Gizemli Olaylar – Öldükten Sonra Dünyaya Geri Dönmek

Gizemli Olaylar

Gizemli Olaylar arasında yer alan bugünkü hikayemizde ameliyat masasında ölen bir kadının öldükten sonra tekrar dünyaya geri dönmesi anlatılacaktır. Kendisini dünyaya babasının ruhunun gönderdiğini iddia eden bu kadın ile ilgili hikaye eminim ilginizi çekecektir. Gerçekten yaşandığı iddia edilen hikayede ölümcül bir hastalığa yakalanan Christine Shelton, ameliyat masasında üç kez ölüyor. Ardından öbür dünyada karşılaştığı ölü babasının ruhu kendisine “zamanının daha gelmediğini” söyleyince yeniden dirilerek dünyaya geri dönüyor…

Öldükten Sonra Tekrar Dünyaya Geri Dönme Hikayeleri - Gizemli Olaylar
Öldükten Sonra Tekrar Dünyaya Geri Dönme Hikayeleri

Öldükten Sonra Tekrar Dünyaya Geri Dönme Hikayeleri

Akciğeri artık işlemez duruma gelen 37 yaşındaki İngiliz kadın Christine, bir sabah boynunda ve göğsünde şiddetli ağrılarla uyandı. Hastaneye giden ve acilen ameliyata alınan Chirstine Shelton, ameliyat masasında tıbben ölmüştü. Ancak Christine bir süre sonra hemşirenin tokatlarıyla tekrar dünyaya döndü..

Kendine geldiğinde Christine vücudunun sol yanını ve yüzünü kontrol edemiyordu. “İçimde tonlarca ağırlığında bir şey vardı sanki. Dışarı çıkmaya çalışıyordu.” diyen Christine, acilen tekrar ameliyata alındı. Anestezi uzmanı onu uyuşturduğunda ise kendini kaybetmeye başladı. Daha sonradan Christine yaşadıklarını şu sözlerle açıkladı: “Karanlık bir yere doğru çekiliyordum. Ardından derin bir acıyla kendime geldim. Sonra yine gittim ve yine derin bir acıyla geri döndüm. Sonuncusunda ise, çok daha derine gömüldüğümü hissettim.”

Tüm bu gizemli olaylar yaşanırken Christine aslında ameliyat masasında ölmüştü. Fakat onun anlattıkları bu ölümü daha da ilginç kılıyor: “Kendimi güvende ve huzurlu hissediyordum. Çok güzel bir duyguydu. Koyu ve sıcak bir sıvının içindeydim. Yüzmekten nefret ederim ama kendimi bu sıvının içine bıraktım; çünkü mutluydum. Solumda kabarık, kızıl renkli kayalar vardı. Tırmanmaya kalkarsam parça parça olacaktım. Sağımda ise bir çarşı gibi genişçe uzanan bir alan vardı. Uzakta bir şehrin binaları görünüyordu. Meydanın ortasında etrafında sandalyeler ve bir şemsiye olan, beyaz bir masa gördüm. Bir sokak kahvesinin masası gibiydi.”

Gizemli Olaylar - Ölümden Sonra Tekrar Dünyaya Dönmek
Gizemli Olaylar – Ölümden Sonra Tekrar Dünyaya Dönmek

Diğer Dünyadan Kurtulmak İçin Yukarı Doğru Git

Doktorların ameliyat masasında deliler gibi uğraşıp hayata döndürmeye çalıştıkları Christine, bu sırada öbür dünyada annesi ve babasıyla konuşuyordu: “Annemle babam masada oturuyorlardı. Annem, istiyorsan gel, ama daha yapacak çok şeyin var dedi. Annemin bana bakıp sarılmasını istedim, ama o kıpırdamıyordu. O zaman gitmek istemediğini anladım. Ardından babamın sesini duydum: ‘Haydi git güzelim. Daha zamanın gelmedi.’ Ona nasıl çıkacağımı bilmediğimi söyleyince bana ‘Yukarı doğru git’ dedi.”

Bu olayların sonunda Christine kendini bir hemşire tarafından tokatlanırken buldu. Ona üç kez elektroşok uygulamışlar ve hayata döndürmeye çalışmışlardı. Christine böylece üç kez ölmüş olduğunu anladı. Christine bu olaydan ve ameliyatan sonra şimdi sağlıklı bir kadın. Ata biniyor, spor yapıyor. Fakat hayata bakışı oldukça değişti. Bunu şu sözlerle açıklıyor: “Bu olay beni değiştirdi. Eskiden çok çabuk sinirlenirdim. Şimdi küçük şeyleri kafama takmıyorum.” Christine hayata böylesine güzel sarılmasını babasına borçlu olduğunu düşünüyor: “Babama teşekkür borçluyum. Beni hayata geri döndürdü. Üstelik öbür dünyayla ilgili de bilgi verdi. Sağol baba!” diye konuşuyor..

Ameliyat masasında tıbben ölen Christine, bilmediği bir dünyaya gitti. Orada anne ve babası ile bir çarşı meydanında karşılaştı. Christine, “Orada içimi huzur ve güven kapladı. Ancak babam ‘Haydi git güzelim. Daha zamanın gelmedi’ diyerek beni dünyaya geri gönderdi” diyor…

Gerçek gizemli olaylar arasında yer alan ve ölümden sonra tekrar dünyaya geri dönüşün anlatıldığı hikaye hoşunuza gittiyse benzer hikayeleri aşağıdan okuyabilirsiniz:

1-Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri
2-İngiliz Büyücü, Sinan’ın Aklını Başından Aldı
3-Ölümsüz Saint Germain Kontu

Lanetli Kitaplar – İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı ? – Süleyman’ın Kitabı

İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı ?

Lanetli Kitaplar konulu yazıda bugün İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı ? Süleyman’ın Kitabı Nerede? Voynich El Yazması ve Hermes Öğretisi Nedir ?  Roger Bacon ve  Giordano Bruno kimdir? bu soruların cevaplarını arayarak lanetli kitaplar üzerine olan araştırmalara devam edeceğiz.

Yüzyıllardır lanetlenen öyle kitaplar var ki, bunların çok tehlikeli bilgiler içerdikleri öne sürülüyor. Bugün, bu lanetli kitaplar bulunabilseydi, insanlığın hem kendi geçmişinin hem de, birçok sırrının çözüme ulaşabileceği söyleniyor. 646’da Araplar İskenderiye Kütüphanesi ( İskenderiye Müzesi )’ni ortadan kaldırdılar. Araplar, bu yıkımı gerçekleştirirken, islami bilginin kalıcı olmasını amaçlıyorlardı. Bu dinsel ve politik bir girişimdi. Ama, olayın bir de perde arkası vardı. Gizemciler, İskenderiye Kütüphanesinin yakılması olayının  daha başka bir sebepten ötürü gerçekleştirildiğini öne sürüyorlar.

Gizemcilere göre, İskenderiye Müzesi’nin yakılması ile insanlığın geleceği bakımından son derece tehlikeli olan, bir yığın kitap ortadan kaldırıldı. İleri sürülenlere bakılırsa, İskenderiye’de bulunan kitaplar arasında, eski uygarlıkların yıkımına neden olan kitaplar ve bilgiler bulunuyordu. Örneğin; Kayıp Şehir Atlantis hikayesi ile anlatılan Atlantis ‘in batarak yok olmasına neden olan güçlerin nasıl kullanıldığını anlatan bilgiler İskenderiye Kütüphanesi ( İskenderiye Müzesi )’nde tutuluyordu.

Halife Ömer yok ediyor

İskenderiye’deki kitap kıyımına ilk Jül Sezar başladı. Kitaplığı belli bir oranda dağıtarak, işine gelenleri Roma’ya taşıdı. Daha sonra, M.S. 295’de İmparator Dioeletianus, İskenderiye Kitaplığı ‘nı darmadağın etti denebilir. Ama onun amacı belliydi. Hedefi doğrudan simya idi. Simya kullanılarak altın ve gümüş yapımını engellemek istiyordu. Yok edilen el yazmaları içerisinde, madde değişimlerini anlatan ve madde oluşumunu saylayan bilgiler bulunuyordu. Bundan sonraki en büyük yıkımı ise, Halife Ömer gerçekleştirecekti.

Lanetli Kitaplar - İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı
Lanetli Kitaplar – İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı

Söylentiye göre Hz. Ömer’in niyeti bambaşkaydı. Olay, görünüşte, Kuran’dan başka kitap yoktur düşüncesinden yola çıkmıştı. Tüm bilgiler Kuran-ı Kerim’de vardı ve başkasına gerek yoktu. Oysa Ömer, İskenderiye Kitaplığı ‘nın öneminin bilincindeydi. Orada binlerce gizemli büyü, simya ve kehanet kitapları vardı. Bu tür bilgilere, İslamiyet’te gerek yoktu. Bunların tümü tehlikeli bilgilerdi. Böylece Sezar’ın başlattığı kıyım, Hz. Ömer ile sonuçlandırılmış oldu. Fakat çok az da olsa bir kesim Hz. Ömer’in böyle bir yıkım yapmadığına inanıyor.

İskenderiye Kütüphanesi’nden Kalan Lanetli Kitaplar

Peki tüm kitaplar yok olmuş muydu? Hayır, büyük yangından kurtulan yapıtlar vardı. Bunlar M.S. 646’dan sonra titizlikle gizemli insanlar tarafından saklandılar ve sadece belli kişilerin erişimine sunuldular.

Yok olan belgelerin, önce asıl metinleri, sonra kopyaları ve en sonra da özetleri kayboldu. En önemlisi, Mısırdan Önceki Uygarlıklar ‘ı anlatan yapıtlardı. Kuşkusuz, günümüze kadar bazı ipuçları kaldı ama yeterli olamadılar. Mısırdan Önceki Uygarlıklar ile ilgili araştırmalar da bu nedenle sonuçsuz kaldı. İskenderiye Müzesi’nin yakılması ile yok olan sayısız kitap nedeniyle birçok başka konu da karanlığa gömülmüş oldu.

İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı - Lanetli Kitaplar
İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı – Lanetli Kitaplar

Son derece detaylı simya kitapları, elementlerin değişimlerini açıkça gösteren kaynaklar yok edildiler. Çok güçlü büyülerin anlatıldığı kitapların başına da aynı şey geldi. Eflatun’un “Kritias” adlı yapıtında sözünü ettiği ve Mısırlı rahiplerden öğrendiğini söylediği Atlantis Ülkesi ile ilgili kaynaklar da kuşkusuz buradaydı. Sonuçta, İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılması ile, insanlık belki de tarihini bilme şansını tümden yitirdi. Tabi, bu arada çok tehlikeli bazı bilgilerin ortadan kaldırıldığı da unutulmamalıdır. Belki de bu bilgiler, insanlığa büyük zarar vereceklerdi.

Söylentilere göre, Hitler’in Mısır’ı bir an evvel ele geçirme çabasının ardında yatan neden, bu tür bilgileri ele geçirebilme ümidiydi. Dünyayı etkileyebilecek güçlerin kullanımı, Nazilerin eline geçseydi, sonuç herhalde hiç de iyi olmayacaktı.

Süleyman’ın Kitabı Nerede ?- Hermetizm ve Bruno

Roger Bacon‘un elinde, söylentilere göre, Süleyman’ın Kitabı vardı. Bu kitap, İskenderiye Kütüphanesinde yakılan kitaplar arasında bulunuyordu. Tarihi kayıtlar bu kitabın bir kopyasının, 1502’de yakıldığın söylüyor. Peki Bacon daha neler biliyordu? Bu cevabı kolay verilemeyecek bir sorudur fakat elimizden geldiğince bu soruya yanıt vermeye çalışacağız.

Roger Bacon elinde bulunan kitaplardaki bilgileri saklayabildiği gibi kendisini de koruyabilmiştir. Ne yazık ki 1500’lü yıllarda yaşayan Giordano Bruno, Roger Bacon kadar şanslı değildi. Bruno, başka gezegenlerden gelen kişilerin varlığına inandığı için yaşadığı dönemde cadı olduğu öne sürülerek 1600’de yakılarak öldürüldü. Başka gezegenlerden gelen kişilerin olduğuna duyduğu inanç, Giordano Bruno’nun sonu oldu.

Bruno yetenekli bir insandı ve inancını sakınmadan söyleyen cesur biriydi, fakat yaşadığı zaman yanlıştı ve çok konuşmuştu.

Voynich El Yazması ve Hermes Öğretisi

Bruno ile Baron arasında bir ilişki vardır. Bruno, yaşamının iki yılını İngiltere’de geçirdi. Büyük bir olasılıkla, Voynich EI Yazması ‘ndan haberdar oldu ve kullandı.

61 kitaplık yapıtında, büyü ve matematiğin gücü, gezegenlerle ilgili bilgiler ve mucizelerin yorumları vardı. Ayrıca Bruno, gizemli Hermes Öğretisi ‘ni iyi bilen ve anlatan da biriydi. Büyük sırları içeren Hermetik bilgiyi de Bruno çok iyi biliyordu ve sembolik bir şekilde şifreleyerek günümüze dek ulaştırmayı başardı.

Roger Bacon ve Giordano Bruno, çağlarının çok ötesinde bilgilere sahiptiler. Ve büyük bir olasılıkla, bu bilgiyi çok daha eski kaynaklardan, yani İskenderiye Kütüphanesi (İskenderiye Kitaplığı) ‘nde yok olan ya da yok olmaktan kurtulabilen kitaplardan almışlardı.

Süleyman'ın Kitabı Nerede - Hermetizm ve Bruno
Süleyman’ın Kitabı Nerede – Hermetizm ve Bruno

Ölüm Saçan Lanetli Kitaplar

Gizemli kitapların öyküleri bu kadarla bitmiyor. Lanetlenen ve uğursuzlııklarına inanılan tüm bu kitaplar, hemen her çağda ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Peki gerçekten ortadan kaldırılabildiler mi? Sorunun cevabı “hayır”. Dünyanın birçok yerinde, henüz el değmemiş binlerce arşiv ve kitaplık var. Bunların içinde,  ne yazık ki bazı tehlikeli, uğursuz kitaplar bulunuyor. Bir gün, sabırlı ve tutkulu bir araştırmacı, bunlardan birine ulaşırsa o zaman bir bilinmeyenin kapısı daha aralanacaktır.

Lanetli Kitaplar – İskenderiye Kütüphanesi Neden Yakıldı ? – Süleyman’ın Kitabı konulu yazı hoşunuza gittiyse benzer Gizemli Olaylar için:

1-Ruh Çağırma Hikayeleri – Medyum, Stenograf ve Eileen Garett Seansı
2-Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Gizemli Olaylar
3-Absürt Korkunç Hikayeler Kısa – Gece Mezarlığa Gitmek

Ruh Çağırma Hikayeleri – Medyum, Stenograf ve Eileen Garett Seansı

Ruh Çağırma Hikayeleri – Zeplin Kazası

Ruh Çağırma Hikayeleri – Medyum, Stenograf ve Eileen Garett Seansı adlı yazıda; pilotu olduğu zeplin’in yanarak infilak etmesi sonucu hayatını yitiren Teğmen Pilot H. Carmichael Irwin ‘in ruhunun ruh çağırma seansı yardımıyla çağrılması ve çağrılan ruhun, kazanın nasıl gerçekleştiğini anlatmasını konu alan bir hikayeyi dinleyeceksiniz. Lafı fazla uzatmayalım.

R 101, Londra’dan Hindistan’a ilk uçuşunu gerçekleştiriyordu. Birden Pilot Teğmen H. Carmichael Irwin. kullandığı R 101  havada alev alarak düşüşe geçti ve sonunda yere çakılarak infilak etti. Bu kazadan sadece 6 kişi canını kurtarabildi.

Titanik ‘in batısıyla R 101 felaketi arasında birçok benzerlik var. Her ikisi de kendi alanlarının en büyük ve en gelişmiş araçlarıydı. Benzer bir
facia ihtimali milyonda birdi. Ancak ikisi de daha ilk seferlerinde yok oldular. Manş’ın her iki yakasında da duyulan üzüntü çok büyüktü. Zeplin’in uçuşu sırasında ve son anlarında neler olduğunu saptamak çok güçtü.

Kader, felaketten kurtulanları seçerken garip davranmıştı. Bütün yolcular ve tam sorumlu subaylar kazada ölmüştü. Kurtulanlar mürettebattan olan 6 kişiydi. Bunların hiçbirisi de ana kontrol bölümünde değildi. Zaten o bölüm parçalanmıştı.

Devlet adamı Sir John Simon’un başkanlık ettiği mahkeme, kararını 1931 Nisan’ında verdi.  Mahkeme, kazanın öndeki balonların birinde meydana gelen ani gaz kaybından ötürü olduğu inancındaydı. Mahkemeye göre Zeplin, çok alçaktan uçuyordu. Aniden irtifa kaybedince de kaçınılmaz bir şekilde yere çakıldı.

Eileen Garett- Stenograf -Medyum Ruh Çağırma Seansı

Ruh Çağırma Hikayeleri - Medyum, Stenograf ve Eileen Garett Seansı
Ruh Çağırma Hikayeleri – Medyum, Stenograf ve Eileen Garett Seansı

Kazayı izleyen salı günü akşamüstü, dört kişi Londra’daki Ulusal Psişik Araştırmalar Laboratuvarı ‘nda toplantılar. Bunlardan biri Harry Price idi. Price, kendini ruhsal olayları incelemeye adamış bir araştırmacıydı. Gruptaki bir diğer kişi çok ünlü ve yetenekli medyum Eileen Garrett ‘ti. Üçüncü kişi ise Avustralyalı gazeteci lan Coster ‘dı.

Bu üç kişi, yetenekli bir stenograf ile birlikte boş bir odaya yerleştiler. Bayan Garrett hemen transa girdi. Bir süre sonra da konuşmaya başladı. Ses kendi sesi değildi. Uvani adlı bedensiz bir varlığın sesiyle konuşuyordu. Bu ruh yıllarca önce de gelmişti. Amacı, Bayan Garrett ile ruhlar arasında ilişki kurmak ve ölümden sonra hayatın varlığını kanıtlamaya çalışmaktı. Bu varlık, bazen kendi özgün sesi ile mesajlar verirdi. Bazen de kenara çekilir ve başka ruhların medyumla ilişkiye geçmesini sağlardı.

R 101’in pilotu ile temas kuruluyor. O celsenin yapıldığı gün ise varlığını açıkladıktan sonra Uvani Price’a ölü bir Alman arkadaşından söz etti. Bu arada aniden Eileen Garrett ayağa kalktı. Çok heyecanlanmıştı ve yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Uvani, aceleyle gelen varlığın adını söyledi: “Irving ya da Irwin”. Hemen ardından Uvani ‘nin sesinin yerine başka bir ses geçti. Konuşan kişi son derece hızlı, heyecanlı bir ses tonuyla konuşuyordu:

“Zeplinin bütün ağırlığı makinelerin kapasitesinin çok üzerinde. Makineler çok ağır. Bu nedenle tam 5 kez emniyet durumuna geçmek zorunda kaldım. Safralar ise çok küçük” Bir alçalıp bir yükselen sesin sahibi sanki kendini zorlukla kontrol ediyor gibi gibi konuşuyordu. Price ve Coster donakaldılar. “Kaba ağırlık yanlış hesaplanmış. Kontrol bölümüne haber ver! Bu yeni asansörler tamamen delilik. Bir tanesi sıkıştı. Yağ boruları tıkandı. Karbon ve hidrojen oranı tamamen yanlış”

Medyum ve Stenograf Yardımıyla Ruhu Çağrılan Pilot Kazayı Anlatıyor

Bu ifadeler, son derece hızlı bir şekilde medyum tarafından aktarılmaya devam edildi: “Seyir yüksekliğine hiç ulaşamadık. deneme uçuşlarında bile… Zaten o uçuşlar da çok kısaydı. Kimse zeplini tam anlamıyla tanımıyor. Hava vidaları çok küçük. Yakıt verimi çok kötü.  Havalandırma sistemi berbat, o kadar kötü ki beş kez sökmek zorunda kaldık. Bunlardan üçü kalkmadan hemen önceydi. Eyvah! Hava pompası da çalışmıyor. Yük çok ağır. Böylesine uzun bir uçuş için hava çok kötü. Kumaş çok su çekti ve ağırlaştı. Bu yüzden Zeplinin burnu aşağı doğru çekiliyor. Burnu bir türlü doğrultamıyorum, yükselemiyorum. Achy’de neredeyse damlara değiyorduk. Daha sonra yapılacak incelemede dış kılıfın yapısının hiç de elastik olmadığı anlaşılacak. Sonradan eklenen orta bölüm tamamen hata…çok ağır.. Motorların kapasitesine göre yük çok fazla.

Araştırmacı Price ruhtan gelen sesleri mahkeme heyetine sundu. Price ayrıca durumu Hava Bakanlığı’na da bildirdi. Ne keşif mahkemesi, ne de Hava Bakanlığı bu olağanüstü bilgileri kabul etmedi. R 101 trajedisi de böylece kapandı gitti.

Ruh Çağırma Hikayeleri başlıklı yazı hoşunuza gittiyse benzer En Gizemli Olaylar için aşağıdaki yazılarımız okuyabilirsiniz:

1-Candyman Kısa Korku Hikayesi – Şeker Adam Hikayesi
2-Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Gizemli Olaylar
3-Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri

Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri

Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri

Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri başlıklı yazıda bugün öldükten sonra George Chapman adlı medyum aracılığı ile başka bir vücut içinde ameliyatlarına devam eden Dr. Lang ile ilgili gizemli olaylar anlatılacak. Yapılan ispiritizma seansları, yaşanılan reenkarnasyon deneyimleri, ruhun beden değiştirmesi, eterik beden konuları hakkında konuşulacak. Önceki yazıda olduğu gibi tekrar açıklama yapma gereği duyuyorum. Reenkarnasyona inanmıyorum fakat reenkarnasyon yaşayanların iddia ettiği reenkarnasyon hikayeleri beni etkilediği için yazıyı burada paylaşıyorum. Çok fazla zamanınızı almadan hikayeye başlayalım.

Uzun yıllar önce ölmüş olan bir doktorun, bir medyum aracılığıyla başarılı tedaviler, hatta ameliyatlar yaptığı belirtiliyor. Bu bedensiz cerrahın halen yaşayan yakınları ise, onun kendi sesini ve davranışlarını onaylayarak bu olağanüstü olayların gerçek olduğunu vurguluyorlar.

Dr. Lang adı eskisinden çok daha sık konuşuluyor. Çünkü Dr. Lang, özellikle tedavi edilemeyen türde hastalıkları tedavi etmekle tanınıyor. Umutsuz durumdaki hastaların kurtarıcısı Dr. Lang’e Ingiltere’nin Buckinghamshire yöresindeki Aylesbury kentinde başvurulabilir. Tam adı William Lang ‘dir ve onu tanıyana kadar herhangi bir olağanüstülüğe rastlanmaz. Çünkü bu kişinin olağanüstülüğü, şu anda hayatta olmamasından kaynaklanıyor.

Dr. Lang 1937 yılında, 84 yaşındayken ölmüştü. 1946’dan beri Dr. Lang’in, tedavilerini medyum George Chapman aracılığıyla sürdürdüğü öne sürülüyor. Metapsişik araştırmacılar ise, Lang-Chapman ortaklığının medyumluk tarihinin en ilginç olaylarından biri olduğunu belirtiyorlar. Chapman, Ikinci Dünya Savaşı sıralarında kaybettiği 1 yaşındaki kızı Vivian ‘ın ölümünden çok etkilenmişti. Bu olay onu ölümden sonra yaşam konusuyla ilgili araştırmalar yapmaya yöneltti. Birbiri ardına ruhsal seanslara katılıyordu.

ispiritizma Seansları

Önceleri bu seanslar diğer ispiritizma seansları gibiydi. Belirli bir düzeyde medyum olan Chapman transa giriyor ve çeşitli bedensiz varlıklar da onun aracılığıyla mesajlar veriyorlardı. Bununla birlikte Chapman’ın zaman zaman kendinden kuşkulandığı da oluyordu. Acaba tüm bu olup bitenler onun bilinçaltından mı kaynaklanıyordu, yoksa gerçekten bedensiz varlıklar ile temasa mı geçiyordu?

George Chapman, bu kuşkularını gidermek için uygun bir fırsat kolluyordu. Böyle bir fırsatı bir seansında ele geçirdi. Kendisini “Dr. Lang” adıyla tanıtan bedensiz bir varlık ile temasa geçmişti. Belirttiğine göre Dr. Lang yaşadığı dönemde bir cerrah idi ve 1880 yılından 1914’e kadar Londra’daki Middlesex Hastanesi’nde görev yapmıştı. Chapman, Dr. Lang’i yaşayan yakınları aracılığıyla araştırdı. Lang’in ailesinden bazı kişiler ve yakın arkadaşları da bu seanslara katıldı. Sonunda tüm bu kişiler, bu bedensiz varlığın şimdi hayatta olmayan Dr. William Lang olduğunu onayladılar.

Yaşanmış Gizemli Olaylar - Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri
Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri

Reenkarnasyon Deneyimleri

1947’de Chapman, Dr. Lang’in kızı Lyndon ile tanıştı. Lyndon’ın 1977’deki ölümüne kadar birlikte çalıştılar. Lyndon, Chapman’ın aracılığıyla babasıyla konuştuğundan emindi. Onun hakkında şöyle diyordu: “Chapman’ın bedeni içinde ameliyat yapan William Lang, yemin ederim ki benim babamdır: Bundan hiç kuşkum yok.

Dr. Lang’in torunu olan Bayan Fairtlough ise önceleri bu olayların gerçekliğinden kuşku duyuyordu. Nitekim Chapman’ı görmek için Aylesbury ‘e gitti. Amacı Chapman’ın bir sahtekar olduğunu kanıtlamaktı. Fakat sonradan bu düşüncesini değiştirmek zorunda kaldı.

Bayan Fairtlough, fikrini değiştirmesine neden olan olayı şöyle anlatıyor: Chapman ile tanışmaya gittiğimde dehşet ve hayret içerisinde kaldım. Çünkü odadaki adam büyükbabamın ta kendisiydi. Fizik olarak ona benzemiyordu, fakat ses onun sesiydi ve davranışlar onun davranışlarıydı. Bunlar kesinlikle gerçekti. Benimle konuştu, çocukluğumda geçen ve sadece onun bileceği birtakım olaylara değindi. Bundan o kadar etkilendim ki tüm söyleyebildiğim Evet büyük baba, hayır büyük babaydı.

Eterik Beden – Ruhun Beden Değiştirmesi

Chapman, bir trans şifacısıydı. Dr. Lang onun aracılığıyla ameliyatlarını gerçekleştiriyordu. Bu görüşe göre, ruhsal beden bir ruh değildir. Bazı araştırmacılar bu ikinci bedene ” eterik beden” adını da veriyorlar. Bu kişilere göre bu beden, fiziki bedendeki çeşitli hastalıkları ve olumsuzlukları yansıtıyor. İşte Dr. Lang’in belirttiğine göre, üzerinde çalıştığı, tedavileri yaptığı bu bedendi. ‘Yine belirttiğine göre görünmeyen bir tür ameliyat ekibi de Dr. Lang ‘e ameliyatlarında yardımcı oluyordu. Bu ekipte kendisi gibi bedensiz olan oğlu Basil de vardı.

Basil de yaşadığı dönemde bir doktordu. 1974 yılında Joseph Tanguy adında genç bir Fransız, bir beyin tümörü ameliyatı geçirdi. Tümör, habis idi ve çok hızlı yayılıyordu. Doktorlara göre Fransız’ın sadece birkaç aylık ömrü kalmıştı. Fakat Tanguy’u ameliyat eden doktor, Dr. Lang’in adını duymuştu. Genç adama George Chapman’a başvurmasını önerdi. Tanguy seanslara katıldı ve birkaç aylık bir tedavi gördü. Tedavi sonrası tümör yavaş yavaş küçüldü. Bir zaman sonra yapılan tıbbi testlerde tümörün tamamen yok olduğu anlaşıldı.

Reenkarnasyon Kitapları – Öteki Dünyadan Bir Cerrah

George Chapman, araştırmacı-yazar Roy Stemman ve Fransız bir doktor ile birlikte yazdıkları, ” Öteki Dünyadan Bir Cerrah ” adlı kitabında Dr. Lang’in bu olağanüstü tedavilerine geniş bir şekilde değiniyordu. Kitapta Lang’in birkaç celsede genç bir delikanlıdaki habis tümörü tedavi ettiği ve yine bir ameliyatta doğuştan felçli 7 yaşındaki bir çocuğu yürütmeyi başardığı gibi birkaç hikaye anlatılıyor…Başka bir hikayede buluşmak üzre…

Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri ile ilgili yazı hoşunuza gittiyse Benzer Yazılar İçin:

1-Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri
2-Yaşanmış Korkutucu Hikayeler – Gerçek Değişik Hikayeler
3-Çanakkale’nin Alçıtepe Köyü ‘nde Yaşanmış Esrarengiz Şehit Hikayesi
 Reenkarnasyon hikayeleri ile ilgili daha fazla bilgiye İngilizceniz varsa buradan ulaşabilirsiniz.

Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri

Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri

Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri başlıklı yazıda bugün gerçekten yaşanmış reenkarnasyon olayları iddiasından bahsedilecek. Ayrıca Reenkarnasyon yaşayanlar tarafından sunulan reenkarnasyon kanıtları da anlatılacak. Baştan söylemeliyim ki reenkarnasyona inanmıyorum fakat reenkarnasyon yaşayanlar tarfından anlatılan reenkarnasyon hikayeleri beni etkilediği için yazıyı burada paylaşmaya karar verdim. Lafı fazla uzatmadan yaşanmış reenkarnasyon örnekleri nelerdir, anlatmaya başlayalım.

Yeniden dünyaya gelmede rekor, Amerikalı doktor Blanche Baker‘in bir hastasına aittir. Dr. Baker, San Francisco’da doğmuştu. Aynı kentte yaşayan hastası, İskoç, İngiliz ve Amerikan karışımı bir soydan dünyaya gelmişti. Bu adam şimdiki yaşadığı hayatından önce 23’ü erkek, 24’ü kadın olmak üzere toplam 47 hayatı yaşamakla övünürdü. Övünmekle de haklıydı. Çünkü, vermiş olduğu geçmiş hayatlarına ait bilgilerin çoğu doğru çıkmıştı.

Dr. Baker’a ruhsal bakımdan rahatsız olan birçok hasta gelirdi. Baker, hastalarını iyileştirmek için onları ille de geçmiş yaşamlarına döndürmek amacında değildi. Hiçbir hastasına geçmiş yaşamına dönmesi için telkin de yapmıyordu. O ilk kez 1950 yılında kullanılan çok özel bir teknik uyguluyordu.

Önce hastasını hipnoz altına alıyor, sonra onu yaşantısının çeşitli olayları içinde adeta gezdiriyordu. Hastalar, özellikle yaşadıkları şiddet olayları, ölümler ya da bazı yakınlarıyla olan ilişkilerinden çok etkileniyorlardı. Böylelikle, bir olaydan başka olaya geçiyorlar, çoğu zaman kendilerini birden geçmiş yaşamlarında buluyorlardı. Bu yöntem ” Serbest çağrışım yöntemi “ydi.

Reenkarnasyon Yaşayanlar - Reenkarnasyon Kanıtları - Reenkarnasyon olayları
Reenkarnasyon Yaşayanlar – Reenkarnasyon Kanıtları – Reenkarnasyon olayları

Reenkarnasyon Yaşayanlar ve Geçmişte Yaşanılan Acı Olaylar

İnsan bilincinin en belirgin özelliklerinden biri, acı ve sıkıntı veren olayları bastırmasıdır. Bu tip olaylar, hatırlanmak istenmediğinden hemen bilinç altına itilirler. Hipnoz sırasında ise durum değişir. Kişiler hatırlamak istemedikleri olayları, adeta yeniden yaşayarak anlatmaya başlarlar. Dr. Baker, hastalarının büyük kısmından, geçmiş yaşamlarının acı hatıralarını dinlemiştir.

Dr. Baker’ın hastalarından Bayan Jane Winthrop‘u ele alalım Hipnoz sırasında Jane, 18. yüzyılda Massachusetts’e yerleşmiş ve Allan adlı kocasını kaybetmiş bulunan Mary Dunlap oluyordu. Bir gün Dr. Baker’e şöyle dedi: “Allan’ın ölümünden söz ettiğim her seferden sonra kendime geldiğimde, çok müthiş bir acıdan yeni kurtulmuş gibi oluyorum.”

Ruhsal bakımdan rahatsız olan birçok kişinin bilinçaltında, daha önce yaşadıkları bir olayın sıkıntısının yattığı bilinir. Hipnoz yoluyla böyle olayların ortaya çıkarılması ve hastanın tedavi edilmesi çok yaygındır. Fakat ele aldığımız konuda durum değişik.

Ruhsal rahatsızlığı ve sıkıntısı olan hastalar hipnoza alınmıyor. Tedavinin belli bir anında, birden bire başka kişiliğe bürünüyor, sıkıntılarını anlatıyorlar. İşte bu başka kişilik onların bir önceki ya da daha önceki yaşamı olarak kabul ediliyor.

Tuhaf Reenkarnasyon Olayları

Olay Amerika’da geçiyor. Bayan Joanne Mc Iver, 1969’da, doktor olan babası tarafından geçmişe döndürüldü.

Baba-kız, Toronto’nun 129 km kuzeyindeki Orillia’da yaşıyorlardı. Joanne büyük bir ruhsal sıkıntı içerisindeydi. Bu yüzden babası onu hipnotize etti. Hipnoz sırasında kızı, toplam 6 adet geçmiş hayattan söz etti. Bunların en sonuncusunda Bayan Susan Ganier olarak dünyaya gelmişti.

Mc Iver, ailesinin bu gün yakınında oturdukları, sonradan Owen Sound adını alan Sydenham’dan 145 km uzaktaki Kanada’da Ontario St. Vincet’da 1835’te doğmuştu. Susan, 1849 Temmuz’unda, kiraladığı topraklarda çiftçilik yapan Thomas Marrowla evlenmiş, gezici vaiz Mc Eachern’ın kıydığı nikahtan sonra Massie köyüne yerleşmişti. Kocası 1863’te bir kazada ölmüş, dul bir çiftçi karısı olarak sakin bir hayat geçirdikten sonra 1903’te ölmüştü.

19. yüzyıla ait kırsal bölgelerin doğum ve ölüm kayıtları eksik olsa da, Genier’in hikayesinin doğruluğunu gösteren kayıtlara rastlandı. Ontorio Orman ve Toprak Dairesi’nin bastırdığı bu yüzyıla ait haritada Ganier çiftliği görülmektedir. Birçok haritada olmasa da, Massie köyü, ayrıca Susan’ın sözünü ettiği diğer yerler de bulunmaktadır.

Susan’ın 1909’da ölen yakın arkadaşı, posta müdürü Bayan Speedie’nin mezartaşı da oraya yakın bulunan Annan köyünde duruyor. 1969’da 80 yaşın üstünde bulunan Arthur Eagles, Ganier ailesini ve ebeveynlerinin Thomas’ın eşi olduğunu söyledikleri Susan Marrow’u arabayla Owen Sound’a götürmüş olduklarını hatırlıyor.

Reenkarnasyon Kanıtları – Reenkarnasyon Örnekleri

Toronto Kamu Kayıtları Dairesi de, Joanne’in önceden adını verdiği Mrs Speedie, Massie’de demirci Robert Mac Geregor, dükkan sahibi Joshua Milligan ve değirmenci William Brown’ın yaşadıklarını doğruluyor.

Susan’ın o günkü hayatın ayrıntılarına dair söyledikleri de doğrudur. Şeker, paketlerle getirilip, kutusu 10 cente, eyerler 7,5-12 dolar arasında, portakallar çok pahalıya satılmakta, o zamana ve o yöreye özgü olarak bir tür at arabasına “demokrat” denmektedir. Bu sonuncu ayrıntı o bölgede yaşayanlarca bilinmektedir. Ayrıca Joanne, aralarında kilise bahçesi, bir ambar ve Susan’ın eski evi olmak üzere, Susan’ın bildiği yerleri fark ettiğini söylemişti. Varlığından kimsenin haberi olmadığı bir kuyunun yerini bile söylemişti.

Hipnozun bir yerinde, sanki aynı anda iki dünya arasında gidip geliyordu, şimdiki ve geçmiş hayatının hatıraları birbirine karışıyormuş gibi kendisinin Susan Ganier olduğunu hissediyordu. Geçmişe döndüğünde, sesi doğal kısıklığını kaybedip daha hafif titreşimli bir hal almaktaydı.

Ünlü İngiliz hipnozcu Arnall Bloxham‘ın ulaştığı, 400 geçmişe dönme olayının büyük çoğunluğu Susan Ganier’in anlattığı gibi, sakin geçmiş hayatlara aitti.

Jeffrey Iverson - Reenkarnasyon Örnekleri ve Reenkarnasyon Hikayeleri
Jeffrey Iverson – Reenkarnasyon Örnekleri ve Reenkarnasyon Hikayeleri

Reenkarnasyon Yaşayanlar – Birden Çok Hayatım Var

Jeffrey Iverson‘un ” Birden çok hayatımı var ?” (1976) adlı kitabında ayrıntılı şekilde sergilenen, ayrıca televizyon ve radyoda yayınlanan hayat hikayeleri ise gerçekten dramatikti. Bunların arasında, tam 6 tane geçmiş hayatı olan Jane Evans bu konuda en tanınan kişilerdendir.

Reenkarnasyon Hikayeleri - Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri
Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri

Eski Roma döneminde bile yaşamış olan Jane Evans, hipnozda ilk önce, Eboracum kentinde yaşayan Konstantius ve Helena’nın oğluydu. Sonradan , Roma imparatoru olan Konstantin’in hocası Titus’un karısı, MS 286’da yaşamış Livonia oldu.

Livonia ve Titus bir tahta oymacısı olan Albanus tarafından Hıristiyan yapılmışlar, Diokletian’ın saltanatı sırasındaki vahşet ortamında ölmüşlerdi.

Roma imparatorluğu dönemindeki Britanya üzerine uzman olan Prof. Biran Hartley’in dediğine göre, “Livonia, çok değerli tarihsel bilgilere sahipti ve böyle bir hikayenin ana hatlarını çıkarabilmek için sayısız esere başvurmak gerekti.” Sonuçta, verilen bilgilerin doğrulukları araştırıldığında çoğu doğru çıktı.

Reenkarnasyon Hikayeleri – Katledilen Yahudiler

Bayan Evans’ın Rebecca adlı Yahudi bir kadın olarak geçirdiği bir sonraki hayatı, çok değişik bir kişiliği göstermektedir. Rebecca, York Castlegate’teki St. Mary Kilisesi’nin bir mahzeninde başka yahudilerle birlikte katledilmiştir.

Bu bilgilerin verildiği geçmişe dönme seansından birkaç yıl sonra, 1975’te keşfedilene kadar, böyle bir mahzenden kimsenin haberi yoktu. Aynı katliam üzerine bir kitabı olan Prof. Barrie Dobson, Jane’in hikayesinin o zamana dair bilinenlerle çelişik olmadığını ileri sürdü. Ayrıntıların şaşırtıcı şekilde doğru olduğunu, tutmayan bilgilerin bile geçerli olabileceğini belirtti.

Jane Evans’ın bu bilgileri kitaplardan edinmiş olmasına imkan yoktu. Öyle olmuş olsa hipnoz sırasında okuduğu ve kafasına yerleştirdiği bütün kitapları anlatması gerekirdi.

Jane Evans bugün dünyada kullanılmayan bir dili konuşuyordu. Ayrıca sadece Jane Evans, 6 değişik kişiliğe sahip olduğu için her geçmiş hayatına geçişte dil ve lehçe değiştiriyortu. Bazen sadece eski dil hocalarının bildiği lehçelerle konuşmaya başlıyordu. O yüzden Jane Evans’ın gerçekten 6 geçmiş hayatının da doğru olduğuna inanılıyordu.

İnsanın dünyaya birden fazla kez gelip gelmediği konusu kolay kolay kapanacağa benzemiyor. Eğer gerçekten bugün yaşanılan sıkıntıların kaynağında geçmiş yaşamlar varsa, ya da insan şu anki yaşamında geçmişteki yaşamından edindiği bilgi ve deneyimleri kullanabilirse, işte o zaman, hayatın birçok güçlüğü rahatlıkla ortadan kalkabilir.

Reenkarnasyon Hikayeleri – Yaşanmış Reenkarnasyon Örnekleri ile ilgili yazı hoşunuza gittiyse Benzer Yazılar İçin:

1-Yaşanmış Gerçek Dini Hikayeler
2-Yaşanmış Korkutucu Hikayeler – Gerçek Değişik Hikayeler
3-Çanakkale’nin Alçıtepe Köyü ‘nde Yaşanmış Esrarengiz Şehit Hikayesi

Uzayda Ezan Sesi – Neil Armstrong’un Ayda Ezan Sesi Duyması

Uzayda Ezan Sesi – Neil Armstrong’un Ayda Ezan Sesi Duyması

Uzayda ezan sesi duyulması olayı eminim çoğunuz duymuşsunuzdur. Duymasına duydunuz fakat bu olay ne kadar gerçek? Bu yazıda uzayda ezan sesi duyulması olayı ile ilgili bilgiler aktaracağız. Ardından Ayda ezan sesi duyulması olayını yaşayan astronotların bu olayın akabinde yaşadıkları gizemli olaylar neler teker teker bunlara değineceğiz.

Günün birinde uzaya gitmek insanoğlunun en büyük hayaliydi. Nihayet bu hayal 1969 yılında son buldu. Fakat bu işi asıl gerçekleştirmiş olan astronotlar bu olaydan sonra garip bir biçimde çeşitli sebeplerden dolayı işlerinden uzaklaştırılarak silinip gittiler.

Mercury, Gemini ve Apollo uçuşlarında görev yapmış olan astronotlardan gelecekte de yararlanılması düşünülüyordu. Columbia ve Challanger uzay mekiği projelerinde, eski astronotların yerine yenileri kullanıldı. Aslında mekik projesinin gerçek amacı, normal insanların da uzaya gitmesini ispatlamaktı. Çünkü uzay mekikleri, belli bir yüksekliğe çıkan, uzayın derinliklerine yönelemeyen araçlardı.

Shuttle Uzay Projesi Neden Hayata Geçirilemedi ?

Bir sonraki “Shuttle” uzay projesi, deneyimli astronotların yapabileceği bir işti. “Shuttle” projesi uzaya bir yerleşim ve kolonileşme projesiydi ve bu işi ancak deneyimli olanlar yapabilirdi. Gelin görün ki bu düşünce, deneyimli tüm astronotların kişilik bozukluğu göstermesi nedeniyle hayata geçirilemedi.

Bu güne kadar yaklaşık 30 erkek ve kadın astronot uzay uçuşları için seçildiler. Bu insanlar “Shuttle” projesinde pilot ve bilim adamı olarak görev yapacaklardı. Ayrıca 50 kişilik de bir ek liste hazırlanmıştı. Fakat bu listenin içinde hiçbir deneyimli astronot yoktu. Zaten onların alın yazılarını değiştiren şey de uzaydı.

Bir anda büyük bir üne kavuşan bu insanlar aslında birbirine çok benziyordu. Çoğu yüksek rütbeli kara, hava ve deniz subayı idiler. Hepsinin yaşı kırk civarlarındaydı ve hepsi evli olup çocukları vardı. Bütün bu özellikler akıllı, tedbirli ve düzenli bir yaşam ortamına uygun bir insan tipini gösteriyordu.

Bu kişiler tüm uçuş hazırlıkları sırasında en zor koşullar altında yaşam savaşı vererek örnek bir biçimde davrandılar. Uçuş süresince hiçbiri sarsılmadı. Büyük zorluklara rağmen dünyaya dönmeyi başardılar. Peki, bir insanın yaşayabileceği en zor şartları atlatan bu insanlara dünyaya döndükten sonra neler oldu?.. Sanki dünyaya ayak bastıkları anda, yaşadıklarının faturasını ödüyor gibiydiler. Ama asıl sebep bunlar değildi.

Uzayda Ezan Sesi Duyulması Olayı - Ayda Ezan Sesi
Uzayda Ezan Sesi Duyulması Olayı – Ayda Ezan Sesi

Neil Armstrong Ay’a ilk ayak bastığında Ezan Sesi Duyuyor

Dünya’ya dönüşünün o muhteşem günlerinden kısa bir süre sonra Armstrong NASA tarafından görevinden uzaklaştırıldı. Bundan sonra bir üniversitede görev aldı ama bir süre sonra paronoyik rahatsızlıklar gösteriyor gerekçesiyle bu görevden de uzaklaştırıldı. Tüm bu olaylardan sonra eşinden de ayrıldı. Neil Armstrong artık tamamen yalnız bir yaşamı tercih etmişti ve hiç kimseyle görüşmüyordu. Bir zaman sonra Mısır’a gitmeyi düşündü ve bu düşüncesini gerçekleştirdi.

Kahire’ye yaptığı seyahatte çevreyi gezerken duyduğu bir ezan sesi ile bir anda şoka girdi. Geçirdiği şoktan sonra kendine geldiğinde işe şu cümleleri söyledi. “Ben bu sesi Ay’a ilk ayak bastığım zaman da duydum.”Bu olaydan sonra Armstrong’un Müslümanlığı seçtiği de söylenir. Duyduğu ezan sesi ile yaşamı değişen Armstrong kendini ruh bilimine adadı.

Ayda Ezan Sesi Duyulması - Uzayda Ezan Sesi
Ayda Ezan Sesi Duyulması – Uzayda Ezan Sesi

Edwin Aldrin, Armstrong ‘tan sonra Ay’a ikinci ayak basan astronottu. Dünya’ya döndükten kısa bir süre sonra çok ağır sinir krizleri geçirdi. Uzun bir süre hastanede sinir tedavisi gördükten sonra o da karısından ayrılarak yalnızlığı seçti. Ama seçtiği yaşam Armstrong ‘tan biraz daha farklıydı. Artık her önüne gelen kadınla düşüp kalkmaya başlamıştı. Aklı fikri seksteydi. Daha sonra bir uzay malzeme şirketinde işe başladı günümüzde ise nerede olduğu ve ne yaptığı tam olarak bilinmiyor.

Uzaya çıkan astronotların içinde en zeki astronot olduğu iddia edilen Edgar Mitchell ise uzaydan döndükten sonra bambaşka bir insan olmuştu. O da önce öbür arkadaşları gibi hemen karısını boşadı. Uzayda Allah’ın varlığını duyduğunu söylüyordu. Bir süre sonrada kendisini ruh bilimine adadı ve terapiyle hastaları iyi etmeye çalıştı. Ayrıca beyin gücünü kullanarak çelik eşyaları parçalamayı denedi.

James Irwin Ayda Allah ile Karşılaştığını İddia Ediyor

Allah ile karşılaştığını söyleyen diğer bir astronot ise James lrwin oldu. James Irwin, uzayda Allah’la karşılaştığını ve burada yaşadığı büyük zorlukların Allah tarafından çözüldüğünü ve toplamış olduğu taşların ona Allah tarafından verildiğini söylüyordu. Bir süre sonra NASA’dan ayrılarak dinsel bir tarikat kurdu ve tarikatın başına geçti.

Psikologlar,  halen uzay kurbanlarını çözümlemeye çalışıyorlar. Onları altüst eden etkinin, özel bir korkunun verdiği sarsıntıdan kaynaklandığını belirtiyorlar. Bazı psikologlar astronotların yaşadıkları bu sarsıntıyı, yaşadıkları gezegeni aniden uzayda yüzen bir gök cismi olarak görmelerine bağlıyor. Bu şok nedeniyle astronotların ruh hallerinin değişebileceğini düşünüyorlar.

Psikologlar bu korkunun daha beteri de olduğunu söylüyorlar. Astronotun yıllardır kendisini güvende hissettiği gezegeninin dışında olmasının ve olayı yönlendiren mekanizmanın kendisini yörüngede bekleyen uzay gemisine gönderip gönderemeyeceğini de bilmiyor olmasının astronotu daha derinden etkileyebileceği düşünülüyor. Yeteneği ve geleceğini başkasının ellerinde hisseden astronot muazzam bir korku yaşıyor. Ve sonunda astronot bir ömür boyu bu korkunun kurbanı oluyor.

Uzayda Ezan Sesi Duyulması Olayı ile ilgili yazı hoşunuza gittiyse Benzer Yazılar İçin:
1-Yaşanmış Gizemli Olaylar – Gerçek Reenkarnasyon Hikayeleri
2-Yaşanmış Korkutucu Hikayeler
3-İntihar Ettiren Yasaklanan Şarkı ” Kasvetli Pazar “
Bu arada Ayda Ezan Sesi Duyulması olayını isterseniz buradan da inceleyebilirsiniz.

Ölümsüz Saint Germain Kontu

Ölümsüz Saint Germain Kontu

200 yıldır yasayan Ölümsüz Saint Germain Kontu, 18. yüzyıl Avrupa saraylarına tepeden inme girmiştir. Ölümsüz Kont ‘un gerçekte nereli olduğu ve gerçek adı bilinmiyordu. Kendi kendine St. Germain Kontu ünvanını vermişti.Ayrıca daha sonra Welldone Kontu olarak da anılacak olan kont hem Simyacı hem sanatçı hem de bir diplomattı. Peki namı diğer Welldone Kontu gerçekten öldü mü, yoksa hala yaşıyor mu? Şimdi gelin Ölümsüz Kont ile ilgili gizemli olaylar neler anlatmaya başlayalım

Hala büyük bir gizem taşıyan St. Germain Kontu hakkında ilk tarihsel kayıt, 1740’larda Viyana sosyetesi haberlerinde geçiyor. Son derece şık ve zarif, 30 yaşlarındaki bu insan, bir hayli de yakışıklıydı. O yıllarda göz alıcı renkli ipek ve saten giysiler modaydı. Ancak, Kont St. Germain, aksine siyah rengi seçiyordu. Çok sayıda olan değişik elbiselerinin tümü siyahtı. Yalnızca boyun bandı ve gömlek göğüslerinin fırfırı beyazdı. Bu ona ciddi bir görünüş sağlıyordu.

Ölümsüz Saint Germain Kontu
Ölümsüz Saint Germain Kontu

Doğrusu kimse onun giysisinin rengiyle pek ilgilenmiyordu. Çünkü tepeden tırnağa her yerinde elmas ve pırlanta takılar görkemle parlıyordu. Parmaklarında, aksesuarlarında, bastonunda, enfiye kutusunda ve ayakkabılarının üstünde ışıldayan elmaslardan başka, para kesesi de düzinelerle elmasla doluydu. Bunları para niyetine kullanıyordu. Altına tenezzül etmez bir hali vardı. Zengin olmaktan çok, bir mücevher yontucusuydu sanki. Onun yontuları zarif, soylu gerdanları süslüyordu.

200 Yıldır Yaşayan Ölümsüz Kont

Fransa’nın Belle Adası’nın Valisi, Ölümsüz Kont ‘u modacı Lobkowitz ve Kont Zabor ’la tanıştırmıştı. Almanya’da başlayan arkadaşlık, daha sonra Viyana Sarayı’nda Kont St. Germain’in tanınmasına yol açtı. Paris’teki olağanüstü durum olmasaydı, bu adam sıradan biri sayılabilirdi. Ancak Parisli asillerin soy ağacı ile şeref konuklarının kaydedildiği “Kronik” ‘de yer alan Madam B.’nin anılarında Kont, “Şeytan” olmakla suçlanıyordu. Çok yaşlı olan bu kadın, yine kendi çağdaşı olan yaşlı Kontes Von Gregory’nin verdiği partiye gitmişti. Orada soylular birbirlerine tanıştırıldığı için, Madam B., Kont St. Germain’in teşrifatta takdim edilmesiyle ilgilendi. Otuz küsur yaşlarındaki bu adamı, son eşinin Venedik elçisi olduğu 1670’lerden tanıyordu.

Acaba uzak anılarda kalan öteki Kont St. Germain, onun babası mıydı? Bu soruya Kont Germain, “Hayır” dedi. “O bendim, sizin genç bir kız halinizi hatırlıyorum.” Madam B. hafızasını yokladı. 70 yıl önce, 45 yaşlarında bir St.
Germain kontu hatırlıyordu. Şimdi o adam 70 yıl sonra ve daha genç olarak karşısına çıkmıştı. Yaşlı kadın bir açıklama bekliyordu. Kont gülümseyerek, “Madam ben oldukça yaşlıyım” dedi. Madam B. ise şöyle dedi: “Benim genç kızlığımı hatırladığınıza göre, 100 yaşını aşmış olmanız gerekiyor.

Kont St. Germain, kendinin iki katı yaştaki kadına, döneminin ayrıntılarını ve onun özel yaşamından anıları anlattı. Özellikle, soylu kadının bir kez tutuklandığını söyledi. Kadın, bunu bir utanç sayarak sosyeteden gizliyordu. Şimdi bu sırrının ortaya çıkması karşısında, yaşlı kadın çığlık atmaktan kendini alamadı: “Siz olağan bir insan değilsiniz, bir şeytansınız!” Kont da sesini yükseltti: “Hatırınız için sizi bağışlıyorum. Bana hak etmediğim isimler takmaktan sizi men ederim.” Tutanaklar, Kont’un bu itham karşısında felç ya da krampa benzer tikler içinde hışımla salonu terk ettiğini yazıyorlar.

Saint Germain Kontu Welldone Kontu Adını Alıyor

Bazı nedenlerden dolayı Ölümsüz Kont St. Germain, Fransa’dan kaçmak zorunda kaldı ve Rus Çariçesi Büyük Katerina ‘nın hizmetine girdi. (Büyük Katerina ve Aşk Hayatı adlı makalemizde Büyük Katerina ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz)  Kont, Büyük Katerina yanında generalliğe kadar yükseldi ve “Welldone Kontu” adını aldı. Daha sonra yüksek dereceli bir mason olmak üzere başvuru yaptı. Bir süre sonra İskoçya ve Paris localarında terfi etti.

Ölümsüz Welldone Kontu
Ölümsüz Welldone Kontu

Welldone Kontu Gerçekten Öldü Mü?

27 Şubat 1784 yılında Welldone Kontu ‘nun, Prens Karl’ın Eckenförde’deki malikanesinde öldüğü rivayet edilir. Öldükten sonra Welldone Kontu namı diğer Ölümsüz Kont ‘un malikanesi yanındaki mezarının taşına şunlar yazılmıştır: “Burada yatan kişi Ölümsüz St. Germain Kontu ya da Welldone Kontu diye bilinir. Hakkında başka bir bilgi yoktur. Fakat Saint Germain Kontu gerçekten öldü mü? Ölümünden sonra  1784 ile 1820 yılları arasında çok sayıda tanık onun yaşadığını görmüşlerdir. Bazı Okültistler onun hala aramızda yaşadığından emindirler.

Benzer Tuhaf Gizemli Hikayeler İçin:

1-Evliya Hikayeleri – Kısa Dini Hikayeler – Evliya Emir Ahmet Buhari
2-Yaşanmış Sıradışı Olaylar
3-Dünyanın En Korkunç Resmi

Ölümsüz Saint Germain Kontu ile ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Garip Olaylar +18 – Enteresan Hikayeler 18– Değişik Hikayeler 18

Garip Olaylar +18 Enteresan Hikayeler – Acayip Olaylar

Garip Olaylar +18, Enteresan Hikayeler, Acayip Olaylar yazı dizinimiz eski gazetelerde okuyucuların anlattığı enteresan, zaman zaman partal değişik hikayeler yardımıyla oluşturulmuştur. İlk enteresan hikaye köpeğin içinden geçtiğini iddia eden bir arkadaştan geliyor.

Ben 15 yaşında bir gencim. Benim başımdan çok ilginç bir olay geçti. Korku Hikayeleri ‘ne inanmam fakat bu olay aklıma geldikçe hala tüylerim diken diken oluyor. Daha 7-8 yaşında bir çocuktum. Karanlıktan çok korkardım. Karanlıktan korktuğum için geceleri annemle birlikte yatardım. O gün çok erken vakitte annemle beraber yatmıştım. Gece yansı aniden uyandım, yanımda annem yoktu. Yan odada yatan ağabeyim ve ablamın yanına gittim. Ancak ikisini de yataklarında bulamadığım için tekrar yatağıma yatmak zorunda kaldım. Gerçekten çok korkuyordum. Yorganı başıma kadar çekip üzerimi örttüm. O sırada bazı sesler duydum. Bu sesler bir köpeğin sesine benziyordu. Fakat ne bizde ne de yakınlarımızda köpek besleyen kimse yoktu.

Enteresan Hikayeler – Değişik Hikayeler
Enteresan Hikayeler – Değişik Hikayeler

Bir an sesin nereden geldiğini anlamak için yorganı başımdan aşağı çekerek indirdim. Baktığımda dehşete kapıldım. Girdiğim odanın kapısının önünde bembeyaz bir köpek duruyordu. Çok korkmuştum. Ancak, cesaretimi toplayıp yataktan fırladım ve kapıya doğru bağırarak koşmaya başladım. İnanılmaz bir şeydi, köpeğin içinden geçmiştim. Elim, ayağım titriyordu. Dış kapıyı açtım ve komşumuzun kapısını yumruklamaya başladım. Kapıyı açtıklarında ailemin de orada olduğunu gördüm. Onlara olayı anlattım. Onlar ise “Hayal kuruyorsun” diyerek bana inanmadılar. Ama gerçekten bu olay başımdan geçti. Daha sonraları o şeyin köpek şekline girmiş bir yaratık olabileceğini düşündüm.

Birden Canlanan ve Konuşmaya Başlayan Ördek

Merhaba, size başımdan geçen ilginç olduğuna inandığım bir olayı anlatacağım siz de benim gibi ilginç bulursanız yayınlarsınız. Arkadaşım Mert’le birlikte gölde ördek avına gitmiştik. Göldeki sazlıkların içinde oturmuş vurduğumuz ördeklerden birini pişiriyorduk. Ateşin köz olmasını beklerken bir yandan da sohbet ediyorduk. Bir ara vurduğumuz ördeklerden birinin hareket ettiğini gördük. Mert “Bunu yaralamışsın ama ölmemiş, can çekişiyor baksana” diyerek ördeği gösterdi. Ben ördeği yoklamak için  elimi uzattığım zaman garip bir şey oldu. Ördek sıçrayıp uçtu ve hemen üstümüzdeki bir ağaca kondu. Ben şaşkın şaşkın bakarken birden bir ses duydum. Ses ördekten geliyordu: “ Sizler yüzyıllardır bizi zevk için vurup öldürdünüz, ama artık öldüremeyeceksiniz çünkü bizler sizi yok edeceğiz” Ördek konuşmasını bitirdikten sonra tiz bir çığlık attı. O sırada vurduğumuz 5 ördek de canlanıp havalandı ve birden bize saldırmaya başladılar.

Enteresan Hikayeler – Değişik Hikayeler
Enteresan Hikayeler – Değişik Hikayeler

Biz neye uğradığımızı şaşırmıştık. Her ikimiz de ördeklerin gaga darbelerinden korunmaya uğraşıp bir taraftan da kaçıyorduk. O korku ile tüfeklerimizi bırakıp arabaya zor yetiştik.O gün bu gündür ne ava gidiyorum ne de ördek avlıyorum.

Benzer Paranormal Hikayeler 18+ İçin:

1-Evliya Hikayeleri – Kısa Dini Hikayeler – Evliya Emir Ahmet Buhari
2-Yaşanmış Sıradışı Olaylar
3-Yaşanmış Korku Hikayeleri – Yaşanmış Korkunç Kısa Hikayeler

Evliya Hikayeleri – Kısa Dini Hikayeler Oku – Evliya Emir Ahmet Buhari

Evliya Hikayeleri – Kısa Dini Hikayeler

Evliya Hikayeleri başlıklı yazıda bugün size İstanbul Evliyaları arasında gösterilen Evliya Emir Ahmet Buhari’ nin eski bir gazete ekinde okuduğum hikayesini paylaşacağım. Yaklaşık 25 sene önce yayımlanan gazete ekinin kısa dini hikayeler bölümünde yer alan hikaye paranormal bir hikaye. Bu yüzden inanıp inanmamak size kalmış. Yalnız hikayeyi anlatmadan önce bir konuyu değinmekte fayda var. Günümüzde hala evliyalardan, şeyhlerden, vb. yardım bekleyen insanlar mevcut. Bunun en önemli nedeni cahillik ve bize gönderilen Kuran-ı Kerim’den bihaber olunmasıdır. Halbuki Kuran’ın daha başında yer alan Fatiha süresine baksak, bu konu ile ilgili surenin içerisinde “İyyake na’büdü ve iyyake nestain” geçtiğini görebiliriz. Türkçesi şöyledir: “Biz yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz ” Bu yüzden Allah’tan başkasına kulluk etmeyin ve Allah’tan başkasından yardım dilemeyin diyerek hikayeye geçiyorum. Bu arada bu tarz paranormal hikayelere inanmıyorum, sadece Kuran’da geçen paranormal olaylar ve dini kıssalara inanıyorum. Bunun nedeni de Kuran’ın Allah’ın sözü olmasıdır.

İstanbul Evliyaları – Evliya Emir Ahmet Buhari

Emir Ahmet Buhari Istanbul Fatih’te yaşadı. Doğum tarihi net bilinmiyor. 1516 yılında Fatih’te vefat etti. Küçük yaşlarda Hace Ubeydullah Ahrar’dan dersler aldı. Buhari, insanlara doğru yolu göstermek için Kütahya’nın Simav kasabasına gelen evliya Abdullah İlahi’nin yanında yetişmeye başladı. Birlikte Nakşibendi tarikatını Anadolu’da yaymaya başladı.

Evliya Hikayeleri - İstanbul Evliyaları
Evliya Hikayeleri – İstanbul Evliyaları

Bir gün Emir Ahmet Buhari’ nin torunu Necmi Çelebi şiddetli bir hastalığa yakalandı. Şehirdeki bütün doktorların muayene etmesine rağmen onu iyileştiremiyorlardı. Verdikleri ilaçlar tesirsiz kalıyordu. Babası Mahmut Çelebi oğlunun iyi olacağından ümidini kesmeye başladı. Yakınlarından biri “Ahmet Buhari’ye haber verelim gelsin dua etsin” dedi. Buhari eve geldiğinde hastanın nabzı çok hafif atıyordu. Buhari hastaya Kur’an-ı Kerim okuduktan sonra ellerini kaldırıp dua etti. Kısa bir süre sonra gözlerini açan hasta, başucunda duran Emir Ahmet Buhari’yi görünce yataktan kalkıp ellerinden öptü.

Ahmet Buhari çalışmayı çok severdi. Simav’da kaldığı sürede gece-gündüz çalışırdı. Emir Ahmet Buhari 1516 yılında öğrencilerine vasiyetini yazdırdı. Vasiyeti “Mezarımı, mescidimin güneyindeki duvar dibine koyun. Yanındaki defne ağacını kesmeyin” şeklindeydi. Emir Ahmet Buhari vefat ettikten sonra bedenini yıkayan Mahmut Çelebi defin esnasında yaşadığı olayları şöyle anlatıyor:

İstanbul Evliyaları - Evliya Hikayeleri
İstanbul Evliyaları – Evliya Hikayeleri

Evliya Emir Ahmet Buhari’nin Defni Sırasında Yaşanan Olay

“Mübarek bedeni şu fakir yıkadı. Bir öğrenci arkadaşım da su döküyordu. Yıkama esnasında üç defa gözünü açtı. Etrafına baktı. Hiç konuşmadan tekrar gözlerini kapattı. Kıbleye kendisi döndü mezara indirildikten sonra kıbleye doğru sağ yanı üzerine döndü. Cenazede olanlar hayretler içinde salavat getirmeye başladı. Daha sonra mezar toprakla kapatıldı. Öğrenciler mezarın üzeri belli olması için ağaçla örtmek istediler. Kabrin yanında bulunan ağacı keserek mezarın üzerini örtmeyi uygun gördüler. Ben müsaade etmedim, öğrenciler ısrar ettiler. Daha sonra öğrenciler mezarlığın yanındaki ağacı kesmişler. Kabrin etrafını duvar yapıp üzerini örtmüşler. Kısa bir süre sonra o taşların arasından aynı ağaç çıkıp büyümeye başlamış. Öğrenciler ağacın tekrar çıktığını görünce çok şaşırmışlar. Korku içinde gelip anlattılar. Mezarlığa gittiğimde öğrencilere Emir Ahmet Buhari’nin vasiyetini hatırlattım”. Emir Ahmet Buhari’nin mezarı Fatih Camii’nin batısındaki Emir Buhari Camii’nin yanındadır.

Benzer Paranormal Hikayeler İçin:

1-Gizemli Olaylar
2-Yaşanmış Sıradışı Olaylar
3-Dünyanın En Korkunç Resmi ve Yaşanmış Olayları

Evliya Emir Ahmet Buhari hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Ünsüz Kahin Mother Shipton Kehanetleri

Shipton Ana Kehanetleri

Bildiğiniz ünlü kahinler kim? diye sorsam eminim hepiniz ilk olarak Nostradamus ‘un ismini söyleyeceksiniz. Çünkü Nostradamus kehanet deyince aklımıza gelen ilk ünlü isim. Bugün kehanetleri ile sizi dehşete düşürecek ve büyük bir olasılıkla tanımadığınız Shipton Ana veya Mother Shipton hakkında konuşacağız. Shipton Ana kehanetleri ile yüzlerce yıl öncesinde günümüzün dünyasını ve daha ötesini anlatmıştır. Shipton Ana önemli bir kahin çünkü bazı kehanetleri Nostradamus’tan bile ötede. Şimdi söz konusu gizemli olaylar nasıl başlıyor, öğrenelim.

Herkes geleceğini bilmek ister, geleceği öğrenmek öylesine bir tutku ki, bu yüzden geçmişi pek düşünmeyiz. Oysa eskiler, “Geçmiş gelecekteki olayların unutulmuş resimleridir” derler. Gelecek deyince akla kehanet ve kahinler geliyor tabii ki, bildiğimiz kahinler vardır ama hiç adını sanını duymadığınız daha öyleleri var ki… İşte bunların başında da İngiltere’nin Yorkshire Bölgesinde Knaresborough Kasabası’nda günümüzden 500 yıl kadar önce yaşamış olan Mother Shipton veya Shipton Ana geliyor, yaşadığı çağda cadı olarak tanınan bu kadın hakkında bilinenler gerçekten inanılmaz.

Mother Shipton Kehanetleri

Önce kuşkuculara bir mesajımız var, Shipton Ana ile ilgili orjinal belgeler ve hakkında yazılmış olan kitaplar bugün İngiliz kitaplıklarında duruyorlar ve bunların yüzlerce yıl önce yazıldığı kesin, isteyen gidip görebiliyor. Şimdi Shipton Ana ‘nın bazı kehanetlerini paylaşalım ve kararı sız verin:

Mother Shipton Kehanetleri
Mother Shipton Kehanetleri

-Sonra evrensel barış olacak tüm dünyada ve sonra o göklere gidecek bütün bunlar kadınlar pantolon giy diklerinde, binalar yıldızlara yükseldikten sonra olacak,”
-Arabalar atsız gidebilecekler, her yerde kazalar olacak. Dünyanın her yerinde düşünceler uçacak, bir göz kırpacak kadar kısa bir süre içinde,
-Tepelerin üzerinden insanlar geçecek, üstelik hiçbir ata binmedikleri halde.
-Suyun altında insanlar yürüyecek,suyun altında gezecek, uyuyacak ve konuşacaklar.
-Göklerde insanlar görülecek,beyaz, yeşil ve siyahın içinde.
-Demir suda yüzebilecek,aynen tahta tekneler kadar kolayca…

Ne dersiniz? Bunların yüzyıllarca önce yazıldığını bir düşünün Biraz açalım mı? Önce trenler, otomobiller sonra telsiz, telgraf, radyo, ardından motorlu hava ve kara araçları çok açık bir şekilde anlatılmamış mı? Ardından Shipton Ana denizlerin altında ulaştığımız teknolojiden söz ediyor, denizaltıları, su altı modülleri tarif ediyor. Beyaz gövdelerinin üzerinde siyah ve yeşil yazılar bulunan uçakları veya roketleri, daha sonra da gemileri… Shipton Ana’nın bunları nasıl bilebildiği konusunda hiç ama hiçbir fikrimiz yok. Hakkında bilinen tek gerçek, bir kahin, iyi bir şifacı olduğu ve yaşadığı çağda bir cadı olarak tanındığı. Yaşamı hakkında gerek Londra ‘daki Swiss Cottage Library’de bulunan belgeler, gerekse de British Museum kaynakları, onun bir tür evliya olarak kabul edildiği şeklinde

Kahin Shipton Ana Başbakanın Sonunu Görüyor…

Knaresborough’daki “Shipton Ana Merkezi” nde anlatılanlara göre 1488 yılında şimdi bir müze olarak kullanılan Shipton Ana Mağarası ‘nda doğmuş, daha sonra çevrede Başpiskoposu olan Kardinal Wolsey, Kraliçe Anne Boleyn’in nikahını yaptırmamıştı, sonunda da zavallı kraliçenin yaşamını yitirmesine neden oldu, işte o zaman Shıpton Ana, bunun günah olduğunu ve Kardinal’ın, tanrının huzurunda suçunu kısa zamanda ödeyeceğini söyledi. Kehanet duyuldu ve Kardinalin kulağına kadar gitti. Kardinal Wolsey kızmıştı, engizisyon gücüne dayanarak Knaresborough’a gidip Shipton Ana ’yı bizzat yakacağını ilan etti. Bunu duyan Shipton Ana  şun kehanette bulunmuştur:

Kardinal Wolsey beni yaktıramayacak.  Kardinal buraya  kadar gelecek ama kasabamı ancak uzaktan görebilecek      kadar yaşayacak. Ayrıca evinden ayrılmasını da yaşamıyla ödeyecek.

Tarih aynen yazıyor, Kardinal Wolsey York’a ulaştı, sağlığı iyi değildi. Kente on mil uzaktaki bir şatoda mola verdi, şatonun kulesine çıkarak uzaktan Shipton Ana’nın kasabasını seyretti. Yola devam edecek hali yoktu ve o akşam Kral’dan gelen bir haberci Londra’ya dönme emrini getirdi. Hakkında dava açılmış ve Kraliçe’ nin ölümüne neden olmakla suçlanıyordu, rakipleri boş durmamıştı. Kardinal zar zor geri dönebildi ama yargılanamadan hastalığı ilerledi ve öldü. Sonuç olarak Shipton Ana yanılmamıştı Kardinal Wolsey olayı Mother Shipton ‘ın tarihe geçmesine neden olan en önemli olaydır.

İkinci Dünya Savaşı Hakkında Kehanetler

Bu tür mega kahinlerin kendi ülkelerinin geleceği ile de yoğun olarak ilgilenmeleri dikkat çekicidir. Ne yazık ki bizler kendi geçmişimizde bu tür örnekleri pek bulamıyoruz. Bunun bir nedeni, böyle bir araştırmaya kimsenin kalkışmaması olabilir. Karanlık, tozlu arşivlerde ne inanılmaz olayların ve gerçeklerin yattığını düşünmek dahi heyecan verici. Shipton Ana kehanetleri arasında bir diğer ilginç örnek de 2. Dünya Savaşı ile ilgili:

-Ateş ve su bir araya gelecekler,
-İngiltere Yahudi’ye sığınak olacak.
-Yahudi aşağılanacak, ezilecek, tüm Hristiyanlık bütün olarak doğuncaya kadar.

Shipton Ana’nın tarifiyle ateş ve su bileşimi deniz ve hava savaşlarını ima ediyor, ardından Nazilerin Yahudilere uyguladığı Soykırımın ve sonunda da Hristiyan müttefiklerin bütünleşip Almanya’yı durdurmalarının kehanetlerini görüyoruz, peki ötesi var mı? Elbette var, Shipton Ana bugünün ötelerine de bakmış:

-…Zambak mutlu bir dünyada olacak ve denizde aslana karşı yürüyecek, sayısız gemilerle bir yanda olacak. Sonra insanoğlu gelecek, vahşetle ve silahlarla…Ay topraklarındaki krallık görkemli olacak ve insanoğluna karşı yardım aramak için o geçecek aslanın topraklarına. Sonra doğudan kartal gelecek ve insanoğlu ışınlarla şatoları ve Thames’i yıkacak. Birçok ülke arasında savaşlar olacak, kanlı savaşlar görüyorum. Zambak F.K. tacını kaybedecek, insanoğlu 4. yılında K.W.’yi seçecek ve tüm dünyada evrensel barış olacak. Sonra o göklere gidecek. Bütün bunlar kadınlar pantolon giydiklerinde, binalar yıldızlara yükseldikten sonra olacak.

Benzer Yazılar İçin:
1-İntihar Ettiren Yasaklanan Şarkı “Kasvetli Pazar”
2-Mezardan Gelen Sesler
3-Elke Sommer’in Yaşadığı Gerçek Hayalet Hikayesi

Ayrıca, Shipton Ana Kehanetleri ve Mother Shipton’ın kendisi ile ilgili detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.