Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Beraber

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir’deki Evleri Kıvanç Saray’da

Ediz Hun eşi Berna Hun ile Cihangir’deki evlerinde yapılan nostaljik röportaj bugünkü içeriğimizin konusunu oluşturuyor. Eski dergi arşivimden paylaşacağım bu nostaljik yazıda Ediz Hun eşi ile beraber zaman tünelinden geçerek bize konuk olacak. Dilerseniz Ediz Hun ile ilgili yazıyı okuduktan sonra nostaljik Barış Manço Röportajı ve Sezen Aksu aşk hayatı ile ilgili nostaljik yazıları da okuyabilirsiniz.

Cihangir’deki “Kıvanç Saray” ın 4 numaralı dairesi Ediz Berna Hun çiftinin huzur dolu, mutlu yuvalarıdır. Evin dekoru öyle güzel, renkler öyle iyi kaynaşmış ki, insan bu yuvaya girer girmez huzur duyuyor. Bunu söylüyoruz Ediz – Berna Hun çiftine. Ediz gülerek, “Biz mutluyuz da ondan…” diyor. Her halde bunun da tesiri olacak. Çünkü karşımızda daima birbirlerinin gözlerinin içine bakan, birbirlerini seven iki mutlu insan var. Onların yanında her şey iyi, güzel görülüyor.

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir'deki Kıvanç Saray'da
Ediz Hun Eşi Berna Hun ile Cihangir’deki Kıvanç Saray’da

Ediz Hun’un Hostes Eşi Berna Hun

Berna Hun, güzel, sevimli, olgun bir hanım. Yirmi beş yaşında. Evlenmeden önce hosteslik yapıyordu. Şimdi ise evinin hanımı.

Hun çifti, iki yıl önce nişanlanmışlar, hiç bir skandala adları karışmadan dünya evine girdiler. Bu, Türk sinemasında ender görülen bir şey. Evlendikleri 3 ocak 1973’ten beri hep pembe haberler duyduk onlar için.

Yirmi dokuz gün süren ve Uzak Doğu’yu kapsayan balayı seyahatini Berna Hun şöyle anlatıyor: “Balayı seyahatimizden çok memnun kaldık. Uzak Doğu’nun her şeyine hayran olduk. Hele Japon kızlarının inceliği, zarafeti insanları büyülüyor.”

Ediz Hun Eşi Berna Hun ile
Ediz Hun Eşi Berna Hun ile

Ediz Hun da mutluluk hakkında şunları söylüyor: “İnsanın mutlu olabilmesi için, önce evinde mutlu olması şarttır. İşinde son derece başarılı olup da, evinde huzur bulamayan insana mutlu insan diyemem. Ben, daima mutluluğu evimde aradım ve buldum. Evde çok sevdiğim hayvanlarımı besler, fotoğraf çekmekten hoşlanırım. Ama en çok sevdiğim, yuvamdır.”

Bugüne kadar doksana yakın film çevirmekle pek az artiste nasip olan bir rekoru kıran Ediz Hun’un ilk filmi “Genç Kızların Sevgilisi” idi. Bugün de yine genç kızların kalbinde kurduğu bu taht, mutlu yuvasının verdiği güçle, daha da aydınlanacak ve değer kazanacak.

Ediz Hun yuvasına son derece düşkün bir aktördür. Evinin dekorunu, mobilyasından rengine kadar ince zevkiyle kendisi seçerek küçük bir cennet yaratmış, eşi Berna Hanım da bu yuvaya mutluluk katmıştır. Ediz Hun film çalışmalarının dışında evinde beslediği çeşitli kuşların bakımı ile yakından ilgilenir. Yakut adlı papağanı ile şakalaşmaktan çok hoşlanır.

Yazımı beğendiyseniz Ayrıca dilerseniz Ediz Hun’u bilinmeyen yönleriyle buradan youtube üzerinde dinleyebilirsiniz.

Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi – 80ler Türk Dizileri

Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi – Halit Çapın – 80ler Türk Dizileri

Bugün eski dergi ve gazete arşivimden sizin için seçtiğim yazı, bana göre en ilginç 80ler Türk Dizileri arasında gösterilen Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi incelemesi niteliğinde olacak. Lafı fazla uzatmadan bu nostaljik dizi ile ilgili yazıya geçmek istiyorum.

Her diziden sonra yaptığımız açık oturumlara bir yenisi eklendi. Bay Alkolü Takdimimdir, üzerinde konuşulması, değişik görüşlerin ortaya konması gereken bir diziydi. Biz bu açık oturuma, TRT’ye de film çekmiş olmanın tüm güçlüklerini yaşayan Feyzi Tuna, Sinema Yazarı Attila Dorsay, “Parmak Damgası“nın “Seniha Öğretmen“i Zühal Olcay, gazeteci Teoman Orberk ve filmin yönetmeni Yaşar Seriner’i davet ettik. Oturumu yine E.R. Olcayto yönetti. İşte bu oturumda konuşulanlar…

Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi - Halit Çapın Romanı
Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi – Halit Çapın Romanı

Televizyonda oynayan yerli dizilere kar­şı hep belli bir hoşgörüyle yaklaşmak gerektiğine inandım ve bunu savundum. Bir hayli çağ dışı bulduğum Aliş ile Zeynep‘ten sonra, bu dizi, bana çağdaş ve güncel bir dizi olarak ilginç geldi.

Halit Çapın’ın Kitabından Uyarlanan Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi

Halit Çapın‘ın kitabını çok ce­sur bir yapıt olarak görüyorum. Çünkü bizim toplumda insanlar zaaflarını, geçirdikleri kötü deneyimleri anlatmak, topluma açıklamak alışkanlığında değildirler. Filmde, kitaptaki ilginçlikler ile ilgili bazı şeyler buldum. Bu dizi filmin tümüyle kötü olduğunu söylemek istemem. Olumlu yanları olan bir diziydi. Yalnız, temel açıdan bir yanlışlığı, eksikliği vardı: Biz bu dizide ne genel olarak alkolizmi, ne de özel olarak Halit Çapın’ın niye alkolik olduğunu anlamadık. Alkolizmin çeşitli toplumsal nedenleri ve her içene bağlı olan özel psikolojik nedenleri vardır. Dizide bu nedenleri bulamadım.

Dizi bana aşağı yukarı tek bir fikri, “alkolizm çok kötüdür” fikrini savunmak için yapılmış gibi geldi. Alkolizmin iyi olduğunu iddia etmiyorum; ama alkolik olmak bir insana iyi kötü, acı tatlı, hoş nahoş bir takım anlar yaşatır. Bu filmde biz, alkolizmin yaşattığı anları hiç bulamadık. Filmin başında bir doktorun sunduğu gibi, film bize sadece didaktik bir mesaj vermek, “sakın içmeyin, alkol kötüdür” demek için yapılmış intibasını verdi. Bu yetersizdi.

Ben, Halit Çapın’ın kitabından diziye yansıtılabilecek çok daha zengin malzeme olduğuna inanıyorum. Bu alandaki temel eksiklik senaryodan geliyor. Başka aksaklıklar da vardı: Oyuncu kadrosunda, genelde güçlü elemanlara karşın belli bir yönetim yetersizliği sezdim. Müziği de çok yanlış olarak kullanılmış buldum; çok değerli bir eleman tarafından yapılmış olmasına rağmen… Filmin en dramatik sahnelerinde çok rahat, çok yumuşak bir müzik, ya da coşkulu tempolu bir caz müziğinin kullanıldığını gördüm. Bu müzik, kesinlikle filmin o bölümlerinin içeriğine uymuyordu

Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi İncelemesi ve Eleştiriler

TRT Televizyonunda izlediğimiz “Bay Alkolü Takdimimdir” epeyce yankı uyandıran bir televizyon filmiydi. Bu film üzerinde açılan tartışmaya katılanlar; Attila Dorsay, Feyzi Tuna, Zühal Olcay, E.R. Olcayto, Yaşar Seriner ve Teoman Orberk idi.

Gazeteci Teoman Orberk Bay Alkolü Takdimimdir Eleştirisi

“Ben diziyi, diziden çok bir sinema olarak seyrettim. Çünkü, dizi olarak kopuk kopuktu. Büyük bir hevesle TV’nin karşısına oturdum. Hem Halit Çapın hem de filmin yapımcısı Arif Keskiner dostum olduğu için…

Birinci bölüm bitince şoke oldum çünkü bu bölümde Halit’in evinden kovulmasını gerektiren hiçbir şey görmedim. Gayet sevecen bir baba, çok iyi bir koca gördüm. Karısı karşısına çıkıp “artık seninle oturamayız, git” dedi!.. Halit’in nasıl alkolik olduğunu, neler yaptığını görmedik. Engin Cezzar’ ın oyununa da benim itirazım var: Alkolü oynamak çok büyük oyunculuk gücü istiyordu. Bana göre bu rolü iki kişi oynayabilirdi: Mesela Müşfik Kenter, mesela Genco Erkal oynayabilirdi. En­gin (Cezzar) çok eksik kaldı. Alkol krizlerinde insanlar karyolaya bağlanırlar mı, bağlanmazlar mı? Narkotik krizlerinde bağlanır; ama alkolde?… Attila Dorsay’ın dediği gibi, inandırıcı bir alkolik tipini ortaya koymaktan uzaktı Engin.

Stanislavski: “İyi aktör, kötü aktör sarhoş rolünde belli olur. Gerçek sarhoşlar sarhoşluğunu saklamak ister, göstermek istemez. Örtmek çabasındadır. Gerçek aktör de sarhoşu oynarken bunu bilir. Maalesef Engin arkadaşımız bunu yapamadı; inandırıcı bir alkolik olamadı.”

Yönetmen Feyzi Tuna Bay Alkolü Takdimimdir Eleştirisi

Bence son 4-5 yıldır yapılan yerli dramalar içinde en ilginç, açılımlara olanak tanıyan proje budur. Alkolle ilgili, çok iç içe bir dönem yaşıyoruz. Bu sadece bireysel değil, toplumsal sorunları da ön plana getiriyor. Diziyi izlerken büyük heyecan duydum… Yaşar Seriner yönetmen olarak son kerte düzeyli… Yani malzemeye hakimiyet, kamera olağanüstü düzeyli… Bir tek çerçeveleme hatası görmedim.

Ancak içerik açısından son derece yanlış, eksik dramatürji hataları var. Halit, hangi yıllarda yaşıyor? Alkole bağımlı olması, sonra kurtulma çabaları hangi toplumsal ve bireysel olaylar içinde geçiyor? Bu ortaya çıkmıyor. Senaryoda saptırma da var. Psikolog doktor Tiraje Sayılgan’a Halit’in söyledikleri:”Yalnızlıktan, anlaşılmamaktan, işsizlikten, aşktan, sevgisizlikten içilir…” Bütün açıklama bundan ibaret… Bunların her birinden, birer parçasından kocaman filmler yapılabilir. Alkolizmin cinsel nedeni var, ailesel nedeni var, çevredeki terör var, evlilik nedeni var; hiçbiri alkolizmi seçmeye ait bir neden getirmiyor.

Alkolizmden kurtulma çabaları da dramatürji konusu olabilirdi. Bu da seçilmemiş. Bu diziye “seçimsizlik” egemen olmuş… Bu filmde fikri müdir yok… Yaşar Seriner, trawelling’i seviyor. Fakat bu üslup, konunun taşıdığı tansiyonu yumuşatıyor. Orada kaydırma yani trawelling yerine katlar ile gidilse, dramı yaşayan insanın üstüne, seyirciyi irkiltecek… Son bölümde halüsinasyonlar başlıyor. O resimlerde bütün objelerin boyutlarının değişmesi gerekir; sadece kızının elinde bardağın büyümesi değil!… Ya hiç kullanmayacaksın, ya da her şey, koltuk, masa, sandalye, ne varsa, hepsi deforme olacak…”

Zühal Olcay Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi Eleştirisi

Eleştiri konusunda deneyimli değilim. Oyuncu olduğum için oyunculuk açısından bir eleştiri yapabilirim. Ancak şunu da söylemeliyim: Gazeteci Halit, karısı onu terk ettiği için mi içmiştir; yoksa içkiye başladığı için mi karısı onu terk etmiştir? Dizide bu taraf karanlıkta kalıyor.

Son bölümde alkolik insanların incelenmesi bana çok enteresan geldi. Oyunculuk açısından Nur Sürer’i çok beğendiğimi söylemek isterim. Engin Cezzar‘ı son bölümde, yer yer, zaman zaman, biraz inandırıcılıktan uzak bulduğumu söyleyebilirim. Genelde, oldukça iyi, düzeyli, vasatın üstünde bir oyunculuk sergiledi. Bu iki oyuncuyu çok beğendim.

Bay Alkolü Takdimimdir Dizi Filmin Yönetmeni Yaşar Seriner Eleştirisi

Seçkin ağabeylerimle, kardeşlerimle böyle bir tartışmaya girmek, benim için büyük bir kıvanç kaynağıdır. Senaryo aşamasında Halit’in sorumlu olduğu birtakım şey­ler vardı. Bu sorumluluk ona birtakım şeyleri gizletiyordu… Bu öyküyü Halit Çapın’ın otobiyografisi diye ele almamaya gayret ettim; ama bunu tam başardığımı sanmıyorum. Çünkü onun belli bir damgası vardı; kaynak onun kitabıydı, isim onun ismiydi; yaşam onun yaşamıydı.

Hep “Halit’in Öyküsü” diye bakıldı. Halit’in gizlemesinden başka, TRT­ Tv’de sergilenemeyecek şeyler de vardı… Denetim adına bazı şeyleri söyleyemedik… Tabii hikayemizin rahatsız edici yönleri vardı… Belki senaryo ekibimiz yanlıştı?… Ama bu filmi çekmekten utanç duymuyorum, çektiğime memnunum…

Hepimiz Sosyal Alkoliğiz

Sinemada deneyim olmadan birtakım şeyler de olmuyor… Bu benim üçüncü filmimdir. Neden alkolik olduğunu anlatmaya gelince… “Hepimiz sosyal alkoliğiz” diyen bir söz vardır. Al­kolizm bir süreçtir… Müzik konusuna gelince, birtakım şeyler aceleye geldi. Zamanla savaşıyorduk. Belli bir tarihte teslim edilmemesi halinde tazminat söz konusuydu. Yönetim üslubundaki belli yumuşaklıklar, aynı şekilde müzikte de kendini gösteriyordu. Müzik, üslubu zedeledi. Oyuncu arkadaşlara gelince: Tiyatrodan sinemaya geçenler arasında çok iyi olanları olduğu gibi olmayanlar da var…

Atilla Dorsay Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi Eleştirisi

Bizdeki yönetmenler artık film yapmasını biliyorlar; bir hikaye anlatma konusunda temel bir sorun kalmamıştır. Ancak şimdi bizdeki temel sorun “karakter yaratmak” konusundadır. Bireyi özgün ve özgül yanlarıyla işlemektir… En büyük eksiğimiz budur. Bu filmde de bu taraf bir kez daha meydana çıktı. Bu filmde anlatılan alkolik karakterine inanmadık. Bunlar, bizim anlatı sanatlarımızın, hatta bir anlamda yazılı sanatlar da buna girer, henüz karakter yaratma aşamasındaki eksikliğinden kaynaklanıyor. Genel bir sorundur bu…

80ler Türk Dizileri arasında bulunan Bay Alkolü Takdimimdir Dizisi konulu yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Nostaljik Diziler – Ana Kız Dizisi – Live in
  2-Eski Nostaljik Pembe Diziler – 90lar’ın En iyi Pembe Dizileri
  3-Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır

Yazıda anlatılan diziyi dilerseniz buraya tıklayarak youtube üzerinden izleyebilirsiniz

Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Tek Kollu Ferdi Tayfur Karşınızda

Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Tek Kollu Ferdi Tayfur Karşınızda

Arşivimden bugün paylaşacağım yazı ile sizi 35 sene öncesine götürmek istiyorum. Gelin o güzel günlerde çekilen Hasret Sancısı filmi setine gidelim…Ferdi Tayfur, bir gemi makinistini canlandırdığı “Hasret Sancısı” adlı yeni filmine başladı. Sanatçı, filmin ortalarına doğru bir kolunu kaybedecek. Tayfur, bu filminde baş rolü Çiğdem Tunç ile paylaşıyor.

Hasret Sancısı Filmi Konusu

Ferdi Tayfur, çekimine yeni başlanan “‘Hasret Sancısı” adlı bir filmin yarısından sonra “Tek kollu” olacak. Filmde Tayfur,
gemi makinisti rolünde… Üstelik genç, güzel bir kıza (Çiğdem Tunç) kara sevdalı… Öte yandan kızın gözü yükseklerde. Pırıltısı bol, zenginlik içinde bir yaşam özlemekte.. Bu özlemler, bir makinist ile giderilemeyeceği için ilişkilerinde zaman zaman kopukluklar çıkar.

Ferdi Tayfur Çiğdem Tunç’a Tecavüz Ediyor

Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Oyuncuları
Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Oyuncuları

Sonunda Ferdi’nin tepesi atar ve kıza tecavüz eder. Neden derseniz, şundan: Böylece kız ona “mahkum” olacak, başkasıyla evlenemeyecek, mecburen bile olsa hayatını kendisini seven adamla birleştirecek.

Derken olaylar, beklenmedik gelişmeler gösterir ve Ferdi mahkum olur. Günün birinde kaptana gelen bir telsiz emri yanlış anlaşılır, Ferdi cinayet zanlısı olarak tutuklanır.

Bundan sonrası, “tıpkı filmlerdeki gibi”… Ferdi bir arkadaşının yardımıyla hapsedildiği yerden kaçar, bir filikayı denize indirip kaçar… Neden sonra, bir sahile ulaşır. Aç, bitap oraya çıktığında bir başka ülkeye geldiğini öğrenir.

Onu casus zannederler, derken çalışma kampına gönderirler… Oradan kaçmak isterken vurulur ve tek kolu kesilir… Sonra tek kollu adam yurda dönecek ve geride bıraktıklarını çok değişmiş bulacaktır. Öyle ki, o zaman duyduğu acının yanında, kolunun kesilmesi hiç kalır…

Bu filmde, Ferdi Tayfur’un karşısında Serpil Çakmaklı oynayacaktı. “Davete icabet” etmeyince yapım evi, onu mahkemeye verdi, rol de manken Çiğdem Tunç’un oldu.

Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Oyuncuları
Hasret Sancısı Filmi Konusu ve Oyuncuları

Hasret Sancısı Filmi Oyuncuları

Filmde Nuri Alço, Füsun Uçar, Kadir Savun, Suzan Avcı, Ali Sururi, Neriman Köksal ve Nejat Özbek de oynuyorlar. Yönetmen Osman Seden, senaryo Erdoğan Tünaş’ın, görüntü yönetmeni de Salih Dikişçi… Filmde bir de çocuk rolü var. Bu rolü de Salih Dikişçi’nin oğlu Barış oynuyor.

Hasret Sancısı Filmi ve Konusu ile ilgili paylaştığımız yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Baba Filmi ve Yılmaz Güney
  2-Ayrı Dünyalar ve Karşınızda Fırtına Kemal Cüneyt Arkın
  3-Akira Kurosawa’nın En iyi Filmi Dreams (Düşler) incelemesi

Hasret Sancısı filmini dilerseniz  buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. 

Ayrı Dünyalar’ın Fırtına Kemal’i Cüneyt Arkın ve Gülşen Bubikoğlu

Ayrı Dünyalar’ın Fırtına Kemal’i Cüneyt Arkın ve Gülşen Bubikoğlu

Bu yazıda size arşivimden Ayrı Dünyalar’ın Fırtına Kemal’i Cüneyt Arkın ile Gülşen Bubikoğlu hakkında bilgiler edinebileceğiniz nostaljik bir yazı paylaşmak istiyorum. Büyük bir ihtimalle siz daha dünyada değilken çekilmiş Ayrı Dünyalar filmine geçmeden önce bir bilgi vermekte yarar var. Bu film, yani Ayrı Dünyalar, Necdet Tosun’un ölmeden önce oynadığı son filmlerden biri. Filmin çekimlerinden 1 sene sonra Necdet Tosun vefat etmiş. Bu açıdan oyuncuya veda niteliğinde olan bu yazı ile tekrar kıymetli oyuncumuzu anıyor ve mekanının cennet olmasını temenni ediyoruz.

Vurdulu kırdılı filmler ile kendisine yepyeni bir şöhret ufku açan Cüneyt Arkın için 1974 yılı yoğun film çalışmaları yaptığı bir yıl olmuştu. Setten sete koşan Cüneyt Arkın, bir yandan judo ve karate öğreniyor diğer yandan da tehlikeli sahnelerde dublör kullanmadığı için sık sık tehlikeli sakatlıklar geçiriyordu. Fuat Özlüer -Erdoğan Tünaş ikilisi tarafından senaryosu hazırlanan Ayrı Dünyalar ünlü aktör için bir bakıma bir dinlenme filmi oldu. Hoş bu filmde de bol bol kavga sahneleri vardı ama, peş peşe çevirdiği diğer filmlerin yanında bayağı romantik kalıyordu.

Ayrı Dünyalar'ın Fırtına Kemal'i Cüneyt Arkın Gülşen Bubikoğlu ve Necdet Tosun
Ayrı Dünyalar’ın Fırtına Kemal’i Cüneyt Arkın Gülşen Bubikoğlu ve Necdet Tosun

Ayrı Dünyalar Necdet Tosun’un Son Filmlerinden Biri

Hey gidi Necdet Tosun…Yerli komedi filmlerinin değişmez karakter yıldızlarından Necdet Tosun’un son filmlerinden biri Ayrı Dünyalar. Sempatik sanatçının film çekildikten 1 sene sonra 1975’te ani ölümü bütün yurtta üzüntü yaratmıştı.

Ses Dergisi’nin 1973 yılında açtığı sinema yıldızı finalistlerinden Gülşen Bubikoğlu’nun ilk filmi değil “Ayrı Dünyalar”. Ama bu filmle kendisine önemli bir yer yapmayı başarmıştı sanatçı. Ayrıca filmin çevrildiği günlerde genç sanatçının ismi Yeşilçam‘da büyük bir aşk dedikodusu içinde çalkalanıyordu. Nitekim filmin çevrilişi sırasında Türker İnanoğlu eşi Filiz Akın‘dan boşanmış, daha sonra da Gülşen Bubikoğlu ile hayatını birleştirmişti.

Bu filmin diğer önemli bir özelliği de, Türk Beyazperdesinin unutulmaz karakter oyuncusu Necdet Tosun’un vefatından kısa bir süre önce rol aldığı filmden bir tanesi olmasıdır. Ayrı Dünyalar sinemalarda gösterildiği yıllarda eleştirmenlerce beğenilmiş ve kalabalık bir izleyici bulmayı da başarmıştı.

Ayrı Dünyalar Filminin Hikayesi 

Bir gece kulübü işleten Fırtına Kemal (Cüneyt Arkın), rakibi Tayyar (Turgut Özatay) ın adamları tarafından sık sık rahatsız edilir. Kulübü basmak isteyen adamlar her seferinde Fırtına Kemal’den gereken dersi alarak perişan bir şekilde geri dönerler. Çok iyi kalpli bir insan olan Kemal, tüm dostlarının yardımına koşmayı kendisine alışkanlık etmiştir.

Fırtına Kemal Rolüyle Cüneyt Arkın

Bir gün Aslı (Gülşen Bubikoğlu) adındaki bir kıza arabası ile çarpar. Kızı hastaneye götürür. Aslı babası hapiste olan, fakülte öğrencisi bir kızdır. Arkadaşlanna babasının Avrupa’da olduğunu söylemiştir. Babası ile tanışmak için baskı yapan arkadaşlarının isranna dayanamayacağını anlayınca, Fırtına Kemal’i bir geceliğine babası gibi tanıtmayı planlar. Kemal de genç kızın bu isteğini kırmaz. Böylece olaylar gelişir.

Ayrı Dünyalar Filmi Oyuncuları 

OYNAYANLAR: Cüneyt Arkın, Gülşen Bubikoğlu, Turgut Özatay, Bülent Kayabaş, Şükriye Atav, Necdet Tosun.
YAPIM YILI: 1974
SENARYO: Fuat Özlüer ve Erdoğan Tünaş.
YÖNETMEN: Orhan Aksoy

Ayrı Dünyalar’ın Fırtına Kemal’i Cüneyt Arkın, Gülşen Bubikoğlu ve Necdet Tosun ile ilgili paylaştığımız yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Baba Filmi ve Yılmaz Güney
  2-Eski Nostaljik Pembe Diziler – 90ların En iyi Pembe Dizileri
  3-Akira Kurosawa’nın En iyi Filmi Dreams (Düşler) incelemesi

Baba Filmi (1971) ve Yılmaz Güney

Baba Filmi (1971) ve Yılmaz Güney 

Baba Filmi (1971) ve Yılmaz Güney konulu yazıda bugün mutlaka herkesin izlemesi gereken bir film olan Yılmaz Güney’in Baba filmi hakkında konuşacağız. Baba Filmi, Yılmaz Güney’e 4. Adana Film Şenliği’nde (1972) “en başarılı film” ve “en başarılı erkek oyuncu” ödüllerini kazandıran ve gösterildiği yıl hasılat rekorları kıran film olarak bilinir. Baba, Güney’in daha önce yazdığı ve oynadığı Kasımpaşalı Recep (1965)’in dramatik kuruluşunu andırır. Bununla beraber Baba, ağır basan melodramatik öğelerine karşın, Güney sinemasının tüm kişisel özelliklerini sergilemektedir.

Filmde baba, ailesinin geleceğini garantilemek, yoksulluktan kurtulmak için işlemediği bir cinayeti üstleniyor. Hapishanede doğruluğu, mertliği ve insanlığı ile kısa sürede dikkati çeken Baba, özgürlüğüne kavuştuğunda verilen sözlerin tutulmadığını, ailesinin dağıldığını görecektir.

Baba Filmi - Yılmaz Güney (1971)
Baba Filmi – Yılmaz Güney (1971)

Kızını randevu evinde, eli silahlı oğlunu kumarhanede bulan Yılmaz Güney’in “Baba”sı yine ezilen, toplumsal koşulların kurbanı olan bir insandır. Ama, Güney’in tüm ezilen kahramanları gibi, hesaplaşma anı geldiğinde şahlanacak ve hakkını, öcünü salt kendi gücü ile alacaktır. Yılmaz Güney’in ince ayrıntılara önem veren anlatımı ve oyunu (Müşerref Tezcan ve Aytaç Arman ile Ender Doruk’u dikkatle izleyin) ile Baba, melodram kalıplarını aşan, bir “yaşam parçası” boyutlarına erişen bir yapıta dönüşüyor. Kesinlikle herkes tarafından izlenilmesi gereken bir Türk filmi, Baba.

Yılmaz Güney’in Baba Filmi Oyuncuları

Yönetmen ve Senaryo: Yılmaz Güney
Görsel Yönetmen:Gani Turanlı
Müzik: Yalçın Tura
Oynayanlar:
Yılmaz Güney, Müşerref Tezcan, Yıldırım Önal, Ender Doruk, Kuzey Vargın, Aytaç Arman, Tuncer Necmioğlu.

Yılmaz Güney’in senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği ve ayrıca oyuncu olarak da oynadığı Baba filmi ile ilgili paylaştığımız yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Ayrı Dünyalar – Fırtına Kemal Cüneyt Arkın ve Gülşen Bubikoğlu
  2-90lar Eski Diziler – Suç Ortakları Dizisi ( Partners In Crime )
  3-Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır

90lar Nostaljik Diziler – Live in – Ana Kız Dizisi

90lar Nostaljik Diziler – Live in – Ana Kız Dizisi

90lar Nostaljik Diziler yazı dizinine, Live in yani bizim bildiğimiz adıyla Ana Kız Dizisi ile başlıyoruz. Arşivimden paylaşacağım ilk nostaljik dizi olan ana kız dizisine gelin yakından bakalım…

Show TV’de yayınlanmakta olan ”Ana Kız” adlı dizi, şu sıralar sinemalarda izlemekte olduğunuz “Tutku” isimli filme benziyor. Ancak dizideki bakıcı, ne bir ruh hastası ne de evin erkeğiyle ilişkisi var. Onun tek işi, uslanmaz bebekle uğraşmak. Show TV’de cuma geceleri akşam kuşağının ilk komedi dizisi olarak 18.35’te yayımlanan “Ana Kız’’, oldukça geniş bir seyirci tarafından izleniyor. Dizide Amerikalı, orta sınıf bir ailenin yanına yatılı çocuk bakıcısı olarak giren Avustralyalı bir genç kızın, aile ile olan ilişkileri, Mathews’ların delikanlılık çağındaki iki oğullarının da işin içine karışması ile ilginç boyutlara ulaşıyor.

90lar Dizileri - Ana Kız Dizisi
90lar Nostaljik Diziler – Live in – Ana Kız Dizisi Oyuncuları

 Lisa Wells , Ed ve Sarah Mathews , Melissa, Danny Seyircileri Eğlendiriyor

Ailenin babası Ed Mathews, spor malzemeleri üreten bir firmanın yöneticisi. Ed ve karısı Sarah, küçük kızları Melissa’nın doğumundan sonra, Sarah’ın tekrar çalışma yaşamına dönebilmesi için eve bir genç kız almaya karar veriyorlar. Sonuçta, Avustralyalı güzel bir genç kız olan Lisa Wells, aileye katılıyor.

Annesi ve babası bütün gün evin dışında olacakları için, evde hakimiyet kurmaya çalışan ailenin büyük oğlu 16 yaşındaki Danny’nin bu hevesi ise, Lisa’nın sorumluluklarını aşırı ciddiye alma kararında olduğunu görmesi ile suya düşüyor. Yedi çocuklu bir aileden gelen Lisa için, çocuk bakımı, çocuk oyuncağı kadar basit bir iş.

Danny, olayların bu şekilde gelişmesinden hiç memnun olmuyor. Özellikle de Lisa’yı fiziksel olarak çok çekici bulmaya başlamasından sonra Danny, Lisa’nın kendisini “evdeki çocuklardan biri” olarak görmesinden son derece rahatsız olmaya başlıyor.

Lisa’nın işe başladığı ilk günlerde, Danny’nin en yakın arkadaşı Gator genç kızın güzelliğini görerek Danny’ye ona çıkma teklif etmesini söylüyor. Lisa ise, bu eve çocuk bakmaya geldiğini ve evdeki çocuklardan biriyle çıkmaya hiç niyetli olmadığını söyleyerek onu tersleyince, Danny hayatındaki ilk büyük hayal  kırıklığını yaşıyor.

Basketbol oynamadıkları ve Danny’nin klarnet çalan erkek kardeşi Peter’i rahatsız etmedikleri zamanlarda, iki arkadaşın en büyük eğlenceleri, Lisa konulu düşlere dalmak ve onu nasıl kandırabilecekleri hakkında planlar yapmak…

Özellikle genç kesim televizyon izleyicisinin ilgisini çeken “Ana Kız” adlı bu dizi, sevimli oyuncuları ve değişik konusuyla dikkat çekiyor.

90lar Nostaljik Dizileri ile ilgili yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop ve Tarkan
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır

ıf you like to read horror stories you can read it from there

Eski Nostaljik Pembe Diziler – 90lar’ın En iyi Pembe Dizileri

Eski Nostaljik Pembe Diziler – 90lar’ın En iyi Pembe Dizileri

Eski Nostaljik Pembe Diziler – 90lar’ın En iyi Pembe Dizileri konulu yazıda bugün size 90larda çekilmiş en güzel pembe dizileri paylaşacağız. Bu yazıyı okuyarak aşağıdaki nostaljik pembe diziler hakkında bilgi edinebilirsiniz.
1- El Magnete – Paranın Gücü
2- Home and Away – Evden Uzakta
3- Lady In Pink – Pembeli Kadın
4- Capitol – Aşk Fırtınası
5- Tüp Bebek
6- Manuela
7- The Young and The Restless – Yalan Rüzgarı
8- La Revancha – İntikam
9- Knots Landing – Sevgi Bağları
10- Simplemente Maria – Yalnızca Maria
11- Rubi – Zengin ama Yalnız

El Magnete – Paranın Gücü Dizisi

TRT 3′ün en sevilen dizisi Manuela, 228. bölümüyle son buluyor. 15 Mayıs Cuma akşamı bitecek olan dizinin yerine El Magnete isimli yepyeni bir dizi başlıyor. Türkçe adı “Paranın Gücü” olan bu dizinin oyuncuları bizlere hiç de yabancı değil. Birkaç yıl önce TRT 1’de sabah kuşağında kadınları ekran karşısına bağlayan “Yalnız Sen”in yakışıklı, aynı zamanda çekici Antonio’su. Andres Garcia…

Nostaljik Pembe Diziler - El Magneta - Paranın Gücü
Nostaljik Pembe Diziler – El Magneta – Paranın Gücü

Paranın Gücü’nde yine ilginç bir öykü var. Zengin ve hasta bir kadının, çocuğunu kaybedişi ve onu bulmak için çabaları, ilginç tesadüflerle ona yaklaşması, ihtiraslar, aşklar, çılgınlıklar ve trajik olaylardan oluşan sürükleyici bir öykü bu.

İlk iki bölümün konusu şöyle: Aretusa zengin ve hasta bir kadındır. Yıllar önce çocuğunu belirsiz bir şekilde kaybetmenin acısını yaşamaktadır. Bu çocuğun hala yaşıyor olması umudu vardır. Kocası Rodrigo ise Aretusa dışında herkesle gününü gün eder. Gittiği her yerde bir sevgilisi vardır. Öte yandan Teresa ve Julio adlı iki genç oyuncu, birlikte film çevirirler. Filmin yönetmeni Paco, Teresa’dan çok hoşlanır. Bütün bunlar olurken, Teresa’nın arabası çalınır. Çalan ünlü Rallici Gonzalo’dur. Teresa bu adamdan etkilenir…

Evden Uzakta – Home And Away Dizisi

Orijinal adı Home and Away olan dizide Bobby, Kehanetin etkisi altında Frank’ın arabasını yakar. Neville, Fless ve Pippa bunu öğrenirler. Bu arada Nico hastanaden çıkmıştır ve aynı anda herkesi korkuya boğan esrarengiz kişi de ortaya çıkar. Cesaretlerini herkese göstermek isteyen Lance ve Martin bu hasta kişiyi yakalamaya karar verirler. Bunun için de hemen kolları sıvayarak manyağın izlerinin peşinde ilerlerler. Sonunda amaçlarına ulaşacaklarını bilerek gece gündüz çalışmaya koyulurlar

Evden Uzakta ( Home and Away )- Zengin ama Yalnız ( Rubi )
Evden Uzakta ( Home and Away )- Zengin ama Yalnız ( Rubi )

Zengin ama Yalnız – Rubi Dizisi

Zengin ama Yalnız dizisinin orijinal adı Rubi’dir. Pembe dizimiz Rubi adındaki genç, güzel ve fakir bir kızın maceralarını anlatır. Pembe dizinin bu haftaki bölümünde Rubi kentin fakir kesiminde yaşamasına ve öksüz olmasına rağmen, tesadüf sonucu çok yakışıklı, zengin bir ailenin asil oğlu Victor ile tanışır. Victor çok mutsuzdur, bir kaza sonucu Rubi ile karşılaşmıştır. Ama genç kızı öylesine beğenir ki, ona aşık olduğunu anlar. Rubi’nin de duyguları aynıdır. Bu kazanın sonunda yeniden birbirleriyle görüşüp, buluşmaya karar verirler

Pembeli Kadın – Lady in Pink Dizisi

Tito Clemente, şehrin en gözde bekarıdır. Yalnızlığını paylaşacak ve aşık olacak bir kadın aramaktadır. Çevresindeki kadınların hiçbiri Tito’yu çekmemektedir. Tito, zenginliği ve yakışıklılığı sayesinde son derece popüler bir erkek olarak dikkat çekmektedir. Bir gün Tito tesadüf sonucu Gabriella ile tanışır. Gabriella, Tito’nun tanıdığı diğer kadınlar gibi değildir. Tam tersi orta halli ve mütevazı bir kadındır. Fakat Tito, Gabriella’ya aşık olur. Orijinal adı Lady in Pink olan dizi bu iki gencin arasındaki aşkı anlatıyor.

Pembeli Kadın ( Lady in Pink ) - Aşk Fırtınası ( Capitol )
Pembeli Kadın ( Lady in Pink ) – Aşk Fırtınası ( Capitol )

Aşk Fırtınası – Capitol Dizisi

Tyler ve Julie, Trey’e gelecek yaz evleneceklerini söylerler. Bu arada Trey’in yanında olan Sloane, Myranay’a telefon ederek, olayı haber verir. Bu evlilik kararı herkesi şaşırtmıştır. Mryna olayı duyunca çılgına döner ve ilk uçakla New York’tan Washington’a döner. Amacı bu evliliğin olmaması için elinden geleni yapmaktır. Myrna için Tyler ve Julie’nin evlenmemesi her şeyden daha fazla önem taşımaktadır. Bu arada Julie annesini arar, onunlar görüşüp, konuşmak istediğini söyler

Tüp Bebek

Clara, Juro’ya kiralık anne olayını anlatır. Korkularından söz eder. Juro uyurken kaçar ve Jose Clara’yı bulur. Kaçmaya çalışsa da babasıyla birlikte peşine düşeceğini söyler. Malina hastane müdürlüğüne getirilecekken, ödeneklerin Baroni’nin adına çıkmış olduğunu hatırlar. Baroni müdürlüğe getirilir ve Todeo’ya Juro’yla birlikte olup, kendi ekibine katılmasını teklif eder. Todeo bu duruma çok şaşı- rır. Moema Clara’nın çocuğu kendisine vermeyeceğinden şüphelenerek, Anna’nın evine gider.

Tüp Bebek - Manuela Dizisi
Tüp Bebek – Manuela Dizisi

Manuela

Müfettiş Luna, Manuela’nın katil olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden onun Fernando ile görüşmesini engeller. Mercedes, Dr. Villa’nın karısıyla konuşur. Mariana bir kere daha Antonio’dan ayrılmaya karar verir. Anais, Dr. Villa ve karısını tehdit eder. Luisa ile Lorenzo’nun evlilik hazırlıkları tamamlanmıştır. Fernando, Manuela’ya yaptıklarından pişmanlık duymaktadır. Anais Fernando’yu öldürmek ister, tutuklanır ve intihar eder. Bernarda Isabel’i öldürür. Salinas malikanesi mutluluğa kavuşur.

Yalan Rüzgarı – The Young and the Restless Dizisi

Jessica hava meydanında bayıldıktan sonra hastaneye kaldırılır. Cricket ise annesinin geç kalmasından endişelenmektedir. Eve döner ve annesinin bıraktığı veda mektubunu bulur. Oysa o hastanede can çekişmektedir. Scott, Cricket’ın annesini tanır ve Jessica’ya orada bulunduğunu kızına söylemesi için yalvarır. Bu arada Jessica’nın AIDS’e yakalandığı belirlenir. Bunun üzerine genç kadın ortadan kaybolur. Jack ise kitabı bastırmaya karar verir. Liana Niki ile görüşmeye gider.

Yalan Rüzgarı - İntikam Dizisi
Yalan Rüzgarı – İntikam Dizisi

İntikam Dizisi – La Revancha

Alejandro sonunda Isamar’ı bulur ve onun Julio’dan hamile kaldığı hikayesine inanır. Albay Bugera öldürülür. Alejandro cinayeti haber verir, ancak tek şüpheli o olduğu için tutuklanır. Alberto, Alejandro’nun tutuklandığı haberini gazetede yayınlar. Julio sorguda, Albay Bugera’nın öldürüldüğü sırada Alejandro ile birlikte olmadığını söyler. Paiva suçunu itiraf edince Alejandro serbest bırakılır. Mercedes, Reinaldo’nun evlenme teklifini kabul eder. Isamar’ın durumu ise belli değildir.

Sevgi Bağları Dizisi – Knots Landing

Stacey, New York’ta kitabının sa: tışıyla ilgili sözleşmeyi imzaladıktan sonra geri döner. Rick onun başarısını kutlamak üzere Stacey’i gazinoya davet eder. Jack de oraya gelir.Egypt’i gören Clay adeta şok olur. Shana, Jim’e boşanma konusunda kesin kararlı olduğunu söyler. Egypt Clay’e verdiği parayı geri alıp, Corinth’den gittneyi kabul etmez. Jim boşanmaya razı olur. Jack ise şirketten ayrılmaya karar verir. Shana boşanmak için Reno’ya gider. Egypt Clay’le görüşmenin yollarını arar

Yalnızca Maria - Sevgi Bağları Dizisi
Yalnızca Maria – Sevgi Bağları Dizisi

Yalnızca Maria – Simplemente Maria

İris evine dönmüştür. Laura ile Iris’in arkadaşlığına Iris’in annesi karşıdır. Lorena kızının nerede olduğunu öğrenirken, Juan Carlos Maria’ya onun yerini söyler. Victor yeni butiğini sonunda açar. Laura’nın kaçışı Maria ve Jose’nin yakınlaşmasına neden olmuştur. Bu arada Laura şehir dışında bir çiftlikte, bir ailenin yanında kalmaktadır. Herkes onu aramaktadır, adeta tüm aile seferber olmuştur. Fakat yine de bulunamamaktadır. Maria sorunlarını halletmiş olarak Victor’la birlikte olur.

90lar’ın En iyi Pembe Dizileri – Eski Nostaljik Pembe Diziler ile ilgili paylaştığımız yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Nostaljik Diziler – Ana Kız Dizisi ( Live in )
  2-90lar Eski Diziler – Suç Ortakları Dizisi ( Partners In Crime )
  3-90lar’ın Yakışıklı Spikeri Kaan Yakuphanoğullarından

90lar Nostaljik Diziler – Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can’t Lose )

90lar Nostaljik Diziler – Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can’t Lose )

90lar Nostaljik Diziler yazı dizininde bugün arşivimden size Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can’t Lose ) incelemesi ile ilgili bir yazı paylaşmak istiyorum.

Teleon‘un sevilen dizisi “Yenilmez Parker”, ilk yayımlandığı günden bu yana gençlerin en sevdiği dizilerden biri. Kaybetmemeyi ilke edinmiş olan, bir lise öğrencisinin iki arkadaşıyla yaşadığı maceraları anlatan dizi Teleon’da tüm sevimliliğiyle sürüyor. “Ya sistem için çalışırsın, ya da sistemi kendin için çalıştırırsın. Eğer okula gitmek zorundaysan, bunu da eğlenerek yaparsın.” gibi sözleri ile tanınan Parker Lewis yani Yenilmez Parker’ı şimdi gelin daha da yakından tanıyalım.

90lar Nostaljik Diziler - Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can't Lose )
90lar Nostaljik Diziler – Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can’t Lose )

Teleon’da Yayımlandığı İlk Günder Beri Büyük İlgi Çeken Parker Lewis Dizisi

Tele10’da yayımlandığı ilk günden beri özellikle gençlerin büyük ilgisini çeken ‘Parker Lewis ‘de, kaybetmemeyi ilke edinmiş Parker rolünü Corin Nemec canlandırırken, Mickey Randall ve Jerry Steiner isimli iki arkadaşını da Wililam Jayne ile Troy Stalen oynuyor. Dizide Parker Santo Domingo Lisesi’nin en haşarı öğrencisidir. Adeta Part Time güvenilir bir dost, Full Time soytarıdır. Başta okul müdürü olmak üzere çevresindeki herkesin dayanma sınırlarını zorlar. Mickey Randall, onun çocukluktan beri en yakın dostudur. Jerry Steiner ise Parker’ın tüm isteklerine ve kaprislerine boyun eğer, ama diğer yandan da Parker’ın tüm ticari sırlarını bilme ayrıcalığına sahiptir.

Parker, dengesinin pek de yerinde olduğu söylenemeyen okul müdürü Bayan Musso’yu (Melanie Chartoff) deli etmek için yaratılmış gibidir. Musso, Parker’ı son derece tehlikeli biri olarak görmekte ve onu okuldan atabilmek için her gün farklı bir yöntem aramaktadır. Ancak her seferinde kahramanımız müdürün tehlikeli ellerinden sıyrılmayı başarır.

Parker’ı canlandıran Corin Nemec küçük yaşından beri oyunculuk yapan, yönetmen bir babanın ve grafik tasarımcısı bir annenin oğlu. Corin, küçük yaşlarında Suziki, McDonald ve Coca Cola gibi büyük firmaların reklam filmlerine çıkarak televizyona geçmiş.

90lar Nostaljik Diziler arasında bugün seçtiğimiz Yenilmez Parker Dizisi ( Parker Lewis Can’t Lose ) hoşunuza gittiyse aşağıdan 90lar’da yayımlanmış eski diziler ile ilgili diğer yazıları da okuyabilirsiniz.

  1- Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır
  2-Kurtuluş Dizisi ve Fikriye Hanım Rolüyle Aşkın Nur Yengi
  3-90lar Pop ve Tarkan

90lar ve Eski Diziler – Suç Ortakları Dizisi – Partners In Crime

90lar ve Eski Diziler – Suç Ortakları Dizisi – Partners In Crime

90lar ve Eski Diziler yazı dizinine Partners In Crime yani Suç Ortakları Dizisi ile devam ediyoruz. Perşembe geceleri geç saatte Show TV’de yayımlanan Suç Ortakları Dizisi ,iki farklı karakterdeki kadının kurdukları dedektiflik bürosunda başlarından geçen serüvenlerini anlatıyor. Diziyi izlerken bu güzel kadınların özel sorunlarına, aşklarına da tanık olmuyor değiliz.

Show T.V.’de perşembe geceleri saat 23.20’de, baş rollerini birbirinden güzel iki oyuncunun, Lynda Carter ve Loni Anderson’un paylaştıkları bir dedektif dizisi yayımlanıyor: Suç Ortakları. Dizide Anderson ve Carter birbirinden son derece farklı iki karakteri canlandırıyorlar. Carole Stanwyok (Lynda Carter) varlıklı bir aile içinde doğup büyümüş ve ailesinin servetini kaybetmesi üzerine hayatını fotoğrafçılık yaparak kazanmaya çalışan bir genç kadındır. Sydney Kovack (Loni Anderson) ise San Francisco sokaklarında yetişmiştir. Ayrıca yankesicilikte olukça yetenekli bir güzel olup bir konser müzisyeni olmaya çalışmaktadır.

90lar ve Eski Diziler - Suç Ortakları Dizisi - Partners In Crime
90lar ve Eski Diziler – Suç Ortakları Dizisi – Partners In Crime

Lynda Carter ve Loni Anderson – İki Kadın İki Yaşam

Lynda Carter ve Loni Anderson bir gün Hollywood’un batısındaki küçük bir butikte bir araya gelirler. Her ikisinin de amacı birkaç parça giysi almaktır. Birbirlerini çok az tanımalarına karşın sohbet etmeye başlar ve konuşmaları ilerledikçe bundan hoşlandıklarını farkederler.

Aslında farkında olmadıkları şey her ikisinin de aynı ajana bağlı olduklarıdır. Bundan daha da önemlisi bir zamanlar aynı adamla, Dashioll Caulfiold’le ikisi de evlenmişlerdir.

Dashioll Hammott ve Raymond Chandler türü gerilim geleneğini sürdürmeyi amaçlayan bu sevimli dizide güzel dedektiflerimizin silahları kararlılık, zeka ve biraz da şanstır.

İki kez Emmy üç kez de Altın Küre ödülüne aday olan Loni Anderson, dizideki karakterinin adını kendisi seçmiş. Sokağı çağrıştırması için bir erkek adı almayı yeğlediğini anlatan Loni Anderson, yankesicilik yapmayı ve Çince konuşmayı bilen Sydney karakterini oynamaktan çok hoşnut.

Amerikanın En Güzel Kızı Seçilen Lynda Carter

Lynda Carter ise Carole karakterini canlandırmanın oldukça eğlenceli olduğunu söylüyor. Son derece cimri ve bir yarasa kadar kör olan Carole’un bu özelliklerinin diziye birçok komik sahne eklediğini de belirtiyor. 1973’de Amerika’nın en güzel kızı seçilen Lynda Carter, 15 yaşından beri sahnede.

Wonder Woman Lynda Carter

Londra’daki Uluslararası Güzellik Akademisi tarafından Dünyanın en güzel kadını seçilen Carter “Wonder Woman” (Harika Kadın) dizisiyle haklı bir şöhrete kavuştu. Suç Ortakları ‘ndaki rolünü özellikle bir önceki dizisinden farklı olduğu için seçtiğini söylüyor. Ayrıca bu dizide Loni Anderson ’la birlikte oynamaktan son derece hoşnut olduğunu ekliyor.

90lar ve Eski Diziler yazı dizininde paylaştığımız Suç Ortakları Dizisi – Partners In Crime ile ilgili yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-Kurtuluş Dizisi – Atatürk’ün Sevgilisi Fikriye Hanım Rolüyle Aşkın Nur Yengi

Nostaljik Suç Ortakları dizisinin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

Kurtuluş Dizisi – Atatürk’ün Sevgilisi Fikriye Rolüyle Aşkın Nur Yengi

Kurtuluş Dizisi – Atatürk’ün Sevgilisi Fikriye Hanım Rolüyle Aşkın Nur Yengi

Eski dergi arşivimden bugün sizinle paylaşacağım yazı Kurtuluş Dizisi ve bu dizide Atatürk’ün sevgilisi Fikriye Hanım rolüyle gördüğümüz Aşkın Nur Yengi ve Atatürk rolüyle gördüğümüz Rutkay Aziz ile ilgili olacak. Türk Pop müziğinin sevilen sesi Aşkın Nur Yengi yönetmenliğini Ziya Öztan’ın yaptığı “Kurtuluş”ta Atatürk’ün sevgilisi Fikriye rolüyle müzikte olduğu kadar oyunculukta da başarılı olduğunu kanıtlıyor.

Sezen Aksu’nun vokalistliğinden sonra tek başına müzik çalışmalarını sürdüren sanatçı, ilk dizisinde Atatürk’ün sevgilisi Fikriye Hanım’ı oynuyor. Ziya Öztan’ın yönettiği ”Kurtuluş” dizisinde Rutkay Aziz’le kamera karşısına geçen Aşkın Nur Yengi: ”Fikriye Hanım’ın aşkı beni cezbetti.” diyor.

Kurtuluş'ta Rutkay Aziz Atatürk'ü, Aşkın Nur Yengi Fikriye Hanım'ı Oynuyor
Kurtuluş’ta Rutkay Aziz Atatürk’ü, Aşkın Nur Yengi Fikriye Hanım’ı Oynuyor

Kurtuluş Dizisinde Rutkay Aziz Atatürk’ü Oynuyor

TRT’nin en büyük prodüksiyonu olan “Kurtuluş” un çekimleri son hızla sürüyor. Atatürk’ü Rutkay Azizin canlandırdığı dizide, Türk Pop Müziği’nin ünlü ismi Aşkın Nur Yengi de rol alıyor. Atatürk’ün uzaktan akrabası ve hayatındaki kadınlardan biri olan Fikriye Hanım’ı dizide canlandıran Aşkın Nur Yengi: “Çok anlamlı bir rol üstlendim. Fikriye Hanım’a olan benzerliğim nedeniyle bu rol bana verildi. Benim için onur verici bir rol oldu.” şeklinde konuşuyor.

Kurtuluş Dizisi - Fikriye Hanım Rolüyle Aşkın Nur Yengi
Kurtuluş Dizisi – Fikriye Hanım Rolüyle Aşkın Nur Yengi

Kurtuluş dizisinin Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeki çekimlerinde Rutkay Aziz’le kamera karşısına geçen Aşkın Nur Yengi: “Köşkün, Atatürk’ün evi olan ve şimdi müze olarak kullanılan bölümünde çekimler yapıldı. Senaryoyu okuduğumda Fikriye Hanım’ın umutsuz aşkı ve dramı beni çok etkiledi. Gerçi dizinin bütünlüğü içerisinde benim rolüm çok küçük gibi görünüyor ama, anlamlı.” diyor.

Kurtuluş dizisinin çekimleri ekim ayına kadar sürüyor. TV1’de ocak ya da şubat aylarında yayınlanması gereken dizi 90 dakikalık 4 bölüm halinde çekiliyor. Başarılı müzik kariyerine bir de dizi ekleyen Aşkın Nur Yengi: “Dizinin yayınlanacağı zamanı iple çekiyorum” diyor.

Aşkın Nur Yengi II Albümü 

Müzik çalışmalarının arasında Kurtuluş dizisinde rol alan Aşkın Nur Yengi, ikinci İstanbul konseri için hazırlanıyor. İlk kasetinden sonra Avrupa turnesine çıkan ve başarı elde eden Yengi’nin ikinci kaseti de ustası Sezen Aksu ’yu izliyor. Halen 1.200.000 adet satan kaseti için: “Güzel bir çalışma oldu. Türk Pop Müziği’nin hareketlendiği ortamda kasetimin satması beni çok memnun etti. Bu yüzden ikinci kasetimdeki şarkılardan oluşan bir konser vereceğim. 3 Haziran’daki konserimin ses ve ışık düzeni, danslar show niteliğinde olacak.” şeklinde konuşan sanatçı, kendisini bu yıl da patlamaya hazır bir volkana benzetiyor.

Kurtuluş Dizisi ve dizide Atatürk’ün Sevgilisi Fikriye Rolüyle Yer Alan Aşkın Nur Yengi ile ilgili yazı hoşunuza gittiyse aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- Savcı Dizisi ve Savcı Kadir İnanır
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-90lar Pop ve Tarkan