Nostaljik Zerrin Özer Röportajı- Eski Haberler – Seksenler

Nostaljik Zerrin Özer Röportajı -80ler

Nostaljik Zerrin Özer röportajı konulu bugünkü yazımızda sizleri neredeyse 40 yıl önceye götürmek istiyoruz. 80lerde Zerrin Özer ile ilgili yapılan bu eski haber, eminim birçok kişiyi duygulandıracaktır. Lafı fazla uzatmak istemiyorum. İyi okumalar…

Zerrin, daha birkaç ay önce söylediklerini unuttu ve eski plak şirketi hesabına yeniden stüdyoya gire­rek ikinci LP’sini tamamladı. Genç şarkıcı, bu plağın da çok güveniyor…

Zerrin Ozer, birkaç ay önce hakkında konuştuğu plak şirketi ile yeniden anlaşarak ikinci LP’si için stüdyoya girdi. Genç şarkıcı gene iddialı olduğunu ve yeni “Gönül”lerle yakında müzik severlerin karşısına çıkacağını söylüyor.

Eskilerin sıkça kullandıkları bir söz, doğruluğunu bir kez daha gösterdi: “Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer kürkçü dükkanıdır.” Nereden mi aklımıza geldi bu söz… Anlatalım: “Gönül” adlı plağı ile adını bir anda zirveye yazdırdıktan sonra bağlı bulunduğu plak şirketi ile aralarına kara kedi giren Zerrin Özer, birkaç ay önce söylediklerini unutmuşcasına yeniden Kent Plak ile anlaşarak ikinci LP’si için stüdyonun yolunu tuttu.

Nostaljik Zerrin Özer Röportajı - Eski Haberler
Nostaljik Zerrin Özer Röportajı – Eski Haberler

Bundan bir kaç ay önce Zerrin’in”Seni Seviyorum” adlı LP’si Kent Plak etiketiyle piyasaya çıkmıştı. Genç şarkıcı o zamanlar Ankara’da bulunuyordu. İstanbul’a döndükten sonra çeşitli yayın organlarında şöyle sözleri çıktı Zerrin’in: “Haberim olmadan deneme bantlarından yapılan bir LP’mi piyasaya çıkartmışlar. Tazminat davası açacağım. Benim sanatımı baltalıyorlar. Bir daha değil onlara plak yapmak, kapılarından içeri adımımı bile atmam!..”

Aradan aylar geçti. Geçenlerde Zerrin’in ikinci LP’si için stüdyoya girdiğini öğrendik. “Demek ki” diye düşündük “Başka bir şirketle anlaştı ve yeni plağını yapıyor”. Gördüklerimiz, düşündüklerimizin tam aksiydi. Zerrin, bu plağını da Kent Plak hesabına yapıyordu. Sorduk. Şu yanıtı aldık: “Tatsız birtakım olaylar geçmişte kaldı. Artık o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Oturduk, yeniden konuşup anlaştık. Olanlar yalnızca bundan ibarettir”.

Söz ve Müziği Orhan Gencebay’a Ait Gönül 

Sözü ve müziği Orhan Gencebay’a ait olan “Gönül”ü plak yaptıktan sonra şansı bir anda açılan, bu arada 60 bin liraya İzmir Fuarı için anlaşma imzalayan Zerrin, yeni LP’si için de iddialı konuşuyor: “Artık hedefimi biliyorum. Zerrin Ozer olarak müzik dünyasında bir yerim var. Sürekli olarak bu yerimden daha yukarılara çıkacağım. Eski şarkıların gölgesine sığınmak istemiyorum. Bu nedenle ikinci LP’mdeki bütün şarkıları prodüktörüm Ümit Güner titiz bir çalışmanın sonunda seçti. Dinleyicilerim bu plağımda karşılarında yepyeni bir Zerrin bulacaklar ”
Bakalım, göreceğiz!..

Benzer Yazılar:
1-Eski Barış Manço Röportajları 
2-Sezen Aksu Aşk Hayatı ve Eski Evlilikleri
3-90lar Tarkan Fotoğrafları
4-90lar Pop – Yıldız Tilbe

Timur Selçuk ve Orkestrası – Çağdaş Müzik Grubu – 80ler Türk Pop Müziği

Timur Selçuk ve Orkestrası – Çağdaş Müzik Grubu – 80ler Türk Pop Müziği

Eski dergi gazete arşivimden bugün sizlere Timur Selçuk ve Orkestrası – Çağdaş Müzik Grubu ve 80ler Türk Pop Müziği konulu nostaljik bir yazı paylaşmak istiyorum. Şimdi hep birlikte gelin 80lere gidelim.

Timur Selçuk İspanyol Meyhanesi, Ayrılanlar İçin, Beyaz Güvercin ve Diğerleri…

Timur Selçuk ve Orkestrası
Timur Selçuk ve Orkestrası

Eski yorumuyla, yeni besteleriyle, öğrencileriyle çıktığı Şan sahnesinde, zaman zaman alkışsız kaldı sanatçı… Selçuk, dinleyicilerinden uzak kaldığı sürede çok şey kaybetmişti… Kendine özgü müziğiyle, “İspanyol Meyhanesi”, “Ayrılanlar için” ve “Beyaz Gü­vercin” gibi şarkılarıyla yetmişli yılların gençliğini peşinden sürükleyen Selçuk… Bilgisiyle, besteleriyle çorak hafif müziğimizin pınarı, epeydir sahnelerden uzaktı… Ama geçen hafta başlayan konserler dizisi ile sahnelere döndü sanatçı… İşte son konserlerindeki Timur’dan izlenimler…

Timur Selçuk ve Çağdaş Müzik Grubu

Geçmişte piyanosuyla tek başına izlediğiniz sanatçı, sahneye Çağdaş Müzik Grubu ile çıktı… Ve, yine geçmiştekinin tersine zaman zaman piyanosunu bırakıp, mikrofonla baş başa kalarak Aziz Nesin, Ceyhun Atuf Kansu, Attila İlhan, Oktay Arayıcı, Nazım Hikmet ve Yılmaz Onay’ın sözleriyle yaptığı besteleri seslendirdi… Bu arada programında babası Münir Nurettin Selçuk‘un üç bestesiyle üç eski parçasına da yer veren Timur, öğrencilerinden Deniz Cüneyt’in bestelerini Ayşegül Erdoğan ve Rüya Ersavcı seslendirirken, müzik grubunu yönetti…

Timur Selçuk ve 80ler Türk Pop Müziği

Lakin, Timur eski Timur değil… Şarkılarında eski müzik anlayışını sürdüren sanatçı, tüm sahne egemenliğine karşın hayranlarını düş kırıklığına uğrattı… Özellikle “Eski Sinemalar“, Aziz Nesin‘in 70. yaşını kutlama törenlerine hazırladığı şarkı ve “Size Kötü Kadın Derler” adlı parçasında gerek yorum, gerek bestelerindeki başarısızlık hayranlarını şaşırttı…

Öğrencilerinin yer aldığı bölüm ise, en olumsuz bölümdü… Öyle ki, hiçbir özelliği olmayan bestelerin, Timur Selçuk’un öğrencisi olmaktan başka hiçbir özelliği olmayan gençler tarafından seslendirilmesi, salondaki konuklar tarafından da “alkışsız” bırakıldı. Öğretmenlerinin buna tepkisi ise “Biz öğrencileri her zaman zora koşarız. Oysa onları ben dahi beğendim” oldu… Bu arada sanatçı, “Size Kötü Kadın Derler” adlı bestesini sunduktan sonra beklediği alkışı alamayınca da “Bu gerçekçi sözleri bir kerede anlamak zor. Zamanla alışacaksınız” diyerek, salondaki soğuk havayı yumuşatmaya çalıştı…

Sağlıklı Yaşam” parçasında Aerobik ve Jane Fonda ile dalga geçen Timur Selçuk oldukça hareketli bir müziği olan bu şarkısını, yine hareketli bir koreografi ile seslendirdi… Şarkı sonunda soluk soluğa piyanosunun başına gelen Timur Selçuk, “Bir daha ayakta şarkı söylersem iki olsun” deyince, salondan kahkahalar yükseldi… İzleyiciler de aynı düşüncedeydi…

Eski dergi arşivimden paylaştığım Timur Selçuk ve Orkestrası – 80ler Türk Pop Müziği konulu yazıyı beğendiyseniz, benzer yazıları aşağıdan inceleyebilirsiniz.

  1- 80ler Bülent Ersoy – Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi
  2-80ler En iyi 45lik ve Long Play Müzik Listesi
  3-90lar Pop ve Tarkan Tevetoğlu

Dilerseniz buradan Timur Selçuk’un en ünlü şarkısı olan İspanyol Meyhanesi şarkısını youtube üzerinden dinleyebilirsiniz.

Eddie ve Alex Van Halen David Lee Roth Birlikteliği – Mammoth

Eddie ve Alex Van Halen David Lee Roth Birlikteliği – Mammoth

Eski dergi arşivimden bügün paylaşacağım yazı 80ler yabancı Rock ‘ın en iyi gruplarından biri hakkında. Gelin hep beraber Hardrock yara aldı… Van Halen David Lee Roth olmadan olmuyor. Süslü, renkli çarpıcı giysiler, enerjik bir şov ve güçlü bir ses düzeni, grubun tipik özellikleri arasında…Grubun solisti David Lee Roth arkadaşlarından ayrıldıktan sonra bir süre yalnız çalıştı. Van Halen David Lee Roth olmadan çalışmalarını sürdürdü ama, bu ayrılık iki tarafı da hayli yıprattı…

Hardrock hayranları geçtiğimiz ağustos ayında kafalarına balyoz gibi inen bir haberle sarsıldılar. Van Halen grubunun solisti ve şovme­ni David, arkadaşlarından ayrılmıştı! Peki bundan sonra ne olacaktı? Grubun konserlerindeki o akıl al­maz çılgınlıktaki şovları kim yapa­caktı? Bu sorulara kimse cevap veremiyordu. Fakat kesin olan, gru­bun dağılmayacağı ve kalanların bu işi götürecekleriydi…

Van Halen David Lee Roth ve Mammoth Grubu
Van Halen David Lee Roth ve Mammoth Grubu

Bir süre elemanlardan Sammy Hagar orkestranın önüne geçti ve aynı kondisyonu tutturmayı denedi ama Lee Roth’da olan on­da olmayan bir şeyler vardı. Bu, eksiklik hemen hissediliyordu.

Van Halen’ın Yaramaz Çocuğu David Lee Roth ve Şahne Sovları

Geniş omuzları, omuzlarına değen sarı saçları, ilginç sahne giysileri ile Lee Roth, rock sahnelerinde kendine rakip tanımadığını ve yap­tığı şovun bir eşi daha olamayaca­ğını iddia ederken, gerçekten haklıydı.

Mammoth Grubu
Mammoth Grubu

Yine de onun ayrılmasından son­raki konserler herhan­gi bir aksaklık olmadan sürüp gidiyor. Fakat artık ne Roth’un za­manında olduğu gibi kızlar ayılıp ba­yılıyorlar ne de sahnedeki gençlerin iç çamaşırlarını yırtmak is­teyen var… Çünkü David’in ayaz ayaz bağırışı, seyircilerle dakikalarda uzun uzadıya sohbeti ve erotik jimnastik hareketleriyle doğrusu on­ları harekete getirmesini, coşturma­sını biliyor, başarıyordu.

Van Halen Grubunun ilk Adı Mammoth

60’llyılların sonlarında bir caz mü­zisyeni olan babaları ile Hollanda’dan ABD’ye göç eden Eddie ve Alex Van Halen adlı iki kardeş ta­rafından kurulan topluluk, ilk başlarda Mammoth adını aldı. Kardeşler klasik müzik eğitimi görmüşlerdi ve müzikleri de pek çılgın bir hava taşımıyordu. İlk solistleri de Michael idi. Daha sonra bir lise konseri sırasında grubun yaptığı müzikten çok etkilenen David Lee Roth adlı ateşli bir hayranları, Van Halen kardeşlere başvurarak “Sizinle çalış­mak, solistiniz olmak istiyorum..” dedi. Ses ve kulak yeteneği bakımından Van Halen kardeşler onu pek de yeterli bulmadılar, fakat Lee dilbaz­lığı ve ikna kabiliyeti sayesinde, kendini işe aldırmayı başardı.

David Lee Roth
David Lee Roth

Kısa zamanda kardeşler David’i gruba almakla ne isabetli bir iş yapmış olduklarını anladılar. Artık eski isimleri Mammoth’u da değiştirerek Van Halen’e çeviren topluluk, giderek ün kazanmaya başlamıştı. David Lee Roth’un ilginç ve hareketli şovu ile sert sesi, kısa sürede Kaliforniya gençlerini kendine bağlamıştı.

1977 yılında plak anlaşmalarına başlayan grubun ilk albümü Van Halen 1978’de çıktı ve ABD müzik piyasasında bir bomba gibi patladı. Daha sonra hayranlarıyla yüz yüze gelmelerini sağlayacak konserler ve turneler birbirini kovaladı.

Van Halen Grubu Hollanda Konserlerinde Sahneye Paraşütle İniyor

Hollan­da’daki Anaheim Açık Hava Konseri ‘nde grup elemanları sahneye paraşütle inerek müziklerine başladılar. Ve gençleri adeta çıldırttılar. 1979’daki ikinci albümleri Van Halen II de kapışıldı. Daha sonra da birer yıl arayla uzun çalarlar (longplay) birbirini izledi. 1980’de Women And Children First, 1981 de Fair Warning, 1982’de Diver Down ardı ardına hit oldu. Bu arada grup, ana vatanı ABD’deki turnelerle yetindi.

Son olarak 1983,yılında Kaliforniya’da düzenlenen Oz Festivati‘nde en ünlü grup olarak gençlerin karşısına çıkan grup, daha sonra sessizlik dönemine girdi.

1984’ün albümü piyasaya çıktığı yılın adını taşıyordu. Ancak, David Lee Roth’un gruptan ayrılması, hem kendisi, hem de grup için pek isabetli olmadı. Ayrı ayrı yaptıkları çalışmalar, her iki tarafa da eski günlerini arattı.

Eski dergi arşivimden paylaştığım Eddie ve Alex Van Halen David Lee Roth konulu yazıyı beğendiyseniz, benzer yazıları aşağıdan inceleyebilirsiniz.

  1- Megadeth Hakkında Bilinmeyenler
  2-Black Sabbath Seventh Star Albümü
  3-Metallica Hakkında Bilinmeyenler

Dilerseniz buradan benim en sevdiğim David Lee Roth şarkısı ve video klibi Just A Gigolo ‘yu youtube üzerinden dinleyebilirsiniz.

80ler Bülent Ersoy – Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi

80ler Bülent Ersoy Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi

80ler Bülent Ersoy Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi başlıklı bugün paylaşacağım yazı 80ler dergi arşivimden alınmıştır. Üzerinden 30 seneden fazla zaman geçen Anılardan Bir Demet albümü ile ilgili röportajın sizi 80lere götüreceğini umut ediyorum… İlk çıkışını Türk müziğinin en ağır şarkılarıyla gerçekleştiren Bülent Ersoy, plaklarında arabesk türünü benimsemişti. Sanatçı, yeni longplay için Yusuf Nalkesen ile el ele verip, onun dillerden düşmeyen şarkılarını bir kez daha seslendirdi

80ler Bülent Ersoy ve Yusuf Nalkesen
80ler Bülent Ersoy ve Yusuf Nalkesen

Sahneye çıkması yasaklandığı günden bu yana sevenlerine yalnız plaklarla seslenen Bülent Ersoy, son iki longplay’in aksine bir plakla dinleyicilerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Önceki plaklarında “arabesk” türü şarkıların yer almasına karşın, sanatçı, yeni çalışmasını tümüyle Türk Sanat Müziği eserleri üzerine kurdu. “Anılardan Bir Demet” adını taşıyacak olan longplay’de Bülent Ersoy, geçmişte dillerden düşmeyen ve hala da sevilen şarkıları seslendirecek.

“Türk Sanat Müziğini sevenler için arşiv niteliğini taşıyan bir plak bu” diyen Bülent Ersoy, yeri geldikçe yine “arabesk” şarkıları da söyleyeceğini ekliyor sözlerine.

Gitarist Aranjör Cengiz Coşkuner ve Besteci Yusuf Nalkesen

Müzik yönetmenliğini tanınmış gitarist-aranjörlerden Cengiz Coşkuner‘in üstlendiği “Anılardan Bir Demet ‘te yer alan şarkıların alt yapısı Batı çalgılarıyla hazırlanıp, üzerine Türk müziği çalgıları eklendi. Kasım ayı sonlarında çıkacak olan longplay içindeki şarkıların en büyük özelliği ise tek besteciye ait oluşları. Bu besteci, yıllardır en sevilen şarkıların altında imzası olan, Yusuf Nalkesen’den başkası değil.

80ler Bülent Ersoy Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi
80ler Bülent Ersoy Anılardan Bir Demet Albüm İncelemesi

Bülent Ersoy, plağı için tek besteci seçişinin nedenlerini de şöyle dile getiriyor: “Müziğimize eserleriyle katkıları olan birçok besteci var. Tabii ki, hepsinin en gözde şarkılarını söylemek isterim. Anılarımızda yaşayan, hatta bugün bile zevkle dinlenen şarkıların yer aldığı bu uzunçaları yaparken, Yusuf Nalkesen ile el ele verdik. Zamanla diğer bestecilerimizin şarkılarını da seslendirmeyi düşünüyorum. Bu, şimdilik bir başlangıç.”

Bülent Ersoy, anılara doğru uzanırken, Yusuf Nalkesen’in şu şarkılarını seslendirecek: Veda, Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var, O Ağacın Altı, Çatılmış Kaşlarınla, Bülbülün Çilesi, Seninle Bir Sonbahar, Yalan, Gitmek mi Zor?…, Madem Küstün Dargındın, Sen Böyle İstedin ve Dargın Ayrılmayalım

Eski dergi arşivimden paylaştığım 80ler Bülent Ersoy Anılardan Bir Demet Röportajı konulu yazıyı beğendiyseniz, benzer yazıları aşağıdan inceleyebilirsiniz.

  1- 90lar Pop ve Tarkan Tevetoğlu
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-Nostaljik Barış Manço Röportajı

Dilerseniz buradan albümdeki şarkıları youtube üzerinden dinleyebilirsiniz.

Sezen Aksu Aşk Hayatı, Eski Evlilikleri ve 70ler Nostaljik Fotoğrafları

Sezen Aksu Aşk Hayatı, Eski Evlilikleri ve 70ler Nostaljik Fotoğrafları

Arşivimden Sezen Aksu Aşk Hayatı, Eski Evlilikleri ve 70ler Nostaljik Fotoğrafları ile ilgili bugün paylaşacağım yazı ile sizi 1970lere götürmeyi planlıyorum. Gelin beraber Minik Serçe Sezen Aksu‘nun 70’lerdeki hayatına göz atalım… İlk kez, Mayıs 1977’de objektifimize yakalanan Sezen Aksu Üstün Doruk çifti “Seviyoruz birbirimizi, evleneceğiz” demişlerdi. Aradan 19 ay geçti… Beraberler ama hala evlilik yok…Beraberliklerinin birinci yılında, Mayıs 1978’te nikah işlemleri için resmen Şişli Evlendirme Memurluğuna başvurdular, 6 ay sonra işlemlerini tamamladılar. 34 gün önce kağıtlar askıya çıktı. Ama 1 aydır gün almak için uğramadılar evlendirme memurluğuna.. Askıda dura, dura, yoruldu kağıtlar.

Sezen Aksu Aşk Hayatı - 70ler Sezen Aksu Üstün Doruk Çifti
Sezen Aksu Aşk Hayatı – 70ler Sezen Aksu Üstün Doruk Çifti

Üstün Doruk, artık Sezen Aksu’nun menajeri de değil. Sezen Aksu, menajerlik görevini ustaca bir taktikle nişanlısından alıp, Nil Burak’ın eski kocası Engin Kefkep‘e verdi… Neden?…

Şimdi Mayıs 1977’ye gidiyoruz… Sezen Aksu Üstün Doruk ilk kez hastane odasında objektifimize yakalanıyor ve itiraf ediyorlar… “Evet…Seviyoruz birbirimizi… Evleneceğiz…” Oysa ikinci kez, yaptığı mutsuz evliliğin çarkları arasındadır Sezen Aksu o sıralar daha… İlk eşi Hasan Yüksektepe ‘den ayrıldıktan sonra, mutluluğu bulmak umudu ile giriştiği ikinci evliliğin kopmak üzere olduğu son halkasında… Kanada’da olan eşi Engin Aksu ile ayrılmak üzere… Karar yargıcın elindedir artık…Halbuki her şey ne kadar güzel başlamıştı (Aşağıda)

Sezen Aksu Aşk Hayatı - Minik Serçe Engin Aksu ile Evlenirken
Sezen Aksu Aşk Hayatı – Minik Serçe Engin Aksu ile Evlenirken

Sezen Aksu Üstün Doruk ile Evlenecek Mi?

Haziran 1977: “Boşanma ilamını bekliyorum… Gelir gelmez evleneceğiz…”

Kasım 1977: Artık boşanma ilamı elindedir Sezen Aksu’nun… Sevdiği erkekle evlenmek için kuşlar gibi özgürdür…

Mayıs 1978: İşte nikah dairesinin kapısındalar… Tanışmalarının birinci yıl dönümünde… Sezen bir yıl önce tanıştığı ve evleneceğini söylediği sevgilisi Üstün Doruk ile Şişli Evlendirme Memurluğu’na başvururlar… Bir an önce nikah işlemlerini tamamlayıp, evlenmektir amaçları.

8 kasım 1978: Artık son nikah işlemleri de bitmiştir… Gene objektifimize yakalandıkları bir gün… Mutlulukla gülümsüyor ve “Sıra gün almaya geldi… Aralık ayının ilk haftasında evleniyoruz… Her şey tamam.” diyorlar…

12 aralık 1978: Şişli Evlendirme Memurluğundan bir yetkiliye soruyoruz… Sezen Aksu ile Üstün Doruk’un gün almak için evlendirme memurluğuna gidip gitmediklerini: “Kasım ayından beri uğramadılar gün almak için… Belki de evlenmekten vazgeçmişlerdir…” Aldığımız yanıt bu…

70ler Sezen Aksu Aşk Hayatı - Minik Serçe'nin Giyemediği Gelinlik
70ler Sezen Aksu Aşk Hayatı – Minik Serçe’nin Giyemediği Gelinlik

Oysa aşklarının başladığı günden bu yana 19 ay, Sezen’in boşanmasından bu yana bir yıl, ilk evlenme muamelelerine başladıklarından bu yana yedi ay, işlemlerin tamamlanmasından bu yana da 34 gün geçti… İşte Sezen Aksu Üstün Doruk evliliği girişimlerinin yılan hikayesinin son perdesi… Şu satırları okuduğunuz an, Sezen Aksu için evlilik suya düştü.

Sezen Aksu’nun Yeni Menajeri Ersan Başbuğ

8 kasıından bu yana çok değişiklik oldu Sezen Aksu Üstün Doruk çifti cephesinde… Evlilik ertelemeleri için gene bahaneler ardı ardına sürüp gitti… Tam sekiz kere ertelendi nikah… Nüfus cüzdanı Rize’den gelmemiş, İzmir’e gitmiş kaybolmuş… Konser varmış… Ardından Ankara çalışması gelmiş… İşler hallolmamış…

Oysa, evlenme işlemlerinin bittiği gün, film çalışmalarının kasım ayı sonunda biteceğini, Aralık ayı içinde Ankara’da bir gazinoda çalışacağını, bu iki iş arasındaki boşlukta da evleneceklerini, nikahın aralık ayının ilk haftasında olduğunu söylemişti Sezen Aksu bize, Nişanlısı Üstün Doruk’un yanında… Hatta hatta, kuyumcudan alelacele yüzükler bile alınmıştı…

Üstün Doruk, Ankara Televizyonu’ndan Ersan Başbuğ ile Sezen’i gazino kulisinde aradı diye kavga etmişti… Bu arada yakın dostları, Üstün Doruk’un sanatçının işlerine çok fazla burnunu sokması nedeniyle kulağını bükmüşlerdi… Sezen Aksu, nişanlısı ile sahne hayatı arasına set çekmiş, kendisine yeni bir menajer bulmuştu… Nil Burak’ın boşandığı eşi Engin Kefkep’i.. Bunlar olup biterken çift arasında kara bulutlar dolaştığı söylentileri geliyordu kulağımıza… Hatta Sezen Aksu’nun yakın arkadaşlarına “Dayanamayacağım artık.” dediği de…

Karşınızda Sarışın Sezen Aksu 

İşte Türk hafif müzik piyasasına fırtına gibi giren, adından hemen söz ettiren bir küçük mutsuz kadın… “Zenginlik, mal, mülk vız gelir” diyor şarkılarında. Bir de bakıyorsunuz sarı saçlı, bebek yüzlü bir sanatçı olup çıkmış (aşağıda).

70ler Sarışın Sezen Aksu Fotoğrafları
70ler Sarışın Sezen Aksu Fotoğrafları

Ve “Serçe” bugünkü kişiliğine kavuşuyor. Yüzünde anlamlı bir ifade.. Sanat yaşamının altın devrinde, Türk Sanat Müziği atılımının eşiğinde… Ama mutlu mu? Galiba değil.. Kararsız ve endişeli. (Aşağıda)

Minik Serçe Sezen Aksu 70ler Fotoğrafları
Minik Serçe Sezen Aksu 70ler Fotoğrafları

Minik Serçe Sezen Aksu Köşk Gazinosu Sahnesinde

Ve Sezen şimdi Ankara’da… Defne Yalnız‘ın evinde kalıyor… Köşk Gazinosu ‘nda da sahneye çıkıyor… Bir ay süreyle orada… Ufukta evlilik belirtisi yok… Açıyoruz telefonu ve soruyoruz yılan hikayesinin sonunu…

-“Ne zaman evleneceksiniz… Üstün Doruk’la ayrıldığınız haberleri bile geliyor kulağımıza…”

-“Evet… Üstün Doruk ile ayrıldığımız doğru… Ama bu ayrılık sadece iş konusunda… Artık işlerime karışmayacak, menajerliğimi yapmayacak… Engin Kefkep ile çalışıyorum artık… Üstün eski mesleğine, reklamcılığa döndü… Bir menajer için çok sinirli bir insan… Kendi işimde kararları kendim vermek isterim… Bunu biliyor artık…”

-“Peki nikah ne zaman… Hani aralık ayının ilk haftası diyordunuz”

-“Şimdilik nikaha zamanımız yok… işler o kadar yoğun ki!..”

-“Bu kaçamak bir yanıt değil mi?.. Hani, işler de hiç bitmeyeceğine göre…”

-“Düşünmem gerek… Ben 24 yaşında başından iki mutsuz nikah geçmiş dul bir kadınım… Üçüncü kez yanılgıya düşmek istemiyorum. Bundan böyle attığım her adımda dikkatli olmam gerek. Söylentilerden, olaylardan, dedikodulardan yoruldum artık… Aileme karşı utanıyorum (Aşağıda)… Şerefli bir ailem var… Onları daha fazla üzmek istemiyorum… Serçe’nin serçeliği pek kalmadı artık.. Yoruldum… Lütfen bu konuyu kapatalım… Şu an Üstün ile ayrılmamız söz konusu değil… Beraberiz… Ama zaman ne gösterir bilinmez…”

Sezen Aksu'nun Annesi ve Babası ile Fotoğrafı - 70ler
Sezen Aksu’nun Annesi ve Babası ile Fotoğrafı – 70ler

Sezen Aksu Önce Ailem Diyor

Haydaaa….Sezen’in konuşmaları hiç de nikah işlemlerini bitirmiş, evliliğe karar vermiş, gün almayı düşünen bir insanın konuşmalarına benzemiyordu. Çelişkiler içinde idi… Önce evliliğe karar veriyor, evlenme işlemlerini tamamlıyor, beraberliği sürdürüyor, sonra da “Düşünmem gerek” diyor… “Ailem” diyor Serçe… Belli ki 34 gün içinde çok şey değişti Sezen için… Sağlam basmak isteyişi bundan…

Belki de, Erşan Başbuğ olayı uyandırdı Sezen Aksu’yu… Üstün Doruk, olayda gerçekten sinirlerine mi hakim olamamıştı yoksa Sezen’i önce televizyondan, sonra da sahneden koparıp yalnızca kendine mi bağlamak için planlı hareket etmişti… Sezen bunu fark ederek mi nişanlısına işlerinden el çektirmişti… Çünkü sanatçı altın devrini yaşıyordu sahnede… Türk Sanat Müziği atılımı içinde idi ve sanat ilişkilerinde en küçük bir hatayı bile, böyle bir ortamda düşünemezdi… Birbirini seven, zaten birlikte olan ve bütün işlemlerini tamamlamış iki insan için, nikah masasına oturmak iş değildi çünkü… Hele hele gün almak… Her gün kapısından geçtikleri Şişli Evlendirme Memurluğu’na üç dakika için uğramak… “Vakit yok” da ne demek… Bir adam gönderip gün almak da mı zor?

Bildiğimiz ve ortaya çıkan bir gerçek var: Sezen Aksu Üstün Doruk evliliği suya düştü… Peki yarın ne olur? Üç olasılık var. Birincisi, nikah kağıtları Şişli Evlendirme Memurluğu’nun askısında, her geçen gün renkleri biraz daha sararır… İki Sezen Aksu, Üstün Doruk’la olan iş arkadaşlığını bozduğu gibi, onu özel hayatından da çıkarıp atar…. Üç, bu satırları okuyunca geçmişe bir göz atınca, “Hay Allah, biz ne yapmışız” deyip, giderler Şişli Evlendirme Memurluğu’na, bir gün alırlar ve hayatlarını birleştirirler. Ne dersiniz birleştirirler mi acaba?…

Sezen Aksu Aşk Hayatı, Eski Evlilikleri ve 70ler Nostaljik Fotoğrafları ile ilgili, arşivimden paylaştığım yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe ve Unutulmaz Ah Delikanlım Şarkısı
  2-90lar Pop ve Tarkan
  3-Nostaljik Barış Manço Röportajı

If you want to read something scary, you can visit best weird and horrible short stories website. 

Kenan Cihan Doğulu ve Babası Milli Gitarist Yurdaer Doğulu

Kenan Cihan Doğulu ve Babası Milli Gitarist Yurdaer Doğulu

Kenan Cihan Doğulu ve Babası Milli Gitarist Yurdaer Doğulu ile ilgili bugün arşivimden paylaşacağım yazıda sizi Kenan Doğulu’nun yeni doğduğu günlere, 70lere, götürmek istiyorum. Gelin hep beraber o günlere gidelim ve önce Kenan Doğulu’nun babası Yurdaer Doğulu’yu tanıyalım.

Milli Orkestra’nın Milli Gitaristi Yurdaer Doğulu sanırız bir gitarında değiştirdiği tellerinin sayısını hatırlayamaz ve bir de değiştirdiği evlerin! Doğumundan birkaç gün sonra değiştirmişti evini ilk olarak. Babasının mesleği gereği Adana’dan kalkıp, Ankara’ya taşınmışlardı. Bir süre sonra Başkent’teki evleri de dar geldiği için yeniden evin eşyalarını bir kamyona yüklemek zorunda kalmışlardı.

Yıllar geçti! Değiştirilen evlere yenileri eklendi. Ardından kalkıp İstanbul’a geldi. Başını sokacak kadar bir bekar evi kiraladı kendine. Yıllarını geçirdi orada yapayalnız, sadık dostu gitarıyla baş başa…

Yurdaer Doğulu, Oğlu Ozan Doğulu ilk Çocuk Sevgisini Yaşıyor

Sonraları gitarıyla başkaları da ilgilenmeye, Yurdaer Doğulu adı afişlerin, parlak neonların daha üst sıralarına yazılmaya başladıkça evlerini yeni baştan değiştirmek zorunda kaldı sanatçı. 32’sine yeni girmişti ama değiştirdiği evlerin sayısını artık hatırlamıyordu bile. Gençlik yılları çoktan gerilerde kalmıştı. Evlilik denen mutluluğu da tattığını söyleyen Yurdaer Doğulu, bir de oğlu Ozan dünyaya gelince dünyalar onun olmuştu.

Yurdaer Doğulu Çocukları Kenan Cihan Doğulu ve Ozan Doğulu ile
Yurdaer Doğulu Çocukları Kenan Cihan Doğulu ve Ozan Doğulu ile

Yıllar su gibi akıp gidiyordu. Daha dün gözlerini açan Ozan, üç yaşına gelmişti bile. O günlerde eşi Serpil Hanım bir müjde daha verdi Milli Gitarist’e: “Müjde Bey, hamileyim…” Çok sevinmişti Yurdaer Doğulu. Ama bir düşünce de almıştı. Birtakım yeni zorluklar yeni sorumluluklar başlıyordu. Zorlukların başında da yine ev derdi geliyordu. Hani şu minik Yurdaer’i henüz iki günlükken Adana’daki doğduğu evden koparan ev derdi. Turneler, plaklar, gazino çalışmaları derken Yurdaer Doğulu, bulduğu ilk fırsatta Cihangir’deki evinin önüne küçük bir kamyon dayadı. Doldurdu evin bütün eşyalarını Bakırköy İncirli Caddesi’ndeki yeni aldığı evlerine götürmesi için.

İkinci Çocuk Kenan Cihan Doğulu

Bir evden bir başkasına taşınmanın tadını hele ki kendine yardımcı birinin olmamasının tadını (!) çeken bilir. Yurdaer Doğulu taşınmaya karar verdiğinde başına gelecekleri hiç düşünmemişti. Kenan Cihan Doğulu adını verdikleri ikinci oğullarını yeni dünyaya getiren eşi elinden geleni yapıyordu ama sonuçta yeni doğum yapmıştı. Bebek, daha bir aylık bile olmamıştı ama babasının yeni güç kaynağı olmuştu.

O hızla kolları sıvadı Yurdaer Doğulu ve işe girişti. Bekarlık günleri bütün ihtişamı ile canlanmıştı gözlerinde. Yemek desen yapmış, bulaşık desen yıkamış, temizlik desen onun da üstesinden gelmişti.

Artık her şey daha farklıydı, hem bir değil artık küçük Kenan Cihan Doğulu ile birlikte iki can vardı ona muhtaç. Yurdaer Doğulu ninniyi sevmezdi onun yerine Kenan Doğulu’ya gitar çalardı. Minik Kenan babası Yurdaer Doğulu’nun gitarıyla büyümüştü belki bu yüzden babası gibi olmak istedi ve başardı da…

Eski dergi arşivimden bugün sizle paylaştığım Kenan Cihan Doğulu ve Babası Milli Gitarist Yurdaer Doğulu ile ilgili yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop ve Tarkan Tevetoğlu
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-Nostaljik Barış Manço Röportajı

Nostaljik Barış Manço Röportajı

Barış Manço ile Doğukan Hazar Manço ve Batıkan Manço Konulu Röportaj

Eski dergi arşivimden bugün sizle, yaklaşık 35 yıl önce Barış Manço ile Doğukan Hazar Manço ve Batıkan Manço konulu yapılan röportajı paylaşmak istiyorum. Sözü fazla uzatmadan gelin Lale Manço’nun ikinci çocuğu Batıkan Manço’ya hamile olduğu o günlere gidelim.

Barış Manço ile Doğukan Hazar Manço ve Batıkan Manço Konulu Röportaj
Barış Manço ile Doğukan Hazar Manço ve Batıkan Manço Konulu Röportaj

Aile meclisi yerini aldı. Önce sağdan soldan, sonra politika­dan konuşuldu. Çaylar içildi, kekler yenildi. Derken sıra gel­di kahveye. Delikanlı “hüüüüp” etti. “Mmmmm, bal gibi” dedi. “Demek ki beni beğendiler.” Sonra anne girdi söze “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle…” diye. Baba noktaladı sözü: “Madem gençlerimiz anlaşmış, bize de…” Öpüştüler. Bu birinci ”heyecandı”.

Kara cübbesinin, sırmalı işli yakalarını kaldıran adam sordu: “Siz, falanca ile filancadan olma falanca… Filancayı kocalığa kabul ediyor musunuz?…” Evet,dedi yanakları pembeleşe­rekten genç kız. Delikanlıyı yine ter basmıştı. Çok geçmedi o da savdı sırasını. Kara cübbeli adam noktaladı konuşmasını: “Ben de falancanın bana verdiği yetkiye dayanarak…” Genç karı koca öpüştü. Bu ikinci “heyecandı”.

Beyaz duvara asılan tablodaki genç kız, parmaklarıyla “Susss” diyordu. Çok geçmedi. Duvardaki kızın bir benzeri, bir kapıdan giriverdi: “Müjdemi isterim beyefendi, nur topu gibi bir oğlunuz oldu…” Genç adam odaya koştu. Genç karı-koca öpüştü. Bu üçüncü “heyecandı”.

İkinci Çocuk Batıkan Hazar Manço

Falanca tarihte anasını yanına alıp, Lale’yi istemeye giden…Falanca tarihte,  Kadıköy Nikah Dairesi‘nde Lale ile evlenen…Falanca tarihte, Doğukan Hazar Manço adını verdiği oğlu dünyaya ge­len… “Hişt hişt geliyor…Hişt hişt geliyor… Hişt hişt geliyor…”

Peki kim o gelen?…Kim olacak, Barış Manço’nun ikinci çocuğu. Sanatçının eşi Lale Manço, geçtiğimiz hafta girdiği muayeneden “iki aylık hamile” raporu alarak çıktı dı­şarı.

Söylemiş Barış Manço, bakalım ne söylemiş: “Belçika’dan ayağımın tozuyla geldim. İlk müjdeyi başta HEY Dergisi olmak üzere 4 yayın organından aldım. “Yılın Erkek Şarkıcısı” seçildin” dediler. “Dostlar sağ olsun” dedim. Ertesi gün de, benim hatunum demez mi “Ba­rış, tekmeliyor…” diye. Değmeyin keyfime…”

Barış ve Lale Manço ilk Çocukları Doğukan Hazar Manço ile
Barış ve Lale Manço ilk Çocukları Doğukan Hazar Manço ile

Hamile Lale Manço ve Barış Tatile Sofya’ya Gidiyor

Barış Manço, bu müjdeleri aldıktan sonra karısını da yanına katıp, yılbaşı tatilini geçirmek üzere Sofya’nın yolu­nu tutar. Aslında kendi otomobili ile gidecektir ama derler ki, “Bulgaris­tan’da kar var… Gurbetten dönenler var… Anlayacağın yollar kötü…Bin, bir otobüse, git Sofya’ya…”. Barış, söz dinler. Morova Turizm’den iki bilet alır. Koltuk numaralarına bakar: 3-4. Yani ­otobüsün önü. “iyi, iyi” der. “Etrafı seyrede seyrede gideriz…” Giderler de… Ta ki, Kapıkule’ye kadar. Sonrasını bı­rakalım Barış anlatsın:

— Sınırı geçtik. Saat gecenin siz deyin 3’ü, ben diyeyim 4’ü… Bulgar gümrüğünde durduk. Görevli, otobü­sün içine girdi. Yüzüme şöyle bir baktı: “Ben sizi tanıyorum. Sen Barış Manço’sun” dedi. Eh, Altın Or­fe’den tanıyor olacak. Aşağıya indik. O sırada da 65-70 özel otomobil sıralan­mış. İşlemlerini tamamlayıp, Türki­ye’ye geçmeyi bekliyorlar. İçindekiler de, yılbaşı tatili için Almanya’dan gelen Türkler…

Bulgar gümrükçü, bu birikmeden sıkılmış olacak ki, süreyi asgariye indire­cek bir formül buldu. Sıradaki oto­mobilin sürücüsünü çağırdı ve sordu: “Söyle be komşu, kim bu?… Bizim gurbetçi, yüzüme baktı. Bir tebessüm attırdı. “Kim olacak Barış Manço” dedi. Gümrükçü, eliyle “tamamdır, geç” an­lamında bir işaret yaptı. Sıra geldi ikinci otomobile. Ona da aynı işlem kontrol, hak getire. Beni tanıyan geçiyordu…”

Bulgar gümrükçünün bulduğu formül, Türk işçileri için çok iyiydi de, Barış için aynı şey söz konusu muydu acaba?

Uzun Saçlı Hippi Barış Manço

— Sıkılmaya başlamıştım. Yaklaşık 1 saat geçmişti. Gün ha ağardı ha ağa­racak derken sıradaki otomobilden, pala bıyıklı hemşehrilerimizden biri indi. Bizimki sordu yine “Söyle be kom­şu, kim bu?…” diye. “Barış Manço” dediğini sanıyorsunuz değil mi?… Hayır şöyle dedi: “Ne bileyim karde­şim yaaa…Uzun saçlı, hippinin biri işte”

Sözün burasında Barış Manço’nun bozulduğunu sananlar fena halde yanılırlar. Bozulan biri var ama Manço değil, bizim komşu gümrükçü. O sa­ate kadar, Barış Manço’yu tanıyanlara “geç” diyen gümrükçü, muhabbetin burasında yakmış kırmızı ışığı, vermiş komutu: “Bavulları indir…”

Eh, şu gümrüğü geçelim artık! Oğlu Doğukan’ı Bulgarca bilmediği gerekçesiyle Sofya’daki yılbaşı tatiline götürmeyen Barış Manço, sonunda Sofya’ya varmış. Otele inmiş. Oradan da doğruca bankanın yolunu tutmuş. Üç yıl önce Altın Orfe‘de kazandığı para ödülünü, bankaya yatıran ve hala bitiremeyen Barış Manço, sözün gerisini şöyle getirdi:

— Vallahi, değişik bir yılbaşı oldu. Güzel bir gece geçirdik. Ama inanır mı­sınız Leva’ları hala bitiremedik…Barış Manço’nun o gece yaptığı bir
şey daha var ki, söylememekte direniyor. O söylemezse, biz sorarız:

— Yediklerin, içtiklerin bal şeker olsun da 42 yaşına basmadın mı o gece?

— Unutursunuz sandım ama baksanıza unutmamışsınız. Yahu şaka maka 41 de bitti be. Ama önemli olan insanın kendini hissettiği yaştır. Şu an kendimi 20 yaşında bir delikanlı gibi görüyorum…

Barış Manço’nun Yeni Long Play’i 41 Kere Maşallah

— Yine kulağımıza gelen bir şey var. Üstelik “41” lafı da geçti ama bizimki bunu da söylememekte direniyor. Olsun. Sorarız:

— Son plağın, “Estağfurullah ne haddimize” adını taşıyordu. İlk kez kapaklı olarak çıkardın. Şeffaf yapmadın. TRT Denetim Kurulu’na göndermedin. Bütün bunların nedenini sorduğumuzda yalnızca “Estağfurullah ne haddimize” diyerek cevap verdin. Duyduğumuza göre, yeni long-play’in 41 kere maşallah adını taşıyacakmış.

— Sizden de bir şey saklanmıyor ki kardeşim. Doğru. Bu da, Estağfurullah…” LP’mizin tam tersi olacak. Şatafatlı bir kapak, şeffaf, rengarenk bir plak… Anlayacağınız… Anlayın işte canım…” Anlar gibi olduk. Eeee, Barış bu, bir dokun, bin… “Ah işit” değil işte, “Bir dokun, bir haber al…” Aldık ve sizlere iletmek üzere buraya yazdık.

Eski dergi arşivimden bugün sizle paylaştığım Barış Manço ile yapılan Doğukan Hazar Manço ve Batıkan Manço konulu röportajı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop ve Tarkan Tevetoğlu
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-90lar’ın Yakışıklı Haber Spikeri Kaan Yakuphanoğullarından

80ler En iyi 45lik ve Long Play Müzik Listesi

80ler En iyi 45lik ve Long Play Türk ve Yabancı Müzik Listesi

80ler En iyi 45lik ve Long Play Türk ve Yabancı Müzik Listesi ile ilgili bu yazıda 80lere damgasını vurmuş  Sabuha – İbrahim Tatlıses, Sevenler Anlar – Müslüm Gürses, Teşekkürler – Ferdi Özbeğen, Dertlerimi Zincir Yaptım – Selçuk Ural, Merhaba – Cengiz Türksoy
Ayva Çiçek Açmış – İstanbul Şarkıcıları, Samanyolu – Gökben, Ölsem de bir kalsam da bir – Banu, Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz – Edip Akbayram, Hapishane – Ferdi Tayfur, Hayat Harcadın Beni – Hayri Şahin, Atlının Türküsü – Zülfü Livaneli, Nazey – İzzet Altınmeşe, Seçmeler – Mustafa Sağyaşar, Oooh Oooh Beyaz Mendil – Nilüfer, Elveda – Çetin Alp, 1- El Lute – Boney M., Discomania – Çeşitli Şarkıcılar, Raccolta – Fausto Papetti, Born To Be Alive – Patrick Hernandez, Rosalie – Carlos, Street Tattoo – George Benson, A Vous Les Femmes – Julio Iglesias, gibi şarkı ve sanatçıları bulabilirsiniz. Eski dergi ve gazete arşivimden bu tarz listeleri edinmek isterseniz yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

80ler Türk Müziği En iyi 45lik Listesi

80ler Türk Müziği En iyi 45lik Listesi
80ler Türk Müziği En iyi 45lik Listesi

1- Sabuha – İbrahim Tatlıses
2- Sevenler Anlar – Müslüm Gürses
3- Hapishane – Ferdi Tayfur
4- Hayat Harcadın Beni – Hayri Şahin
5- Hayatımın Çocuğu – Erdal Şahin
6- Yalvarsan da Dönemem – Ethem Acar
7- Müdür Beyin Yeşil Kürkü – Seyfettin Tomakin
8- Başım Dönüyor – Suna Sunay
9- Apansız Uyanırsan – Aysel Ipar
10- Doğdum Çile Çekmek için – Ayhan Işık

80ler Türk Müziği En iyi LP Long Play Listesi

80ler Türk Müziği En iyi LP Long Play Listesi
80ler Türk Müziği En iyi LP Long Play Listesi

1- Atlının Türküsü – Zülfü Livaneli
2- Nazey – İzzet Altınmeşe
3- Seçmeler – Mustafa Sağyaşar
4- Dönemezsin – Ercan Turgut
5- Eyvah Oy – Atakan Çelik
6- Besteleriyle – Necdet Tokatlıoğlu
7- Kader – İsmet Doğan
8- Kahire’de – Mine Koşan
9- Serap Mutlu Akbulut – Serap Mutlu Akbulut
10-Bağrıyanık – Müslüm Gürses

80ler Türk Hafif Müziği En iyi 45lik Listesi

80ler Türk Hafifi Müziği En iyi 45lik Listesi
80ler Türk Hafifi Müziği En iyi 45lik Listesi

1- Oooh Oooh Beyaz Mendil – Nilüfer
2- Oooh, Oooh – İstanbul Şarkıcıları
3- Elveda – Çetin Alp
4- Ölsem de bir kalsam da bir – Banu
5- Nerede – Sibel Egemen
6- Sevgilimin Şarkısı – İnci Çayırlı
7- Ayrılmak Olmasa – Cantekin
8- Okyanus – Nihat Işıklar
9- Çağrı – Kuzenler
10-Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz – Edip Akbayram – Dostlar

80ler Türk Hafifi Müziği En iyi LP Long Play Listesi

80ler Türk Hafifi Müziği En iyi LP (Long Play)Listesi
80ler Türk Hafifi Müziği En iyi LP (Long Play)Listesi

1- Teşekkürler – Ferdi Özbeğen
2- Dertlerimi Zincir Yaptım – Selçuk Ural
3- Merhaba – Cengiz Türksoy
4- Karışık Disko – Doruk Onatkut
5- Ayva Çiçek Açmış – İstanbul Şarkıcıları
6- Samanyolu – Gökben
7- Meral-Zuhal Vol. 1 – Meral – Zuhal
8- Benim Adım Şarkıcı – Nil Burak
9- Zikir – Okay Temiz – Oriental Wind
10-Selam Sana Dünya – Özdemir Erdoğan

80ler En iyi 45lik Yabancı Müzik Listesi

80ler En İyi 45lik Yabancı Müzik Listesi
80ler En İyi 45lik Yabancı Müzik Listesi

1- El Lute – Boney M.
2- Born To Be Alive – Patrick Hernandez
3- Rosalie – Carlos
4- Street Tattoo – George Benson
5- Pop Müzik – M
6- Does Your Mother Know – Abba
7- Head Over, Hells in Love – Kevin Keegan
8- Get dancing – Bombers
9- Down İstanbul – The Abdul Hassan Orchestra
10- The Robot – Teach In

80ler En iyi Yabancı Müzik LP Long Play Listesi

80ler En iyi Yabancı Müzik LP Long Play Listesi
80ler En iyi Yabancı Müzik LP Long Play Listesi

1- Studio 54/3 – Çeşitli Şarkıcılar
2- Discomania – Çeşitli Şarkıcılar
3- Raccolta – Fausto Papetti
4- A Vous Les Femmes – Julio Iglesias
5- Back To Music – Çeşitli Şarkıcılar
6- Everybody Up – Ohio Players
7- Soli – Adriano Celentano
8- Automatic Disco, Vol. 3 – Çeşitli Sanatçılar
9- Dire Straits – Dire Straits
10- Disco Action – Çeşitli Sanatçılar

80ler En iyi 45lik ve Long Play Türk ve Yabancı Müzik Listesi ile ilgili yazıyı beğendiyseniz aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop ve Tarkan
  2-90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  3-Metallica ve Benim Hikayem

90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım

Eski dergi ve gazete arşivimden bugün sizinle paylaşacağım yazı 90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe ile ilgili olacak. Yaklaşık 25 yıl önce, Yıldız Tilbe ve yeni çıkan albümü Ah Delikanlım hakkında yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe

Müzik dünyası, yeni bir ismi bağrına bastı, Yıldız TİLBE… Bu gece Salı Pazarı Programı ‘nda izleyeceğimiz şarkıcı, aslında pek de yeni bir sima değil. Birçoğumuz onu, Cem Özer’in programı Laf Lafı Açıyor ‘dan ve Sezen Aksu’nun vokalisti olarak tanıyoruz Daha sonra kendi kanatlarıyla uçmaya karar veren Tilbe, geçtiğimiz günlerde, “Ah Delikanlım” isimli kasetini piyasaya çıkarttı. Kasetindeki 4 parçanın sözünü, 9 tanesinin de bestesini yapan İzmirli şarkıcının İstanbul’a gelmesi ve burada çalışmaya başlaması tamamen bir tesadüf. O günleri Yıldız Tilbe şöyle anlatıyor:

“İzmir’de gece kulüplerinde çalışıyordum. Bir gece çalıştığım yere, Sezen Aksu geldi. Beni çok beğenmiş. İstanbul’a çağırdı ve onun vokalistliğini yapmaya başladım.”

Yıldız Tilbe’nin Kızı Sezen

Fazla konuşmayan şarkıcı, düşüncelerini bestelerinde anlatıyor. Yazdığı birçok sözün, kendi hayatından kesitler taşıdığını söyleyen Tilbe’nin hayatındaki en önemli şey, 9 yaşındaki kızı Sezen.

90lar Pop'un Kraliçesi Yıldız Tilbe'nin Bilinmeyen Hayatı
90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe’nin Bilinmeyen Hayatı

Yıldız Tilbe Delikanlım Şarkısını Ayrıldığı Eşi İçin Yazmış

Kasete ismini veren Delikanlım isimli parçayı, ayrıldığı eşine yazdığını söyleyen genç şarkıcının evlilik öyküsü de ilginç. İşte anlattıkları:

“Evlenmeye karar verdiğimizde, 18 yaşım doldurmaya 2 gün vardı. Ailem evlenmemize izin vermeyince kaçtık. Fakat yaşım küçük olduğu için geri aldılar. 12 gün sonra tekrar kaçtım ve evlendik.”

Sezen Aksu hayranı olan Yıldız Tilbe, kızına da bu ismi vermiş. Fakat ünlü sanatçının, vokalistlerinin kasetleri için hazırlıklar yapmasına rağmen “Ah Delikanlım” da Sezen Aksu imzasına rastlanmıyor. “Kendim yapabildiğim için gerek görmedim. Söz ve beste olarak olmasa da Sezen Aksu, manevi desteğini hiçbir zaman esirgemedi” diye konuyu özetleyen şarkıcı, 9 ay Sezen Aksu ile çalıştıktan sonra ayrılıp tek başına yoluna devam etmiş. Türk Pop Müziği’nin tırmanışta olduğu bir dönemde, kaset yapmak için biraz da geç kalmış. Fakat o, böyle düşünmüyor. Bunu şu sözlerle anlatıyor:

“Geç kaldığımı düşünmüyorum. Çünkü, böyle bir zamanı yaşamam gerekiyordu. İstanbul’a 3 yıl önce geldim. Bu zaman içinde şarkılarım ve müziğim oluştu”.

Yıldız Tilbe Ah Delikanlım Şarkısını Kim İçin Yazdı
Yıldız Tilbe Ah Delikanlım Şarkısını Kim İçin Yazdı

Laf Lafı Açıyor ve Yıldız Tilbe

Laf Lafı Açıyor ‘da hep başkalarının parçalarını seslendiren şarkıcının, şimdi kendi şarkıları herkesin dilinde. Bu onu çok mutlu ediyor. Fakat şöhreti sadece kendisine mal etmiyor. Bu konuda: “Şöhret çok güzel. Ben bunu, insanlarla paylaşıyorum. Çünkü onlar beni bu noktaya getirdi. Şöhret sadece bana ait değil” diyor.

Henüz yolun başında olan Yıldız Tilbe, bu yolda yaşantısına devam etmek istiyor. Şarkı yazmaya ve beste yapmaya devam edeceğini söyleyen şarkıcı, tarzında olan herkese de çalışmalarıyla hizmet vereceğini anlatıyor.

Yıldız Tilbe ve Makyöz Arasında Tartışma

Hafif müziğin ünlü sesi Yıldız Tilbe TRT stüdyosunu makyözün garip davranışları nedeniyle terk ettiğini açıkladı. Stüdyo TRT FM ‘e konuk olarak gelen hafif müziğin ünlü sesi Yıldız Tilbe, dinleyicilerinden özür diledi.

90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe ve Ah Delikanlım

Önceki gece Adalet İbrahimhakkıoğlu’nun sunduğu Stüdyo TRT FM ‘e sanatçı Yıldız Tilbe konuk olarak çağrıldı. Tilbe’nin yayına yanında bir arkadaşıyla birlikte geldiği stüdyoda, görevli makyöz ile tartışması ve stüdyoyu terk etmesi yetkililerce bir tutanakla yönetime iletildi. Tutanakta, sanatçı Yıldız Tilbe’nin makyaj odasında makyözden yardım istemediği, kendi makyajını yaptığı ve daha sonra da göz makyajı için makyözden yardım istediği fakat bunu da beğenmeyerek olay yarattığı ifade edildi. Böyle bir olay yaşanması ve yayının aksatılması nedeniyle sanatçı Yıldız Tilbe’ye boykot uygulanacağı öğrenildi.

Olaydan sonra görüştüğümüz Yıldız Tilbe çok üzüldüğünü, olayın çarpıtıldığını belirtti. Tartışmanın makyaj yapılması sırasında çıktığını ve makyözün ters davranışları sonucu bu olayın yaşandığını söyleyen Tilbe, “Makyözün tırnaklarının kırılmasına neden olmuşsunuz. Böyle bir şey yaptınız mı?” sorusunu ise, “Kolundan yavaşça tutup kapıya götürmekten başka hiçbir şey yapmadım” diye yanıtladı.

90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe’nin Bilinmeyen Hayatı konulu yazı hoşunuza gittiyse, aşağıdaki benzer yazıları okuyabilirsiniz:

1-Tarkan’ın Eski Hayatından Bilinmeyen 5 Şey
2-En İyi 5 Radiohead Şarkısı ve Hikayeleri
3-Metallica Hakkında Bilinmeyen 13 Şey

Tarkan’ın Eski Hayatından 5 Bilinmeyen Şey – Nostaljik 90lar Fotoğrafları

Tarkan ve Az Bilinen Aile Hayatı – Nostaljik 90lar Fotoğrafları

Tarkan’ın Eski Hayatından 5 Bilinmeyen Şey ve Nostaljik 90lar Fotoğrafları ile ilgili yazıda Tarkan’ın annesi Neşe Tevetoğlu ile çeyrek asır önce önce yapılan röportajı vereceğiz. Eski dergi-gazete arşivimizin tozlu sayfaları arasından sizinle paylaşacağım bu yazı dışında merak ettiğiniz 90lar pop şarkıcısı olursa, yorum kısmından paylaşıp ilgili sanatçı ile ilgili yazı isteyebilirsiniz. Bundan sonraki yazılarımda ayrıca 90lar pop sanatçıları ile ilgili arşivimden(birçok dergi ve gazeteden topladığım) edindiğim fotoğraflara da yer vereceğim. Sonraki yazımız Yıldız Tilbe ile ilgili olacak. Şimdi gelin Tarkan’ı annesi Neşe Tevetoğlu’ndan dinleyelim.

Neşe Hanım, 6 Çocuğundan Biri Olan Tarkan’ı Görememekten Şikayetçi

Bir anda gençlerin “ilahı” haline gelen Tarkan’ın annesi Neşe Tevetoğlu Kocaeli’ nin Karamürsel ilçesinde kızına ait evde yalnız başına kalıyor. İki buçuk ay önce ölen eşinden kalan 1 milyon 600 bin liralık Bağ-Kur maaşıyla geçinmeye çalışan 49 yaşındaki Neşe Tevetoğlu, göğüs kanserini ilaçla yenmeye çabalıyor. İlaç parasını da Bağ-Kur sigortasından sağlamaya uğraşıyor.

Tarkan'ın annesi Neşe Tevetoğlu
Tarkan’ın annesi Neşe Tevetoğlu

Neşe Hanım, altı çocuğundan biri olan 22 yaşındaki Tarkan’ı görememekten şikayetçi. Tarkan’ın hasretini albümlerde onun fotoğraflarına bakarak giderdiğini söyleyen Neşe Tevetoğlu şöyle diyor: “Eşimi kaybettikten sonra Tarkan’ı daha çok arar oldum. Diğer çocuklarım Almanya’da çalışıyor. Burada tek tesellim ve mutluluğum Tarkan. Fakat o hayranlarından uzakta kalamıyor ve ben ondan yüzlerce, hatta binlerce kilometre uzaktan gelecek telefonla yetinmek zorunda kalıyorum”

Doktorlar Tarkan’ın Kürtaj ile Alınması Gerektiğini Söylediler

Tarkan’a hamileyken trafik kazasında beyin travması geçirdiğini söyleyen Neşe Hanım, Almanya’nın Alzey kenti hastanesinde bir ay komada kaldığını belirterek şunları anlatıyor:

“Komadan çıkıp kendime geldiğimde doktorlara hamile olduğumu söylediğimde, doktorlar şaşırmışlardı. Yaklaşık 30 kadar doktor bana tahliller yaptırdı, kontrollerden geçirdi. Sonuç olarak mutlaka bebeğin kürtaj yoluyla alınması gerektiğini, aksi taktirde sakat doğabileceğini söylediler. Biz şaşırmıştık. Eşim Ali Tevetoğlu bir gün sonra hastaneye gülerek geldi ve kürtajı kesinlikle istemediğini, Allah’ın verdiği canı ancak onun alacağını, çocuğun sağlam doğacağına inandığını, çünkü bunu rüyasında gördüğünü söyledi.

İkimiz de bütün sorumluluğu üstlendiğimizi imzayla beyan ettik ve kürtajı önledik. Gerçekten de Tarkan sapasağlam dünyalar güzeli bir bebek olarak doğdu. Hatta attığı çığlıklardan dolayı ebe hayran kalmış ve bu çocuk sesini her yere duyuracak demişti.”

Tarkan’ın Yüzündeki Yara İzleri

Tarkan’ın yüzündeki yara izlerinin kaynağını şöyle açıklıyor Neşe Hanım:

“3 yaşında evin önünde oynarken Tarkan’a bisiklet çarptı ve komaya girdi. Beyin kanamasından korkuldu fakat hemen müdahale ederek Tarkan kurtarıldı. Ayrıca abisiyle oynarken kafasını koltuğa çarptı ve kafası kanadı. Aşırı derecede kan kaybı olmasına rağmen Tarkan’a bir şey olmadı. Almanya’dan Türkiye’ye geldiğinde yüzünü masanın köşesine çarpması sonucu yüzünü cam kesti, derin bir yara açıldı. Hala bu izleri yüzünde görmek mümkün.”

İstanbul Güzelyalı ‘da biz sahilde güneşlenirken bir çocuğun boğulduğunu ve birilerinin onu kurtarmaya çalıştığını gördüm. İçimden vah vah derken bir de baktım ki oğlum Tarkan. O anda ben de hıçkırıklara boğuldum. Şükürler olsun zamanında kurtarılmış ve ölümden dönmüştü. Son olarak da babası otomobile geri geri gelirken Tarkan’ı az kalsın eziyordu. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Bunu duyan eşim aniden frene bastı, oğlum öyle kurtuldu. O anları hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor. Onun bu acı hatıraları benim kalbimde hep acı izler bırakmıştır.

Hayvansever Tarkan Kaplumbağa Çalıyor

Tarkan ve Ailesi - Eski Resimler
Tarkan ve Ailesi – Eski Resimler

Tarkan’ın ailesiyle son fotoğraflarından biri. Kızkardeşi Handan, annesi Neşe, ablası Nuray ve ağabeyi Hakan ile birlikte 1987 ‘de objekti­fe böyle poz vermişti.

Neşe Tevetoğlu, hayvanlara aşırı derecede sevgisinden dolayı Tarkan’ın hırsızlık dahi yaptığını söyleyerek şunları anlattı: “6 yaşındayken Almanya’da kibrit kutusu kadar bir kaplumbağa görmüş, almak istediğinde satıcı 60 mark istemiş. O da 30 markı olduğunu söylemiş. Satıcı Tarkan’ı azarlayarak kovmuş. O da bir arkadaşıyla birlikte küçük kaplumbağayı çalmış. Eve, polislerle kaplumbağanın sahibi geldi. Suçu kabul etmedi. Hırkasının cebine baktığımda kaplumbağa oradaydı. Parasını verdim, kurtuldu.”

Tarkan'ın Lise Fotoğrafı - Karamürsel Musiki Cemiyeti
Tarkan’ın Lise Fotoğrafı – Karamürsel Musiki Cemiyeti

Tarkan lise yıllarında Karamürsel Musiki Cemiyeti’nde ilk şarkısını söylerken görülen Tarkan’ın bakın daha hangi bilinmeyen yönleri varmış.

Tarkan Küçükken Altını Tutamazdı

Tarkan'ın Sünnet Fotoğrafı
Tarkan’ın Sünnet Fotoğrafı

Tarkan TV’de canlı yayında “çişim var” demiş, bu sözler büyük yankı yaratmıştı. Annesi Neşe Tevetoğlu, Tarkan ın küçüklüğünü anlatırken, tesadüfen “çiş” olayı da gündeme geldi. Neşe Hanım şunları söyle­di: “Oğlum Tarkan, çok uslu ve akıllı bir çocuktu. Ama, 2.5-3 yaşına kadar hem çişini hem de kakasını adeta bana inat olsun diye altına ya­pardı. Bu hareketin­den dolayı çevremde­ki kişilerden utanır­dım. Bir gün çok kız­dım, dizlerime yatırarak poposunu kibritle yaktım. Yanık yarası büyümüştü geç­mek bilmiyordu. Doktora götürdüm ve doktordan bir araba azar işittim. Fakat o günden sonra hiç altına yapmadı.”

Tarkan’ın Eski Hayatından 5 Bilinmeyen Şey – Nostaljik 90lar Fotoğrafları konulu yazı hoşunuza gittiyse aşağıdan benzer yazılar okuyabilirsiniz:

  1- 90lar Pop’un Kraliçesi Yıldız Tilbe – Ah Delikanlım
  2-Metallica Rehberi – Metallica One Hikayesi
  3-Black Sabbath – Seventh Star Albüm Yorumu