş büyük olan ve babasının ölümünden sonra kral olan 4. Amenhotep (Akhenaton) ile evlenmiştir. Gizemli kraliçenin altı kızı vardı ve bazılarına göre bir de oğlu bulunmaktaydı.

Saltanatının beşinci yılında, Amenhotep adını Akhenaton (Akhenaten) olarak değiştirmiştir. Akhenaton, önceki kralların inançlarına karşı çıkmış ve güneş tanrısı Aten’in tüm Mısır tanrılarının en büyüğü olduğuna inanmıştır. O zamana kadar yüce kabul edilen güneş tanrısı Amen-Ra’dan ziyade ibadet edilmesi gereken tek tanrının Aten olduğunu ilan ederek eşi ile aynı inancı paylaşmıştır.

Eski Mısır’daki en gizemli ve güçlü kadınlardan biri olan Nefertiti, 1353’ten 1336’ya kadar Firavun Akhenaton’in eşi olarak ona hizmet etmiştir. Kocası Akhenaten’in ölümünden sonra ise Mısır’a hükmetmiştir. Nefertiti’nin saltanatı sırasında Mısır’da muazzam bir kültürel çeşitlilik bulunmaktaydı.

Güneş Tanrısı Ra
Güneş Tanrısı Ra

Ra Kimdir ?

Ra , Eski Mısır’ın güneş tanrısının birincil adıdır. Çoğu zaman Tanrıların Kralı ve dolayısıyla Mısır’ın merkezi tanrılarından biri olarak kabul edilmiştir. Ayrıca her şeyin yaratıcısı olarak da bilinirdi. Ra o kadar güçlü ve popülerdi ki, bazı modern yorumcular Eski Mısır’daki dini inancın aslında tek tanrılı bir inanç olduğunu söylemişlerdir. Bu biraz abartılı görünmekle birlikte, Mısır tarihi boyunca dini metinlerden bazıları bu düşünceyi desteklemektedir. Ayrıca Mısırlılar, Ra’nın onuruna güneş tapınakları inşa edip onu onurlandırmışlardır.

Lanetli Bebek Hikayesi

Lanetli Bebek Hikayesi – Şeytan Oyuncak Bebek

Lanetli bebek hikayesi, bir gün dükkandan lanetli bir bebek satın alan küçük bir kız ile ilgili korkunç ve komik bir hikayedir. Öykü wattpad korku hikayeleri arasında gösterilmektedir. Tarafımdan çevirisi yapılarak dilimize çevrilmiştir. Lanetli oyuncak bebek kısa korku hikayesini okuduktan sonra mutlaka Korku Seansı filmi ile ilgili Annabelle gerçek hikayesi adlı yazımı da okumanızı öneririm. Şimdi ürpertici ve komik korku hikayemize geçelim.

Bebekleri gerçekten seven küçük bir kız vardı. Yatak odasında büyük bir oyuncak koleksiyonu vardı. Bir gün, kendi başına bir oyuncak bebek dükkanına gitti. Dükkanda dolaşırken, gerçekten güzel bir oyuncak bebek buldu. Bebek o kadar hoşuna gitmişti ki, küçük kız onu koleksiyonuna katmak için sabırsızlanıyordu. Fakat beğendiği bu oyuncak bebeği satın alacak yeterli parası bulunmuyordu.

Lanetli Bebek Hikayesi
Lanetli Oyuncak Bebek Hikayesi – Korkunç ve Komik Öyküler

Küçük kız, dükkana bakan yaşlı kadının yanına gidip sordu: “Bu bebek ne kadar hanımefendi?”
Kadın cevap verir: “Elinde tuttuğun bebek satılık değil”
Kız cevap verir: “Ama bu bebek çok güzel, onu gerçekten istiyorum.”
Yaşlı kadın kızgın bir şekilde cevap verdi. “Sana söyledim ya, satılık değil o bebek”
Kız ısrar ederek sordu: “Neden satılık değil ki çok güzel bir bebek oysa?”
Yaşlı kadın cevap verir: “Çünkü bu bebek lanetli!”
Kız: “… Umrumda değil.”
Yaşlı kadın: “Bunu sana satmak istemiyorum ama madem bu kadar ısrar ediyorsun, al bebeği senin olsun. Ama sakın bu bebekle bir yerde yalnız kalma. Beraber kalacaksanız da onu dolaba kilitle ve dua et… Kötü bir şey olursa beni suçlama. ”
Kız cevap verir: “Çok teşekkür ederim! ”

Küçük Kız ve Lanetli Oyuncak Bebek

Küçük kız bebeği alarak dükkandan çıkar. Bebeği eve götürebildiği için çok mutludur. Oturdukları apartmana geldiğinde kız asansörü çağırır ve gelmesini bekler. Asansör geldikten sonra kapısını açıp içine girer. Bir yandan da bebeğini sıkıca kolları arasında tutuyordur. Birden asansörün ışıkları söner. Asansör kapısı kapalı olduğu halde asansör hareket etmez. Küçük kız korkar ve bu korkuyla titremeye başlar. Aklına yaşlı kadının söyledikleri gelir “Sakın bu bebekle bir yerde yalnız kalma”…

Küçük kız asansörden çıkmak ister fakat çıkamaz. Artık iyiden iyiye küçük kız, kolları arasında tuttuğu bebeğin lanetli olduğunu düşünmeye başlar. Tam bu sırada bebek, küçük kızın kolları arasında hareket etmeye başlar ve yavaş yavaş başı kıza doğru dönmeye başlar. Kız çığlık atmak ister ama şoktan ses çıkartamaz. Artık oyuncak bebeğin başı tamamen kıza çevrilmiştir. Birden bebeğin gözleri açılır ve cansız cam gözleri ile kıza bakarak konuşur: “Asansörü hareket ettirmek için düğmeye bas geri zekalı!”

Hikayemizi beğendiyseniz lütfen paylaşın ve yorumda bulunun. Dilerseniz asansörde geçen ve çözülememiş bir korku hikayesi olan Elisa Lam Cinayeti adlı hikayemizi de okuyabilirsiniz. Ayrıca lanetli oyuncak bebek Annabelle ile ilgili korkunç bir videoyu buraya tıklayarak Youtube üzerinden izleyebilirsiniz. Bir başka yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.

Ölü Adamın Eli

Ölü Adamın Eli Hikayesi – Korkunç Şehir Efsanesi

Ölü adamın eli hikayesi , bir poker oyununda ele alınabilecek en tehlikeli kartlarla ilgili anlatılan korkunç şehir efsaneleri arasında yer alır. Şehir efsanesine göre bir poker oyununda eline iki siyah As ve iki siyah Sekiz (Dead Man’s Hand) gelen oyuncu aniden ölecektir. Pokerde elinizde 5 kart bulunur. Fakat ölü adamın eli 4 karttan oluşur (iki siyah As ve iki siyah Sekiz) , çünkü 5. kartı almadan önce ölürsünüz. Ölü adam eli pokerde kader kartları olarak da bilinir.

1876’da, efsanevi Eski Batı hukukçusu Wild Bill Hickok, Deadwood kasabasında bir salonda poker oynuyordu. Oyunda dört kart dağıtıldı ve onları çevirdiğinde, kendisine ölü adamın eli geldiğini anladı. Bunun üzerini 5. kartı almak için masadaki kartlara yönelen Wild Bill Hickok 5. kartı almadan önce kafasının arkasından vurularak öldürüldü. Vücudu poker masasının üzerine doğru düştüğünde hala sol elinde kader kartlarını tutuyordu.

Ölü Adamın Eli Hikayesi - Korkunç Şehir Efsanesi
Ölü Adamın Eli Hikayesi – Korkunç Şehir Efsanesi

Dead Man’s Head – Poker Kader Kartları

Poker kader kartlarının ancak belirli bir şekilde ele geldiğinde onu tutan kişinin ölümüne neden olacağı söylenir. Şehir efsanesine göre kartların şu sırada gelmesi gerekir. Sekiz, As, Sekiz, As.

Bir inanışa göre de alfabenin sekizinci harfi (Türk Alfabesi değil tabi ki) “H” dir. As ise “A” olarak geçer yani elinize 8, as, 8, as geldiğinde bu kartların oluşturduğu sözcük HAHA ! dır. Bu da evrenin ya da kaderin, kişinin elindeki ölü adam eli diziliminden kaynaklı 5. kartı alamayacağından dolayı ona haha! şeklinde güleceği ve ölümüne neden olacağına yorulur.

Kısaca bir poker oyununda iseniz ve size kartlar dağıtılırken elinize önce siyah 8, daha sonra sırasıyla siyah as, siyah 8 ve siyah as geldi ise hemen başınızı çevirip arkanıza bakın. Arkanıza bakın! belki de 5. kartı elinize hiç alamayacaksınız.

Ölü adamın eli hikayesi hoşunuza gittiyse benzer kısa korku hikayeleri için alttaki öykülere göz atabilirsiniz. Dilerseniz de anlatılan bu korkunç şehir efsanesi ile ilgili bir video klibi buraya tıklayarak youtube üzerinden izleyebilirsiniz.

Yarım Asır Önce Yazılmış Aşk Sözcükleri

Nostaljik Yazılar – Yaşanmış Hayat Hikayeleri – Eski Günler

Nostaljik yazılar ve yaşanmış hayat hikayelerinden bahsedeceğiz bu yazıda. Eski dergi arşivimden paylaşacağım bu aşk hikayeleri yarım asır önce yaşandı. Bu yönüyle sizi de eski günlere götürecektir diye umuyorum.

Yaşanmış Aşk Hikayeleri

Güneşin sıcaklığını içinde hissettiğim gün Nisan ayının ilk perşembesi idi. Samanyolu misali saçları, badem iriliğinde gözleri, dizinin altında güzelliğinin sembolü beni olan bir kız öğrenciye gönül vermiştim. “Dizinizin altındaki beniniz güzelliğinizi bir kat daha artırıyor” demiştim ilk kez. Her gördüğünde bakışlarıma mukabele ediyor, mutluluk duyuyordum. Nihayet arkadaşlığımız bir deniz kıyısında, kızgın kumsalda perçinleşti. Her geçen gün onu sevdiğimi anlıyordum. Bir okul gününde kendisini sevdiğimi söyledim. Birkaç gün sonra o da, beni sevdiğini itiraf etti. Mutluydum, aşkımın sonsuzluğunu belli etmek için küçük bir hediye alıp verdim ona. Sevinç göz yaşlarını gördüm yanaklarında. Bir gün geçmişti aradan. Yaklaştığımda nefret hissini uyandıran bir ifadeyle: “Bunu kabul etmem için seni çok sevmem lazım” diyerek kolyeyi geri vermek isteyince, nemli gözlerle gururumun hiçe sayılışını izledim.
YENİ LİMAN(Rumuz), İzmir

Yaşanmış Hayat Hikayeleri
Yaşanmış Hayat Hikayeleri

Havacıya Sesleniş

Bu satırlarda sesleniyorum sana, duy ne olur. Sevgilerin en ölümsüzü ile bağlıyım, anla ne olur. Baharda bütün doğa canlanır, ağaçlar çiçek açar, bübüller daha bir anlamlı öter baharın gelişini müjdeler. Yeşildir doğa, yeşildir bakışlar ve bütün bu yeşillikler içinde yemyeşil bir duygu filizleniverir. Böyle bir baharda tanıdım seni, aramıza katıldığın gün okuldan yeni mezun olmuş, çakı gibi bir teğmendin. Simsiyah gözlerinle ceylan gibi bakardın. Ürkek, arzu dolu ve çocukça sevmiştim seni.

Sonra ayrıldık. Tayin olmuştun sen doğunun bilmem ne iline. Ben kaderimle baş başa kaldım. Istırabınla günler, geceler geçmek bilmedi. Çok ağladım ardından, yakardım Tanrıya geceler boyu, bekledim hep dönmeni. Dönmedin… Oysa umutlarım vardı pembe pembe. Yaşanmamış, düşlerim vardı seninle dolu. Görülmemiş, şiirlerim vardı burcu burcu aşk kokan dizilmemiş. Anlamadın… Senden kalan tek hatıra şimdi, yalnızlık dolu şu odamda, romantik duygularını aksettiren sarı saçlı balıkçı çocuğunun resmi, odur beni hayata bağlayan şimdi. Bir sevip, pir sevenlerdeniz biz, beklemesini biliriz. Sabırla, tevekkülle, feragatle bekleyeceğim ne olur, çok geç olmadan gel…

X ECO (Rumuz)

Nasırlı Eller

Uzaklardan akseden balıkçı motorlarının sesleri ile uyanıp, martıların birbirini kovaladığını seyrettiğim 1 temmuz 1972 sabahı idi. Bugün, doğum günümdü benim. Yeni tayin olduğum Karadeniz’in bu şipşirin şehrinde, sevdiklerimden uzakta yapayalnızdım o anda… Darmadağınık düşünceler içerisindeydim… Birden kendimi, denize doğru uzanan sokaklardan birinde buldum…

Hızlı, hızlı yürüyor, adeta düşüncelerimden kaçıyordum. Sokağın nihayetinde, Atatürk’ün heykeli bulunan Samsun Parkına geldiğim zaman, vakit henüz erkendi. Park sıralarından yeşil boyalısına oturup, sigara yaktım. Dalgın, dalgın etrafıma bakımyordum… Sağ tarafımdaki banklardan birinde, zayıf, çelimsiz, sapsarı yüzlü 25 – 26 yaşlarında bir delikanlı ile annesi olduğunu öğrendiğim başı çevreli yaşlı bir köylü kadını oturuyorlardı… Nasırlı ellerinin titreye titreye açtığı gazete kağıdına sarılı paketten çıkardığı bir tutam azığı oğluna yedirmeye çalışıyordu. Buruşmuş yüzünde parlayan kara gözlerini sevgiyle kısarak: “Hadi oğlum, ye biraz” diye yalvarıyor ve hasta olan oğluna yaşama gücü vermeye çalışıyordu… Bu şefkat dolu sımsıcak ana sevgisini ne zaman hatırlasam, gözlerim buğulanır, içim burkulur…
Gültekin Eroğluer (Merkez Bankası – Samsun)

Nostaljik Yazılar - Eski Günler
Nostaljik Yazılar – Eski Günler

Yarım Kalan Sevgimiz

Sıcak kumuna, masmavi denizine, iliklerime işleyen güneşine alışmıştım Avşa’nın. Her yaz oraya giderdik. 1971’in temmuzu, ağustosu hep gözümün önündedir. Kendime özgü görüşlerimle herkesten apayrı bir dünyam vardı, düşlerim vardı rengarenk. Flört ettiğim erkekle muhakkak evlenmeliydim. Aksini düşünemiyordum.

Onunla ilk kez kız arkadaşlarımla birlikte kumda yatarken karşılaştım. Tanıştırıldık, gitaristmiş. Mavi gözlerine baktığımda kıpır kıpır bir şeyler oluvermişti içimde, ilk kez böylesine dolu dolu olmuştu ve bu denli hızlı çarpmıştı kalbim. Sonra flört etmeye başladık. Aşık olmuştum ona delicesine… Bir gün arkadaşından sözlü olduğunu öğrendim. 16 yaşın verdiği heyecan iki damla gözyaşıyla silinivermişti. Bir süre mektuplaştık. Fakat bu kez mektuplarından bir ayrı anlam çıkartmaya başladım. Yazışmamızın hiç de doğru olmadığı kanısına vardım. Ve onu benden daha çok seven birinin varlığı her şeyi bitirdi bir çırpıda…
7,65 – SAĞOL (Rumuz) Ankara

Nostaljik yazılar ve yaşanmış hayat hikayelerinden oluşan yazımız hoşunuza gittiyse aşağıdaki benzer yazıları da okuyabilirsiniz.

1-Kısa Aşk Yazıları
2-Acıklı Aşk Hikayeleri
3-Kısa Aşk Hikayeleri

Ali Baba ve Kırk Haramiler Hikayesi

Ali Baba ve Kırk Haramiler Hikayesi Özeti

Ali baba ve kırk haramiler hikayesi özeti…

Ali Baba ve Kırk Haramiler Hikayesi Özeti
Ali Baba ve Kırk Haramiler Hikayesi Özeti

 

Ali Baba kıt kanaat geçinirmiş. Kardeşi Kasım ona yardım etmemiş.
Ali Baba kıt kanaat geçinirmiş. Kardeşi Kasım ona yardım etmemiş.

 

Kırk Haramiler Haydutları
Kırk Haramiler Haydutları

 

Kırk Haramiler kervanları soyarmış
Kırk Haramiler kervanları soyarmış

 

Açıl Susam Açıl
Açıl Susam Açıl

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ali baba ve kırk haramiler hikayesi özeti hoşunuza gittiyse aşağıdaki hikayeleri de beğenebilirsiniz.

1- En Güzel Hikayeler ve Masallar
2-Kısa Tarihi Masallar
3-Eski Hikayeler

Dilerseniz buradan Ali Baba ve Kırk Haramiler’in masalsı çizgi filmini izleyebilirsiniz.

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Beraber

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir’deki Evleri Kıvanç Saray’da

Ediz Hun eşi Berna Hun ile Cihangir’deki evlerinde yapılan nostaljik röportaj bugünkü içeriğimizin konusunu oluşturuyor. Eski dergi arşivimden paylaşacağım bu nostaljik yazıda Ediz Hun eşi ile beraber zaman tünelinden geçerek bize konuk olacak. Dilerseniz Ediz Hun ile ilgili yazıyı okuduktan sonra nostaljik Barış Manço Röportajı ve Sezen Aksu aşk hayatı ile ilgili nostaljik yazıları da okuyabilirsiniz.

Cihangir’deki “Kıvanç Saray” ın 4 numaralı dairesi Ediz Berna Hun çiftinin huzur dolu, mutlu yuvalarıdır. Evin dekoru öyle güzel, renkler öyle iyi kaynaşmış ki, insan bu yuvaya girer girmez huzur duyuyor. Bunu söylüyoruz Ediz – Berna Hun çiftine. Ediz gülerek, “Biz mutluyuz da ondan…” diyor. Her halde bunun da tesiri olacak. Çünkü karşımızda daima birbirlerinin gözlerinin içine bakan, birbirlerini seven iki mutlu insan var. Onların yanında her şey iyi, güzel görülüyor.

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir'deki Kıvanç Saray'da
Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir’deki Kıvanç Saray’da

Ediz Hun’un Hostes Eşi Berna Hun

Berna Hun, güzel, sevimli, olgun bir hanım. Yirmi beş yaşında. Evlenmeden önce hosteslik yapıyordu. Şimdi ise evinin hanımı.

Hun çifti, iki yıl önce nişanlanmışlar, hiç bir skandala adları karışmadan dünya evine girdiler. Bu, Türk sinemasında ender görülen bir şey. Evlendikleri 3 ocak 1973’ten beri hep pembe haberler duyduk onlar için.

Yirmi dokuz gün süren ve Uzak Doğu’yu kapsayan balayı seyahatini Berna Hun şöyle anlatıyor: “Balayı seyahatimizden çok memnun kaldık. Uzak Doğu’nun her şeyine hayran olduk. Hele Japon kızlarının inceliği, zarafeti insanları büyülüyor.”

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile
Ediz Hun Eşi Berna Hun ile

Ediz Hun da mutluluk hakkında şunları söylüyor: “İnsanın mutlu olabilmesi için, önce evinde mutlu olması şarttır. İşinde son derece başarılı olup da, evinde huzur bulamayan insana mutlu insan diyemem. Ben, daima mutluluğu evimde aradım ve buldum. Evde çok sevdiğim hayvanlarımı besler, fotoğraf çekmekten hoşlanırım. Ama en çok sevdiğim, yuvamdır.”

Bugüne kadar doksana yakın film çevirmekle pek az artiste nasip olan bir rekoru kıran Ediz Hun’un ilk filmi “Genç Kızların Sevgilisi” idi. Bugün de yine genç kızların kalbinde kurduğu bu taht, mutlu yuvasının verdiği güçle, daha da aydınlanacak ve değer kazanacak.

Ediz Hun yuvasına son derece düşkün bir aktördür. Evinin dekorunu, mobilyasından rengine kadar ince zevkiyle kendisi seçerek küçük bir cennet yaratmış, eşi Berna Hanım da bu yuvaya mutluluk katmıştır. Ediz Hun film çalışmalarının dışında evinde beslediği çeşitli kuşların bakımı ile yakından ilgilenir. Yakut adlı papağanı ile şakalaşmaktan çok hoşlanır.

Yazımı beğendiyseniz Ayrıca dilerseniz Ediz Hun’u bilinmeyen yönleriyle buradan youtube üzerinde dinleyebilirsiniz.